Gazetevatan.com » Yazarlar » Fed sonrası Merkez'in faiz hamlesi ne olur?

Fed sonrası Merkez'in faiz hamlesi ne olur?

21 Aralık 2015 Pazartesi


Yurt dışı piyasalar Fed toplantısını da ‘kazasız belasız’ atlattıktan sonra “tatil havasına” girecek. Bizim piyasalarımızın tatil havasının önündeki son engel, Salı günü yapılacak PPK toplantısı kaldı. PPK Toplantısından faiz artışı gelmesi neredeyse kaçınılmaz. Ancak ne kadar artıracağı önemli
 
Fed faizi artırdı, şimdi döndük geldik içeriye… Merkez Bankası ne yapacak bu hafta? 22 Aralık Salı günü yapılacak Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında nasıl bir adım atacağı, 2016 yılı için önemli olacak.

Bu toplantıdaki olası kararlara geçmeden önce geçtiğimiz haftayı kısaca hatırlayalım. Fed, 10 yıldan bu yana ilk kez (2008 öncesindeki yüksek faiz ortamından, düşük faize geçiliyordu, krizle dibe inildi) faiz artışına gitti. 0-25 baz puanlık bant, 25-50 baz puan bandına yükseltildi. Fed; bir yandan bu yıl içinde (son toplantıda olsa da) kredibilitesini korumak adına adım attı, diğer yandan "toparlanan ABD ekonomisi” ileride bir gün tökezlerse, bu olasılığa karşın şimdiden önlem aldı.
Petrol fiyatları Brent bazında 36.32, ABD ham petrol WTI bazında 34.53 seviyelerine kadar bir gerileme yaşandı.
 

Dış politika nezdinde son gelişmelere bakıldığında; Türkiye’nin ‘eksen kayması’ olarak adlandırılan “Şanghay 5’lisine meyletmesi” seçeneği, Rus savaş uçağının düşürülmesinden ve Putin’in söylemlerinden sonra artık bir seçenek olmaktan çıkmıştır. Türkiye için artık sadece NATO ve AB seçenekleri kalmıştır. AB’nin 17. faslı açması da bu durumdan dolayıdır. Diğer yandan Irak Başkir’deki askerlerin “kademeli” olarak geri çekilmesi; İsrail ile 5 yılı aşkın bir süredir “donuk” olan ilişkilere yeniden “işlerlik kazandırılması” da bu“üst politikaların” bir devamı olsa gerek. İsrail ile gerek eskiden olduğu gibi bölgede ortak politika oluşturma gerek Rusya ile “olası bir arabuluculuk” ve gerekse de Leviathan Bölgesi gazının Türkiye’ye ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması konusundaki işbirliklerin geliştirilmesi yeni dönemde önemli olacağa benziyor. 
Tüm bu gelişmeler önümüzdeki dönem için belirleyici ve yön çizici olacağından yakından takip etmekte fayda var.

 
Yabancı bankalar 100 baz puanlık artış bekliyor
 
Gelelim bu haftaya… Yurt dışı “tatil havasına”girdi, girecek. Yılın sonlanmasına 9 iş günü kaldı. Yurt dışı piyasaları Fed toplantısını da ‘kazasız belasız’ atlattıktan sonra “tatil havasına” gireceklerdir. Bizim piyasalarımızın tatil havasının önündeki son engel, Salı günü yapılacak PPK toplantısı kaldı.
Merkez Bankası; para politikasını “sadeleştireceğini” söylediğinden bu yana bazı hazırlıklar yaptı, minik bazı adımlar attı. Asıl hamleyi Fed’in faiz artışından sonra yapacağı yönünde piyasalara bazı mesajlar verdi. “Hele bir Fed faizi artırsın, sonra bakarız” tarzındaydı bu açıklamalar. Fed geçtiğimiz
hafta faizi 25 baz puan artırdı, şimdi sıra TCMB’de.

Aslına bakarsanız tıpkı Fed gibi, bizim Merkez Bankamız da faizi çok daha önceden artırması gerekirken bunu yapmadı. Her ne kadar Fed ile sebepleri farklı olsa da enflasyonla mücadele ve hepsinden önemlisi bu konuda uluslararası yatırımcılara verilecek mesajlar açısından bu artışın çok daha önceden yapılması geriyordu. Politik baskılar nedeniyle yapıl(a)madı. 
Yarın yapılacak toplantıdan bir faiz artışı gelmesi neredeyse kaçınılmaz. En azından Fed’i bekleme bahanesiyle yaşanan ertelemelerin de sonuna gelindi. Piyasaların beklentisi koridorun alt bandının ve politika faizinin 50 baz puan artırılması yönünde. Yüzde 7.50 olan politika faizi yüzde 8’e yükseltilmiş olacak.

