Gazetevatan.com » Yazarlar » Doların ateşi sönecek mi?

Doların ateşi sönecek mi?

13 Ağustos 2018 Pazartesi


Piyasalar Merkez Bankası başta olmak üzere politika yapıcılardan bazı adımlar görmek istiyor. Bunlar gelirse kurlarda yeni zirveler yaşanmaz. Kurban Bayramı tatili planlamalar ve gerekli adımlar için önemli fırsat

Öyle bir haftayı geride bıraktık ki; 2001 krizinden bu yana kurlarda, tek günde yaşanan en yüksek oynaklığı yaşadık. “Rahip Brunson krizi” devam ederken Cuma günü dolar/TL kuru 6.8000 seviyesine kadar yükseldi. Bu yükseliş; Bakan Berat Albayrak’ın yeni döneme dair ekonomi yönetiminin nasıl olacağına dair sunumunu yaptığı sırada yaşandı. Sunumun başladığı sıralarda Trump’ın attığı Türkiye’ye yönelik demir çelik ve alüminyum vergilerini iki katına çıkardığına dair tweet’i de bunda etkili oldu. Her ne kadar Trump’ın bu kararının uygulanabilirliği sorgulansa da nihayetinde “Rahip Brunson krizi” üzerinde taraflar birbirlerine karşı sert sözler sarf etmekten geri durmuyorlar.   
Eski (güzel) günlerde bu ve benzeri atışmalar sosyal medya veya geleneksel medya üzerinden yapılmaz, kapalı kapılar ardında yürütülürdü. Artık her şey gözler önünde ve tüm “şiddeti” ile sürüyor. Umarız bayram öncesinde bu konuda karşılıklı mutabakata varılmış adımlar atılır.   
 
Anlamlı adımlar lazım
 
Geçtiğimiz hafta başındaki yazımda “Bu yıl içinde 5.25-5.2750 seviyelerinin görülmesi ihtimali artmış durumda. Bu seviye; teknik analizde bir çok indikatörün bir araya geldiği seviyeler. Aşılmasını beklemiyorum. Bu seviyelerin görülme hızı önemli olacak. Teknik analizler (ya da benim sihirli kürem) önümüzdeki 3 ay içinde bu seviyelerin test edilmesinin mümkün olduğunu söylüyor” diye yazmıştım. 
Devamında da “Eğer bu seviyeler görülür ve haftalık kapanışlar bazında geçilmezse yılın 4.6750-4.7850 bandında kapanabileceğini bekliyorum. Bu tahminin gerçekleşebilmesinin alt koşulu olarak, 2 yıllık gösterge tahvil getirilerinin yüzde 24.50-25.50, 10 yıllık tahvil getirilerinin de yüzde 21.00-21.50 seviyelerine doğru yükselmeden önce TCMB’nin yıl sonuna kadar en azından 150-200 baz puanlık bir faiz artışına gidebileceği varsayımı var. Eğer Merkez’den anlamlı politika hamleleri veya faiz artışları gelmezse 5.2750’lerin üzerindeki “haritası çizilmemiş alanlarda” piyasaları neyin beklediğini kestirmek hayli zor” diye devamını getirmiştim. 
Benim dolar/TL’de 3 aya kadar görülür dediğim seviyeler; değil 3 hafta, değil 3 gün, neredeyse 3 saat içinde görüldü. 2 yıllık tahvil getirileri yüzde 24.85’e, 10 yıllık tahvil getirileri 22.11’e yükseldi ve haftalık kapanışlar bu seviyelerden veya oldukça yakınından gerçekleşti. Gelinen noktada “haritası çizilmemiş alanlara” girildi. Bundan sonrasının nasıl şekilleneceğine dair “politika yapıcıların” kararlı ve “anlamlı” adımlar atması gereken zamanlardayız.  
Bakan Albayrak’ın Cuma günkü sunumu anlaşıldığı kadarıyla piyasalara yeterince ikna edebilmiş değil. Hele ki “yapısal reformlar” konusundaki söylemleri, piyasaların çok da duymak istediği yaklaşım olarak değerlendirilmemiş görünüyor. Genel kabul gören desteğin en kısa zamanda geri kazanılması için bazı acil önlemlerin alınmasında fayda var.   
 
