Gazetevatan.com » Yazarlar » Kimse kriz beklemesin

Kimse kriz beklemesin

18 Temmuz 2016 Pazartesi


Merkez Bankası’nın açıkladığı tedbirler piyasalardaki oynaklığı azaltacaktır. Kriz beklemiyorum ancak gerginlik olacaktır. Piyasalar kısa sürede kendi mecrasına dönebilir.

PPK’nın yarınki faiz toplantısına kadar dolar/TL’de 2.90’lı seviyelerin test edilme olasılığı fazla. Faizde 50 baz puan indirim garanti gibi. Üzerinde bir indirim de sürpriz olmaz.

Zorlu bir hafta sonu geçirdik. Sebepleri ile muhtelif söylentilerin olduğu, hazırlanış ve uygulamaya konuşu itibariyle birçok soru işaretinin halen devam ettiği darbe girişimi başarısızlığa uğradı. Demokrasi galip geldi. Darbe başarılı olsaydı, büyük ihtimalle bu yazı yayınlanmıyor olacaktı, piyasalar çok büyük olasılıkla kapanacaktı. Piyasaların açılması, ekonominin normal seyrine dönmesi 1-2 haftayı alacaktı. Hatta sermaye kontrolleri ile karşı karşıya bile kalacaktık. Neyse ki bunların hiçbiri olmadı.

Evet, yaşananlar küçümsenecek şeyler değil. Bundan sonraki dönem için belirsizlik artmış olsa da ordunun bir kez daha darbeye teşebbüs etmesi olasılığı önemli ölçüde azaldı. Muhalefet partileriyle birlikte ortak tavır alınması bundan sonraki çözümlerin demokrasi içinde üretilmesini zorunlu kılacak. 

3.05’e yükselmesi normal

Cuma akşamı saat 22:30 gibi “garip” bir saatte başlayan darbe teşebbüsü sonrasında dolar/TL kuru 3.0510 seviyelerine kadar yükseldi. Normal iş günü sonunu 2.8950 seviyelerinden kapatan dolar/TL kurlarının “kalkışma” ile birlikte 3.05’lere yükselmesi anlaşılabilir bir durum. Yaşanan girişim sonrasında her şeyin eskisi gibi olmasını beklemek anlamsız.

Mutlaka bu durumun yarattığı tedirginliğin ortaya çıkaracağı ekstra bir oynaklık olacak. Ancak darbe girişiminin başarısız olması, bu girişimin hafta sonuna denk gelmesi, finansal piyasalardaki oynaklığın kısa süreli olmasını sağlayacak. Davutoğlu-Yıldırım “değişiminde” olduğuna benzer bir şekilde kısa sürede piyasalar kendi mecrasına dönebilir.

PPK’dan 50 puandan fazla indirim gelir mi?

Normal koşullarda dolar/TL’de 2.89’lu seviyeleri görür müyüz emin değilim. Ancak yarın (19 Temmuz) PPK toplantısına kadar düşük 2.90’lı seviyelerin test edilmesi olasılığı hiç de küçümsenmeyecek kadar fazla. Bunun ardından birçok sebep sayılabilir. Piyasa katılımcılarının “çoklu maliyet seviyeleri”, darbe girişiminin başarısızlığa uğraması sonrasında AK Parti iktidarının daha da güçleneceği bunlardan birkaçı... AK Parti iktidarının daha da güçlenecek olması bundan sonraki dönem için nasıl bir yol haritası izleyeceğine bağlı olarak önem kazanacak. Zira darbeyi de atlatmış bir iktidar olarak, “Ben tek başıma yoluma devam edeceğim” diyecek olursa; kısa vadedeki kazanımların bir süre sonra kayba dönme ihtimali ortaya çıkacak. Yok eğer “Bu demokrasi sınavından hep birlikte başarıyla çıktık” diyerek, muhalefeti de kapsayıcı politika izler, iç barışı temin edecek bir yol takip edecek olur ise kazanımlar tüm ülke adına kalıcı olacaktır.  

Yarın yapılacak Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısından yeni bir faiz indirimi bekleniyordu. Kalkışma öncesinde 50 baz puanlık bir indirim fiyatlanmıştı. Ancak öncesinde gelen ve beklentilerin üzerinde kalan Haziran enflasyonu, yeni ortaya çıkan siyasi “gerilim” ile birlikte indirim 25 baz puanda mı kalır, yoksa PPK bu sefer “Bekleyelim” mi der? Ben bekleyeceklerini sanmıyorum. Asıl soru; indirim 50 baz puanın üzerinde olur mu? 

