Gazetevatan.com » Yazarlar » Bu hafta televizyondan ağıma takılan 5 şey

Bu hafta televizyondan ağıma takılan 5 şey

20 Ekim 2016 Perşembe


"İnsanoğlunun kıskançlık, başkalarını çekememe hastalığından kurtulması, daha çok zaman alacaktır. Bu zamanın ne kadar uzun olacağını bilemem ama yeryüzünde kötülüklerin, ağır haksızlıkların sürekli gizli kalamayacağını, adaletin, gerçeğin yok edilemeyeceğini bilmek beni rahatlatıyor ve sevinmem için yetiyor." -Cengiz Aytmatov, Gün Olur Asra Bedel
 
 
 
1- Yolanthe Cabau'lu Mina Towers reklamı
 
Galatasaraylı Wesley Sneijder'ın eşi olan Yolanthe, memlekete indiği günden beri güzel yabancı yenge kontejanından ilgi odağı. Yaptığı somut bir iş yok ama popülaritesinden geçilmiyor. Kızın bir suçu yok. Biz yabancı yenge seviyoruz. Neyse bu kızımızı sonunda bir reklama koydular. Mina Towers reklamı. Nedense Kadıköy'ün Bağdat Caddesi'nin pabucunu dama atacak bir lokasyon iddiasında söz konusu kuleler. Yolanthe de sonsuz saadeti caanım Üsküdar'a Gideriken şarkısının üstüne yazılmış tuhaf sözlerle Mina Towers kulelerinde buluyor. Hayır İngilizcem beni yamultmuyorsa "towers" zaten "kuleler" demek. Düşünelim...
 
Reklam, Yolanthe'nin korkunç fosforlu pembe elbisesi ve ardından bir Candan Erçetin klibindeymişçesine akın akın gelen kalabalıkla korkunçluğun zirvesini görüyor. Ama daha da beteri reklamdaki kadın kim diye defalarca baktım, baktım... sonra tahmin hakkımı kullandım. Evet. Yolanthe'ymiş. Benim bile güçlükle tanıdığım bir "celebrity"i yurdum insanı nereden tanısın, çok merak ediyorum. Üstelik tuhaf makyaj, tuhaf açı ve tuhaf ışık yüzünden Yolanthe kendinden başka her şeye benziyor reklamda. 
 
Günün sonunda resmen tüyler ürpertici bir reklam olmuş. Tebrik ediyorum. Antipati uyandırarak ilgi çekme konusunda resmen bir devrim bu reklam ama daha iyisi var...
 
 
 
2- Simge Sağın'lı Deichmann reklamı
 
Da-da-da-da-dayhman. Deichmann. Yaz desen yazamam markanın adını. Jake Gyllenhaal'ün soyadını yazmayı bile bir yılda öğrendim. Jiyllenhöööl diye telaffuz edildiğini çözmem de zaman aldı elbet. 
 
Markaların isimleri zor olduğunda ve bağımsız olarak Türkiye pazarına girdiklerinde tutundurma için önce markanın adını kafalara kazımak gerekiyor. Bu doğru. Ama bu şekilde ve bu şiddette kazımak doğru mu bilemedim. Reklam konsepti genel olarak güzel. Son günlerin popüler şarkıcısı Simge, üç farklı fonda ve konseptte en popüler şarkısı "miş miş muş muş"u DAYHMAN'a uyarlanmış sözlerle söylüyor. Geçen yazın en popüler şarkısıydı bu. Bu kışın da en kafa şişiren şarkısı oldu tebrik ediyoruz markayı. Bir de anlayamıyorum... O kadar prodüksiyon, çaba... Reklamda kullanılan ayakkabılar resmen demode görünüyor. Neden? Bir yerinden tutunca diğer yerinden dökülmek zorunda mı reklamlar? Bu reklamdan ne öğrendik? Dayhman demeyi. Aferin bize. 
 
