Gazetevatan.com » Yazarlar » Aman petrol canım petrol

Aman petrol canım petrol

25 Ocak 2016 Pazartesi


Geçtiğimiz hafta Davos bir yana, finansal piyasalar petrol ile yattı, petrol ile kalktı. ABD ham petrolü (WTI) 27.56 ile Eylül 2003’ten, Brent petrolü de 27.08 varil/dolar ile Ekim 2003’ten bu yana gördükleri en düşük seviyelere indiler. Birkaç haber ve faktörün desteği ile Çarşamba-Perşembe dip yapan petrol fiyatları, Cuma günü yüzde 9’u aşan bir ralli ile sert bir şekilde yükseldi. Bu yükselişte neler mi etkili oldu:
 
- Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Mario Draghi’nin para politikası toplantısı sonrasında “şartların gerisinde kalmamak için Mart ayındaki toplantıda stratejilerini değiştirebileceklerini ve bunda ‘sınırlarının’ olmadığını”, bir anlamda Mart’ta yeni olmasa da daha büyük bir parasal genişlemeden söz etmesi, 
 
- Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) bu hafta yapacağı toplantıda ek parasal genişleme konusunu ele alacağı beklentisi, 
 
- Rusya’ya uygulanan yaptırımların yumuşatılabileceğisöylentileri... (Her ne kadar yalanlansa da piyasalar sevdi bu dedikoduları) ABD’de beklenen kar fırtınalarının fuel oil talebini arttıracağı tahminleri,
 
- Aşırı satış bölgesindeki petrol vadeli kontratlarında kâr realizasyonları ve bunların tetiklediği zarar durdurma işlemlerinin bir diğerini tetiklemesiyle hacimsiz sert bir yükselişin önünü açtı.
 
Petrol fiyatlarının toparlaması yılbaşından bu yana adeta dayak yiyen piyasaların çok hoşuna gitti. Hem petrol hem de yaptırımlarının yumuşayacağı beklentisiyle yüzde 9.38 yükselişle günü kapatan Rus borsası bu gelişmelerden en kârlı çıkan borsa oldu. Parasal genişlemenin kokusunu alan Japon Nikkei de Cuma gününü yüzde 5.88’lik yükselişle kapatırken, ABD borsaları yüzde 1.33-2.66’lık yükselişlerle haftayı bitirdiler.
 
 
Gözler yine rublede
 
Geçtiğimiz hafta Rus Ruble’sinin ‘haftanın göstergesi’ olacağını yazmıştım. Rubledeki hareket gerçekten büyük oldu ve özellikle bizim de dahil olduğumuz gelişen ülke para birimlerini de etkiledi. Hem olumlu, hem de olumsuz yönüyle...
 
Geçen haftayı dolar karşısında 77.65 seviyesinden kapatan rublenin 83.70 ile yeni bir zirve görebileceğine değinmiştim. Hafta içindeki zirve 85.96 ile geldi. Petrolün yükselmesi en fazla rubleye yaradı ve haftalık kapanış 78.11’de gerçekleşti. Bu hafta için 76.30-77.20 seviyesi önemli bir destek olacak. Eğer petroldeki yükseliş sürerse 76.30 seviyesinin aşağı kırılması olasılığı var.
 
Yılbaşından bu yana petrol yüzünden dayak yiyen piyasaları yine petrol kurtardı. ECB Başkanı Draghi’nin açıklamaları da borsalara doping oldu. Bu hafta içinde piyasalardaki olumlu havanın devam etmesi durumunda dolar/TL’de 2.9675 seviyesi test edilebilir.
 
Petrol nereye kadar yükselir?
 