Gaz yerine fren olsaydı
 
Piyasaların temelde duymak istediği; gaz yerine frenin tercih edildiği, raydan çıkmak üzere olan trenin yeniden raya girebilmesi için frenin de kullanılması gerektiğini kabul edecek bir ekonomik program. Bunun tersine, fren yerine gaza basmaya devam eden, treni raydan çıkaracak bir ekonomik program piyasaların temel tercihi değil. Bir de bunu “rahip Brunson krizi” ile tırmanan bir yapıya doğru gidilecek olursa sorunların çözülmesinin hem zor hem de maliyetli olacağı endişeleri piyasalardaki oynaklıkları artırıyor.  
 
Bayram tatili iyi gelecek
 
Kurban Bayramı’nın arife gününü de tatil kabul edersek önümüzdeki hafta Türkiye piyasaları için tüm haftayı tatil olarak geçirebiliriz. Oynaklığın arttığı bir ortamda bu tatil fırsatından yararlanarak piyasalarda atılması gereken adımları planlamak, gerekli adımları tespit edip açıklayabilmek için iyi bir zaman. Bu haftayı, oynaklığı düşürerek geçirebilirsek... Bunun için piyasalar; Merkez Bankası başta olmak üzere politika yapıcılardan bazı adımları duymak istiyor. Bunun illa ki olağanüstü PPK olması, Brunson’ın serbest bırakılması olması gerekmiyor. Orta-Uzun vadede piyasaların kontrol altına alınabileceğine dair bazı önermelerin yapılmasını bekliyor. Bunlar gelirse kurlarda Cuma günü görülen 6.80 seviyesi zirve olabilir. Eğer bu konuda bazı önermeler gelmezse 6.80’in yeniden test edilmesi ve hatta geçilmesi işten bile değil. TCMB’nin piyasaları “uzaktan seyrettiğine” inanç artacak, dolar alanın elinin yanmadığı bir ortam olduğuna kanaat getirilecek olursa ‘haritası çizilmemiş alanların” daha da yukarılarının test edilmesi olasılığı artacak. Bu hafta boyunca piyasalara verilecek mesajlar önemli olacak. Özellikle de tahvil faizlerinde kritik eşikler geçilmek üzere iken ve 96.05 seviyesini yukarı yönde kıran Dolar Endeksi’nin 97.90’a doğru yola çıktığı bu günlerde bu mesajlar hayli önemli olacak. Piyasa dışı çözümlere dair rivayetlerin gittikçe arttığı bu günlerde bu mesajların önemi daha da artıyor.  
 
VIOP’ta riskler artmadan önlem şart
 
Geçtiğimiz Cuma günü dolar/TL kurunun 6.80’lere kadar yükselmesi, Vadeli İşlem Opsiyon Piyasa’mızda (VIOP) özellikle dolar kontratlarında teminatların eksiye düşmesine, zamanında (T+1 vadede) kapatılması konusunda bazı endişelerin oluşmasına neden oldu. Vadeli kontratlarında dolar ‘kısa’ pozisyon taşıyanların (Yani dolar daha da fazla yükselmez görüşünde olanların) uğradıkları zararları zamanında; teminat eksiklerini tamamlamaları; ödemeleri durumunda bir sorun yok. Ancak bunların zamanında tamamlanamaması durumunda aracı kurumların, müşterileri adına bu yükümlülükleri tamamlamaları, eksik kalan kısımlar için de “Garanti Fonunu” devreye sokmaları gerekebilecek. Dolar/TL kontratlarında 1.000 dolarlık kontrat için 240 TL (6.40 dolar/TL seviyesinde 1’e 27’lik bir kaldıraç demektir) teminatın artırılması gerekebilecek. Oynaklığın düşük olduğu ortamlarda işlem hacmini artırmak için Borsa İstanbul yönetimi bu teminat miktarını düşük (Bir başka deyişle kaldıraç oranını yüksek) tutabilir. Ancak oynaklığın arttığı ortamlarda bu teminat oranının yükseltilmesi (kaldıraç oranının düşürülmesi) sistemik bir riskin önüne geçmek adına faydalı olabilir. Bunun ciddi olarak düşünülmesi ve sistemik bir riske dönüşmeden önleminin alınmasında fayda var.