 
 
3- Kürk Mantolu Maradona
 
Funda Özkalyoncu'nun sabah programında yaptığı Kürk Mantolu Madonna gafını sağır sultan bile duydu. Herkes ağzına geleni yazdı, söyledi, durumla eğlendi.  Bana gerçekten inanılmaz gelen tek bir şey var bu konuda... Israrla kitabı okuduğunu iddia etmesi. Ve kitabın bildiğimiz popçu Madonna'nın hayatından söz ettiğine inanması. Bu tarz programlarda bu tarz cehalet gafları gırla gider. Ancak söz konusu Türkiye'de bugüne kadar en çok satmış roman. Son üç yıldır best seller o kitap. Hadi hiçbir fikrimiz yok, varmış gibi davranmamak gerekiyor. Funda sanırım 65 yaşına yakın şu anda. Yine bildiğim kadarıyla Fransız koleji mezunu. İyi derecede İngilizce ve Fransızca bilir. Eski binicidir. Yarışlarda hakemlik yapar. Şu gafı X biri yapsa eminim kimse bu kadar sallamazdı ama yaşını başını almış "kültürlü" izlenimi veren biri yapınca kıyamet kopuyor işte. 
 
Çok üzülmüş Funda. Kuyruğu da dik tutmaya çalışıyor. Hakkında espri yapan herkesi, hepimizi engellemiş Twitter'dan. Canı sağolsun. Birileri küsecek diye biz düşündüğümüzü söylemeden geçmeyeceğiz elbette. Eminim bir daha bilmediği bir şeyi bildiğini iddia etmeyecektir. Çünkü insanların asıl öfkelendiği Kürk Mantolu Madonna'yı yanlış bilmesi değil, kitabı okuduğu ve konuyu bildiği konusunda ısrar etmesi. Her şey insanlar için diyor, konuyla ilgili en sevdiğim caps'i açıklamak istiyorum... Omuzlarına kürk almış Maradona fotoğrafının altına "Kürk Mantolu Maradona" yazan arkadaş... Hinsin!
 
"Madonna'nın hayatını Beren Saat mi oynayacakmış? Ama Beren Madonna'ya hiç benzemiyor ki?!" diyen arkadaş... Bir alkış da sana. Yine bir bahaneyle bilen bilmeyen iyi eğlendik. İnşallah bilmeyenler öğrenmiştir. Bilenler de çok abartmasın. Herkesin bilmediği bir şey vardır. Yeter ki bilmiyorum demeyi bilelim. 
 
 
 
4- Aşk Laftan Anlamaz & Seviyor Sevmiyor
 
Naif bir ergen gibi her bulduğumda izliyorum bu iki diziyi. Aşk Laftan Anlamaz, Show Tv'de. Bu dizide en bayıldığım şey başroldeki Hande ve Burak'ın güzellikleri. Resmen ikisine de saatlerce bakmak istiyor insan. Senaryoda bir muhteşemlik yok. Konu standart. Ancak yan rollerdeki tipler de çok tatlı. Demet Gül, Merve Çağıran, Süleyman Felek, Özcan Tekdemir, Oğuzhan Karbi... Son derece başarılılar. Tamamen oyuncuların güzelliği, sevimliliği ve yeteneği izletiyor diziyi. Yönetmenin de hakkını yemeyelim elbette. Müge Uğurlar iyi kotarıyor işi. Kadın işlerini kadınlar yönetmeli. Orası kesin. 
 