Faiz koridorunun alt ve üst bandının “simetrik” olması adına 75 baz puanlık bir indirim de gelebilir. Yüzde 7.50’lik haftalık repo faizi sabit kalabilir, yüzde 9 olan gecelik fonlama faizi

75 baz puanlık bir indirim ile 8.25’e gelebilir. Böylelikle borç alma faizi yüzde 7.25, borç verme faizi de 8.25 ile artık faiz indirimlerinin sonuna da gelinebilir .

Merkez oynaklığı azaltacak

Kısa vadede Merkez Bankası’nın; Bankalar Birliği yönetim kurulu üyesi olan bankaların Hazine’den sorumlu genel müdür yardımcıları ile yaptığı toplantı sonrasında açıklamış olduğu önlemler paketi de bugün açılacak piyasalardaki oynaklıkları azaltmayı amaçlıyor.  

Merkez Bankası bugün itibariyle oluşabilecek likidite sıkışıklıklarının ortaya çıkarabileceği “gereksiz oynaklıkları” azaltma çabasında. Yerinde bir çaba bu.

Piyasalarımızın kapalı olduğu günlerde yurt dışında yaşanan bu hareketler kısa zamanda bizim piyasaların “bıraktığı” seviyelere geri döndüğünü geçtiğimiz Brexit, Atatürk Havalimanı saldırılarında da görmüştük. Bu kez de benzer bir durum olabilir, bence de olacak. 3.00 seviyelerinin üzerinde özellikle yerli yatırımcıdan satış gelecek diye düşünüyorum.

 

BIST boşlukları kapatır mı?

Geçen hafta BIST 100 için 79.500 seviyesinin önemli eşik olduğunu, bu aşılmadan önce geride bırakmış olduğumuz 3 boşluktan en az ikisini kapatabileceğini daha sonra yükselişin gelebileceğini yazmıştım. Yanıldım, BIST Cuma gününü 82.825 ile hafta boyunca gördüğü en yüksek seviyeden kapandı.

Başarısız darbe girişimi piyasaların kendi mecrasında akacağı anlamına gelmiyor. Ortada yaşanmış bir gerilim var ve bazı fon yöneticilerinin ilerisi için görüşleri değişebilir. Piyasalarda bir kriz olmasını beklemiyorum. Ancak bu tek başına piyasaların; Cuma günü kaldığı yerden yola devam edeceği, yükselmeyi sürdüreceği anlamına gelmiyor. 

Beklentim geçen hafta belirtmiş olduğum boşluklardan bir kısmının bu belirsizlik ortamında kapanması yönünde. Geçen haftaki yazımdan: “...ilk aşamada 76.817-77.177 arasındaki, sonrasında da 27-28 Haziran’da 75.161 ve 75.855 arasındaki “boşluğu” kapatacak bir düzeltme yaşanacaktır.”Bu seviyeler kapanır mı? İhtimaldir ki ilk seviye test edilebilir. Eğer yükseliş trendi devam ederse de 85.550 test edilebilir ancak bu olasılık şimdilik düşük. 

 

Fonlar çıkar mı?

Hafta sonu yaşanan olayı kısa vadede sükunetle atlatabiliriz. Hatta bazı agresif fon yöneticileri için alım fırsatı bile olabilir. Ancak orta vade için aynı

iyimserliği korumak zor görünüyor. Turizm ile ilgili olarak bu yıla dair son kalan umutları da tüketmiş olabiliriz. Buna bağlı ya da benzer şekilde uzun vadeli doğrudan yatırımcılar “bekle-gör” davranış biçimini tercih edebilir. 

Portföy tercihleri...

AK Parti’nin yukarıda belirtmiş olduğum politika tercihi, yurt içindeki yerleşiklerin portföy tercihlerinde etkili olacaktır. “Kapsayıcı” bir politika tercih edilmez, tersine “ayrıştırıcı” politikalara devam edilecek olur ise yerli yatırımcılar da portföy tercihlerini yurt içinden, yurt dışına çevirebilir. Yurt dışından fon girişinin azaldığı bir ortamda, fon çıkışları ekonomiye ek bir yük getirebilir.