Piyasaları önce ipe götüren, sonra da ipten alan petroldeki yükseliş (Zarar durdurma ve kâr realizasyonlarının hızlı olması nedeniyle) bu haftanın ilk yarısında da devam edecek gibi görünüyor. Cuma gününü 32.17 seviyesinden kapatan Brent petrol, bu hafta içinde 35.75 seviyesine kadar yükselebilir. Bu seviyenin ilk denemede aşılmasını beklemiyorum. Eğer hızlı bir şekilde aşılır, haftalık kapanış da bu seviyenin üzerinde gerçekleşecek olursa; en azından önümüzdeki birkaç ay için dip görülmüş demektir. Ancak beklentim 35.50-35.75 seviyesinin önemli bir direnç seviyesi olarak ilk denemede aşılamayacağı ve Brent petrolün önümüzdeki haftalarda bir kez daha 30 doların altını deneyeceği yönünde (Yıl boyunca 30 doların altına indiği her gün bir birim petrol alacağım iddiam devam ediyor. Elde var 8 birim)
 
Dolarda kritik seviye ne?
 
Merkez Bankası PPK toplantısında faiz oranlarında herhangi bir değişikliğe gitmedi. Para politikasında “sadeleştirmeye” gideceğini geçtiğimiz yıl ortasında açıklamış olan Başkan Erdem Başçı’nın en azından politika faizini, “işgören faize” yaklaştırması bekleniyordu, yapılmadı. Hatta “sadeleştirme”; toplantı sonrasındaki açıklamada bile kendisine yer bulamadığı gibi, Başkan’ın görev süresi sonuna kadar rafa kalkmışa benziyor. PPK’nın en azından üst bandı da indirerek yeni bir “oynaklık” yaratılmamış olması, piyasaları bir nebze de olsa rahatlattı ve rublenin “normale dönmesiyle dolar/TL kuru 3.0010 seviyesinden haftayı kapattı. Bu hafta içinde piyasalardaki olumlu havanın devam etmesi durumunda dolar/TL kurunda 2.9825 hatta 2.9675 seviyesinin test edilme olasılığı yüksek. Ola ki 3.0350’nin üzerinde haftalık bir kapanış olması durumunda yeniden 3.0760-3.0880 seviyesinin test edilmesi olasılığı var.
 
BIST’te 71.500 direnç olacak
 
BIST 100 endeksinde haftanın ilk yarısında 71.250-500 bandı önemli bir direnç olacak. Bu seviyenin kapanış bazında aşılması BIST 100 endeksinde önemli bir dibin geride bırakıldığı anlamına gelecektir. Bu durum hasıl olduğunda 72,035 seviyesi ilk, 73.900-74.400 seviyesi de ikinci önemli direnç seviyesi olacak. Ancak benim tahminim ilk seviyenin test edilse dahi aşılamayacağı yönünde. Aşağıda 69.000 (düz) seviyesi halen daha önemli bir “destek” seviyesi olmaya devam ediyor.
 
 
Fed ve BoJ toplanıyor
 
Bu hafta ABD Merkez Bankası’nın (Fed) 26-27 Ocak’ta ve BoJ’un (Japonya Merkez Bankası) 28-29 Ocak’ta toplantısı var. ABD’yi esir alan kar fırtınaları hem bu toplantı hem de önümüzdeki bir kaç toplantıda Fed’in faizleri artırmaması için iyi bir mazeret olacak. Piyasalar bu yıl için 4 faiz artışını hiç mi hiç fiyatlamadığı gibi 1-2 faiz artışı ile yetinileceğini fiyatlıyor. Bu hafta yapılacak toplantıdan herhangi bir faiz artış kararı gelmesi beklenmiyor, ben de beklemiyorum. BoJ, 6’ncıdan sonra 7’nci parasal Genişleme kararını açıklar mı? İlk altısı işe yarasaydı (Pardon ilki işe yarasaydı olmalıydı) 7’nciye ihtiyaç kalır mıydı? Neyse, Japonlar’dan yeni bir genişleme gelebilir ancak çok fazla bir anlamı olmayacaktır. Belki kısa bir süre için Japon Yeni, dolar karşısında 120.50-121.50 bandına kadar değer kaybettirebilir ancak bundan fazla bir etkisi görülmeyecektir.