Gazetevatan.com » Yazarlar » Merkez indirimi seriye bağlar mı?

Merkez indirimi seriye bağlar mı?

23 Mayıs 2016 Pazartesi


Para piyasaları yeni kabinedeki ekonomi kurmayları ve Merkez Bankası’nın yarınki PPK toplantısına kilitlendi. Fed’den gelen ‘Erken faiz artışı olabilir’ mesajından sonra Başkan Murat Çetinkaya’nın stratejisi merak konusu. Merkez 25 baz puanlık indirimle yetinebilir.
 
Yarın yeni Merkez Bankası Başkanı’nın ikinci Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı var. İlkinde işi görece olarak kolaydı. Eski Başkan’ın bıraktığı yerden devam eden bir indirim yapıldı. Ancak bu seferki durum biraz daha farklı. O günden bu yana iki temel değişiklik oldu. İlki; Ahmet Davutoğlu görevinden ayrıldı, Binali Yıldırım yeni AK Parti Başkanı ve Başbakan olarak görevi devralıyor.
 
Doğal olarak bakanlıklar ve tabii ki ekonomi yönetimi yeniden belirlenecek. Uluslararası fon yöneticilerinin yakından tanıdığı Mehmet Şimşek görevine devam edecek mi, ekonominin yönetiminde yeni isim veya isimlere mi yer verilecek? Eğer yeni isimler gelecek olursa hangi ekolden seçilecekler? Ortodoks politikalar yerine “milli politikaları” izleyecek isimler olursa bu durumda piyasaların tepkisi ne olacak? Bunları kestirmenin zorluğu sizler ve piyasalar için olduğu kadar, Merkez Bankası Başkanı için de var. “Seri faiz düşürmesi gerektiğine inanılan” bir TCMB Başkanı olarak iç politik gelişmelere karşı nasıl bir strateji izleyecek?
 
İkinci temel değişiklik Fed’den geldi. Geçen hafta içinde açıklanan Federal Açık Piyasa Komitesi’nin (FOMC) Nisan ayında yapmış olduğu toplantının tutanakları açıklandı. Komite üyelerinin “çoğunluğunun” ‘Ekonomi gerekli şekilde toparlanmayı sürdürürse, Haziran ayında faiz artışı olur’ fikrinde olduğunun açıklanması piyasaları gerdi. Bölgesel Fed başkanlarından gelen “piyasalar, ekonomi konusunda bizden daha kötümserler” açıklamaları da bu yılki ilk faiz artışının tahmin edilenden yakın olabileceği fikrini güçlendirdi. Her ne kadar Çin ve Brexit meseleleri de görüşülmüş olsa da Haziran’daki bir faiz artışı gerek bizim gibi gelişen ülkeleri gerekse de emtia piyasalarını üzebilir. 
 
Brexit’i bekleyebilir
 
İngiltere’nin AB’den ayrılması (Brexit) için yapılacak referandum 23 Haziran’da, Fed’in bir sonraki toplantısı 14-15 Haziran’da. Son yapılan araştırmalara göre “Kalalım-Ayrılalım” tercihleri birbirinden çok uzak değiller. ‘Kalalım’ diyenler yüzde 44’lerdeyken, ‘Ayrılalım’ diyenler yüzde 40’larda seyrediyormuş. Son yapılan İngiliz seçimleri öncesi yapılan kamuoyu yoklamalarının ne kadar yanıldıklarını hatırlayınca son anketlerin de ne kadar güvenilir olduğu sorgulanacaktır. 
 
Büyük olasılıkla Fed, Brexit’in sonuçlarını bekleyecektir. Bu nedenle de olası bir faiz artışı 26-27 Temmuz’daki toplantıya kalabilir. Yine de çok uzak olmayan bir gelecekten söz ediyorum. Bu arada geçtiğimiz hafta yapılan Anayasa değişikliği ile milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması ile yine geçtiğimiz hafta roketle düşürülen helikopter meselesinin olası yankıları önümüzdeki haftalarda iç siyasi belirsizlikleri artıracaktır.  
 
Tüm bunları bir araya getirdiğimizde TCMB’nin yarınki toplantıda 25 baz puanlık bir indirim ile yetineceğini düşünüyorum. Yeni ekonomi yönetiminin henüz belli olmadığı bir ortamda bu tahmini yaptığımı hatırlatmakta fayda var. 
 
Dolar düzeltmesini yapabilecek mi?
 
Mayıs ayı başında, Davutoğlu’nun görevden ayrılması ile başlayan dönemde dolar/TL kuru 2.7916’dan 3.0010’a kadar yükseldi. 12 iş günü içinde yüzde 7.5’lik bir değer kaybı oldu. Sürenin kısalığı, hareketin büyüklüğü ve haftalık kapanışların 2.9775’in altında kalması nedenleriyle bir düzeltme gelmesi ihtimalinin hiç de az olmadığını düşünüyorum. 
 
Yüzde 7.5’lik değer kaybının tamamı iç siyasi faktörlerden kaynaklanmadı. Bunun içinde euro/dolar paritesinin 1.1615’lerden 1.1180’lere kadar gerilemesinin de payı vardı. Bu etkiyi en iyi gözlemlediğimiz “sepet kurun” bu karmaşa içinde 3.1850’nin altında kapanışlar yapması aslında kur tarafında belli seviyelerin korunduğunu söylüyor. Bu seviye aşılmadan kur cephesinde radikal bir yükselişten söz etmek için erken.   
 
Piyasalar tarafından makul karşılanacak bir ekonomi takımının göreve gelmesi durumunda 2.9510 ve 2.9200 seviyelerinden birinin test edilmesi olasılığı yüksek.
 
Yok eğer; “Fed umurumuzda değil, acil faiz indirimi yapalım” diyen bir ekol ekonominin dümenine geçecek olur ve Merkez Bankası’dan 75 baz puan ve daha yüksek bir faiz indirimi gelirse piyasanın ilk reaksiyonu kurlarda sert bir yükseliş olabilir. Bu durumda ilk aşamada dolar/TL’de 3.0950 seviyesi  test edilebilir ve sepet kurda da yukarıda belirttiğim 3.1850 seviyesinin üzerine çıkılacaktır ki; kurların geri gelmesi, piyasaların sakinleşmesi zaman alacaktır. 
 
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Bülent Gedikli geçen hafta yaptığı açıklamada Merkez Bankası’nın göstermelik değil seri faiz indirimleri yapması gerektiğini belirterek, “Faizi düşürün demek ülkenize güvenin, Türkiye’nin geleceğine güvenin demek, endişe duymayın” demişti.
 
BIST için 2.50 $ seviyesi kritik
 
Dış piyasalardan çok, iç siyasetle birlikte gerileyen BIST 100 endeksi, geçtiğimiz Cuma günü 200 günlük Basit Hareketli Ortalaması’nın (BHO) altında kapandı. 200 günlük BHO 76.916’da iken, günlük/haftalık kapanış 76.357 ile bu seviyenin altında gerçekleşti. Bu durum, düşüşün daha da devam edeceğini söylüyor. Nereye kadar derseniz geçtiğimiz hafta da belirttiğim 75.375 seviyesi ilk destek seviyesi. Bu seviyelere yaklaşıldığında dolar bazında 2.50-2.55 (Nominal BIST 100 endeksinin dolar/TL kuruna bölümü 10 bin bazında) bandının korunup korunmadığına bakmakta fayda var. Bu seviyeler hafta boyu korunacak olur; dolar/TL kurunda da 2.9775’in üzerinde kapanışlar görmezsek piyasalarda yumuşama rüzgarı esebilir.