Aslına bakarsanız bu artış bir “vitrin” ayarlamasından öte bir şey değil. Neden derseniz MB’nin sağladığı fonlamanın ağırlıklı ortlama faizi son 2-3 ayda yüzde 8.65-8.95 bandında dalgalanıyor. Politika faizinin yüzde 8’e yükseltilmesi bu açıdan anlamlı bir hamle olmayacaktır.
Bu nedenle bazı yabancı yatırım bankaları 100 baz puanlık bir yükseliş bekliyor. Böylesi bir hamle ile en azından politika faizi ve “işgören faiz” eşitlenmiş olacak diye düşünüyorlar. Bence de pek haksız sayılmazlar. Nasılsa Başkan Erdem Başçı için bu “teknik faiz artışını”politikacılara açıklamak hayli zor olacak. Madem bunun için çok çaba sarfetmek zorunda kalacak, hiç değilse yapılan artışa değsin diye düşünüyorum. Belki 100 baz puan değilse de ikisinin arasını bulup alt bantta 50, politika faizinde de 75 baz puanlık bir artışa gidebilir.

Yapılacak artışın iletişimi de önemli olacak. Politikacılara 'Faiz zaten ordaydı, ben sadece resmileştirdim' diyebilir. Piyasalara da enflasyonla yeni hükümetin de öncelikleri doğrultusunda “kararlı bir mücadele” başlıyor denebilir. MB’nin kredibilitesi adına yarın alınacak karar önemli olacak. Diğer yandan Başçı’nın en zor toplantılarından birisi olsa gerek. Faizi artırmak veya ne kadar artıracağından çok, bu artışı nasıl anlatacağını bulmak kendisini hayli zorlayacak.
 
10 yıllık tahvilde düşüş olur

Politika faizinde 50-75 baz puanlık bir artış, bono cephesinde çok önemli bir değişiklik yaratmayacaktır. Ancak artışın 25 baz puanda kalması verim eğrisinin kısa vadeli değil ancak uzun vadeli kısmında faiz artışına neden olabilecektir. Enflasyonla mücadelede kararlı olunmadığı izlenimi yaratacak böylesi bir karar 10 yıllık tahvil faizlerini yükseltebilir.
100 baz puanlık bir artış durumunda ise kısa vadeli tahvil getirileri yükselirken, 10 yıllık tahvillerin getirilerinin düşmesi sizleri çok da şaşırtmasın. Ancak bu düşüşün çok da sert olmasını beklemeyin.
 

Dolar nasıl tepki verir?

Politika faizinin uzun bir aradan sonra ilk kez artacak olması medyada çok farklı yorumlara neden olacaktır. Ancak bunun döviz kurlarına etkisi kısa vadede sınırlı kalacaktır.

25 baz puan ile sınırlı kalan bir artış, MB’nin yine “ürkek” davrandığı şeklinde algılanacak, kurlardaki yukarı yöndeki oynaklık bir süre daha devam edecektir.

50-75 baz puanlık artış küresel gelişmelere bağlı hareketlerin aynen devam etmesi anlamına gelecektir.

100 baz puanlık bir artış; önümüzdeki dönemde “değerli TL” politikasına yeniden dönüleceği algısını yaratabilecek, bu da kurların“yıl sonu arifesinde” düşmesine neden olabilecek.
Euro/dolar paritesinde 1.0780 seviyesinin altında bir günlük kapanış yaşanmadığı takdirde haftanın başında 2.8990 seviyesi önemli olacak. MB’nin 50-75 baz puanlık bir faiz artışı sonrasında dolar/TL kurlarının 2.8650 (yıl sonu kapanış tahminim) seviyesine kadar gerilediğini görebiliriz. 

25 baz puanlık “sembolik (ve de anlamsız) bir artış gelmesi durumunda da ilk aşamada 2.9460 seviyesi resmin içine girecek, sonrasında bir yandan petrol fiyatlarına, öte yandan da diğer gelişen ülke para birimlerine bağlı bir seyir izleyeceğiz.