Gazetevatan.com » Yazarlar » Yeni OVP piyasaya güven verecek mi?

Yeni OVP piyasaya güven verecek mi?

17 Eylül 2018 Pazartesi


Merkez Bankası’nın sürpriz hamlesinden sonra gözler 20 Eylül Perşembe günü açıklanacak Orta Vadeli Program’a çevrildi. Derleyici bir yeni yol haritası, piyasalar için umut olacak. Ayakları yere sağlam basan OVP ile borsa 98 bini zorlar, kurda gevşeme devam edebilir

Merkez Bankası geçtiğimiz Perşembe günü üzerine düşeni yaptı: 1 haftalık politika faizini yüzde 24’e, gecelik borç verme faizini yüzde 25.50’ye ve Geç Likidite Penceresi (GLP) faizini yüzde 27’ye yükseltti. Piyasayı geriden izlemek yerine; ön alıyor olmasa da piyasa faizlerine yakınsayan/dengeleyen bir faiz politikasına ulaştık. TCMB’nin; kendi ihraç ettiği para biriminin faiz oranında piyasaların çok gerisinde kalması kabul edilebilir bir durum değil. Geçtiğimiz Perşembe günü yapılan PPK (Para Politikası Kurulu) toplantısına kadar TCMB, piyasaların oldukça gerisindeydi.   
725 baz puanlık bir artış ile yüzde 25.00 politika faizi seviyesine gelinmesinin daha doğru olacağına inandığımı geçen hafta yazmıştım. TCMB; 625 baz puanlık politika faizindeki bu artış ile bir yandan piyasadaki “işgören faiz” seviyesine oldukça yaklaşırken, diğer yandan piyasaların çok gerisinde kaldığı ithamından bir nebze de olsa kurtulma konusunda ciddi adımlar attı. PPK kararı sonrasında dolar/TL kurları 6.45’li seviyelerden 6.0150’li seviyelere kadar geriledi.
Merkez Bankası üzerine düşenin önemli kısmını hayata geçirdi. Bundan sonra görev maliye politikalarına; yatırım ve stratejik harcamaların doğru planlanmasına düşüyor. Bu planlama ile ilgili olarak da eski adıyla; Orta Vadeli Plan (OVP) hayata geçecek. İhtimaldir ki yeni dönemde bu planın adı değişecek, işlevi benzer olacak. Ekonominin yakın ve orta vadede ne yöne gideceğine dair yol haritası ve bu yol haritasının gerçekleştirilmesi için gerekli olan “metriklerden” bahsedilecek.
 
OVP’nin ilk cümlesi...
 
Birkaç ertelemeden sonra OVP’nin 20 Eylül Perşembe günü kamuoyu ile paylaşılacağı açıklandı. Açıklanacak OVP’nin en azından önümüzdeki 2-3 yıllık mümkünse daha uzun vadeli planların kamuoyu ile paylaşılacağı bir plan olacağı varsayımı kuvvetli bir varsayım. OVP’nin amacı ve ne yöne gitmek istediğini göstermesi açısından bana göre ilk cümlesi; daha doğru ‘varlık amacı’; benim olduğu kadar piyasa katılımcıları açısından da önemli olacak. Kamuoyu ile paylaşılacak olan programın bana göre ilk ve en önemli cümlesi “Bu program Türkiye’nin küresel anlamda yatırım yapılabilir (notuna ulaşmayı hedefleyen) bir ülke haline gelmesi amacıyla hazırlanmıştır” olmalı. 
“Buna göre” diye de devam etmeli ve yapılması gerekenlerin, ulaşılması beklenen hedeflerin neler olduğu, bu hedeflere ulaşmak için ne gibi kaynaklar kullanılacağı ve bu kaynakların nasıl elde edileceği ilk baştan açıklanmalı. Ne gibi sonuçlara ulaşılması hedeflendiği ve buna ulaşmak için nasıl bir “takvim” takip edileceği de şeffaf bir şekilde kamuoyu ile paylaşılmalı.  
OVP’de açıklanacak hedeflerin kaynakları neler oldu, bu kaynaklara ulaşmak için neler yapılacağı (Yurt dışı borçlanma, vergi artışları v.b.) mutlaka paylaşılmalı ve hem kaynak hem de hedef konusu “ölçülebilir” ve “izlenebilir” olmalıdır.   
“Kamu tasarrufu” mutlaka olmalı ve bu tasarruf “hedefli ve ölçülebilir” olmalı ki halk olarak bizler de tasarruf edelim. Zira yeni OVP; harcamadan çok, yeniden yapılandırma-tasarruf-devletin yeniden küçülmesi üzerine kurulu olmalı diye düşünüyorum.  
 