Seviyor Sevmiyor, bana kalsa sezonun en zayıf işiydi. Dergicilik dünyasını anlatmak hiç kolay değildir zira. Zaten bu dizide de aynı şey yaşanıyor. Konunun dergiyle bir alakası yok. Ortada bir dergi var. Bir yayın yönetmeni var. Bir yazı işleri müdürü var ama dergi ne dergisi anlamıyoruz. Go Flamingo kadın dergisi mi? Magazin dergisi mi? Eğer erkek dergisi değilse, aktualite, sanat ya da ekonomi, yayın yönetmeni erkek olmaz o derginin. Yoksa genel müdür mü Gökhan Alkan'ın oynadığı karakter? Bilmiyoruz. Derginin ne dergisi olduğunu bilmediğimiz gibi. Ben zaten konu reklam ajansında geçiyormuş gibi izliyorum. Ortam dergiye değil ajansa benziyor. Zaten senaryo ekibi dergicilik konusunda sıkıştığı için ana aksı hep ofis dışına taşıyor. Sakıncası da yok. Bence Deniz ve Yiğit'in karmaşık aşk ekseni daha sevimli zaten. Güney Kore dizisi She was Pretty'nin uyarlaması olan Seviyor Sevmiyor'a bayılma nedenime gelince... Bir! Çocukluğumun 90'ların şarkıları çalıyor sürekli. Geri dönüşlerinde kendi ergenliğimi-çocukluğumu görmek beni çok mutlu ediyor. Senaryoda boşluklar var dedik ama tırt demedik. Harika bir formül bence o şarkılar.  Müziklerini kim yapıyorsa dizinin ona da tebrikler. İki! Zeynep Çamcı'yı inanılmaz tatlı buluyorum. Her gördüğümde ısırasım geliyor. Öyle sevimli. Yiğit Kirazcı da bu sefer aşmış kendini. Bitli bohem rolünde baya döktürüyor. Gökhan Alkan, biraz fazla karikatür oynuyor, komedi oynamıyor ama olsun... Güzel çocuk. Görüntüsü yetiyor. Ben seviyorum bu diziyi vallahi. Kim sevmiyor çok da önemli değil. 
 
 
 
5- Hayat Bazen Tatlıdır
 
Hasta olduğum için geçen haftayı evde geçirdiğimi televizyonla ilgili bir yazı yazmamdan anlamışsınızdır elbette. Neyse ki ziyaret edenim boldu. Yalnızlık çekmedim. Çok şükür. Dinimiz amin. 
 
Sadede gelecek olursak... Gani Müjde, Hayat Bilgisi'ni küçük revizelerle 15 yıl sonra yeniden yazıyor. Hamdi Alkan çekiyor. Afet Hoca rolünde Birce Akalay, Amil Müdür rolünde Ufuk Özkan oynuyor. Vay! Rüyanda görsen "Tövbe" der uyanırsın. 
 
Çok tutmuş bir diziyi yeniden çekmeyi elbette ki mantıklı bulmuyorum. Orijinal senaryo sıkıntısı mı çekiyoruz? Hikaye mi bulamıyoruz? Biraz zorlasak buluruz bence. Çemberi kırıp farklı yazarlarla çalışmayı deneyebiliriz mesela. 
 
Öte yandan... İş güzel görünüyor. Birce İnanılmaz başarılı yeni bir karakter daha yaratmış. Taklide düşmüyor. Kendi sınırlarını çiziyor. Ufuk Özkan hep aynı. Sanırım Benim Annem Bir Melek'ten beri her rolde aynı adamı oynuyor. Kendisini çok sempatik ve tatlı bulurum. Ama gerçek bu. Hayat Bazen Tatlıdır'da Ufuk'u izleyin, Geniş Aile'deki Cevahir okula müdür olarak atanmış sanırsınız. 
 
Bu arada dizinin bonusu dünyalar güzeli bir kız. Simay Barlas. Alır yürür, ben size söyleyeyim. Dizi zamanla yükselecektir. İlk bölümde totalde 5. AB'de 3. olmuş. Bakacağız. 
 
 
 
Bu hafta Koç dolunayı yaşadık. Ortalık birbirine girdi. Elbette ki hasta olduğum için ortalık karışırken ben "Ama hastayığğğğaaaam" diyerek kenarda durdum. Aferin bana. 
 
Haftanın kalanında...
 
Kader kısmet ve iyilikli şeyler olsun. 
 
Herkes sevdiğine kavuşsun. 
 
Çok amin.