Borsa İstanbul 98 bini test edebilir
 
Geçtiğimiz hafta piyasalardaki oynaklık artınca Borsa İstanbul da bunun büyük ölçüde etkilendi. ‘Normal koşullar altında’ yükselen faiz oranları borsalar için iyi değildir. Gerek bunun bankacılık sektörüne (Borçlarının/mevduatlarının hemen, aktiflerinin/kredilerinin çok daha sonra güncel fiyatlara yakınsaması nedeniyle) olumsuz yansımaları, gerekse de şirket değerlemelerinde kullanılacak iskonto oranının yükselmesi nedeniyle faiz yükselişleri, borsa yatırımcılarının sevdiği bir durum değildir. Diğer yandan piyasalardaki faiz seviyesinin dengelenmesi, oynaklığın azalması, kriz ortamından çıkılabileceği umudu, hisse senedi yatırımcılarına olumlu yansıdı ve TCMB’nin kararından sonra BIST 100 endeksi yükseldi. Her ne kadar Cuma günü “oynak” bir gün yaşansa da BIST 100 endeksinin 93.872’den geçen 50 günlük Basit Hareketli Ortalama’nın (BHO) üzerinde günü/haftayı kapatması, önümüzdeki hafta için umutvar bir durum. OVP’nin derleyici/toparlayıcı olması borsa tarafı için de umut vaat eden bir durum olacaktır. Eğer böylesi bir program açıklanırsa BIST 100 endeksinin 98.750 seviyelerini test etmesi işten bile değil. Aksi takdirde yine 90 bin seviyesinin altında debelenip, duracağız.  
 
Mega projeler fiyatlanacak 
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ihalesi yapılmamış ve acil olmayan projelerin erteleneceğini açıkladı. Hafta sonunda Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Kanal İstanbul’ın önemli projelerinin olduğunu ve gecikmenin yaşanmayacağını söyledi. Bu açıklamaların hangisinin OVP’ye yansıyacağı henüz netleşmiş olmamakla birlikte, programda önceliklerin neler olacağı piyasaların merakla beklediği konular. Yeniden büyüme-harcama mı, yoksa tasarruf ve yeniden yapılandırma mı öne çıkacağı piyasa fiyatlamalarındaki ilk önceliklerden. Merkez Bankası’nın politika faizini 625 baz artırması dolar/TL kurlarını ancak 6.01’li seviyelere getirdi, hafta 6.1650’lerden kapandı. Bunun arkasındaki en önemli sebep, OVP’nin piyasalara ne denli güven verip, vermeyeceği meselesi... Bakan Kurum’un açıkladığı “en önemli proje” olan Kanal İstanbul OVP’de yer alırsa piyasa bunu büyük olasılıkla negatif fiyatlayacaktır. Kısa vadede değilse bile orta vadede artan kamu borçluluğu ve verimli bir proje olmaması açılarından olumsuz görülecektir. Piyasaların gönlünden geçen; Kanal İstanbul‘dan belirsiz bir süre (Buna da kriter konup; toplam dış borcun, GSYH’ye oranının yüzde 30 ve altına inilmeden yapılmayacak denirse) için ertelendiği açıklanırsa piyasalar bunu olumlu fiyatlayacaktır. OVP’nin ana teması tasarruf ve ekonominin yeniden yapılandırması olmalı. Büyüme merkezli bir OVP, olumsuz fiyatlanacaktır.