Gazetevatan.com » Yazarlar » Normale dönüş mü rekora devam mı?

Normale dönüş mü rekora devam mı?

07 Mayıs 2018 Pazartesi


Geçen hafta yaşanan dalgalanmadan sonra dolar/TL’de düzeltme yaşanabilir. Seçimle yatıp kalksak da piyasalar yurt dışından gelecek haberlere odaklanacak

S&P notumuzu bir kademe daha indirdikten sonra dolar/TL 4.2903, Sepet Kur 4.7118 ile tarihi rekorlarını kırdı. Euro/dolar paritesinin 1.1911’lere düşmesinin “katkısı” ile euro yeni rekor kırmasa da “Sepet Kurun” zirvesine kendi katkısını yaptı.   

Yılın başında 2018 yılı beklentilerimi paylaştığım yazımda, “3.7925 seviyelerinden 2017 yılını kapatan dolar/TL kurunda, yılın ikinci çeyreğinde yeni yüksekler görülecek diye tahmin ediyorum. 4.2500-4.2750 seviyeleri test edilebilir” diye yazmıştım. Sizleri geçen hafta yaşananlar için 4-5 ay öncesinden uyarmışım. Devamında “..... Ancak TCMB’nin gerek faiz gerekse diğer araçlarıyla doğru politikaları oluşturamadığı durumda hem yeni yükseklerin görülmesi, hem de karar almakta zorluk yaratacak olan oynaklık artışı kaçınılmaz olacaktır. Bu durumda 4.55’in dahi görülmesi ihtimali ortaya çıkacaktır” diye olası tahminlerimi paylaşmıştım. İkinci çeyrekteyiz ve dolar/TL kurunda 4.2903 görüldükten sonra kritik eşik olan 4.25’lerin altında, 4.2230’larda bir haftalık kapanış yaşandı. 

Hareket sadece kur cephesinde olsa çok da sorun değildi. Ancak borsa (BIST 100 endeksi 101.548’i test etti) yeni düşükleri, 10 yıllık tahvil getirileri yüzde 13.84 ile tarihi zirveleri  test etti. Bu seviyelere; yine bahsettiğim sebeplerden (Hafta başında açıklanan “Seçim Vaat Paketi” 24 milyar dense de 35-40 milyar TL’lik Hazine’ye yeni borçlanma yükü getirecek) dolayı gelindi. Benim tahmin ettiğim süreden 2-3 hafta önce yaşanan bu hareketlerin devam edip etmeyeceği merak konusu. 

 

Cumhurbaşkanı adayları netleşti denebilir. Şimdi sırada “kısa zamanda sert hamlelerin” yapılacağı bir propaganda süreci bizleri bekliyor. Bu sürecin piyasalar üzerinde oynaklığı artırıcı etkileri olacak.

Ancak piyasaları asıl ilgilendirecek olan ilk aşamada yurt dışından gelecek etkiler olacak. ABD 10 tahvil getirileri yüzde 2.95 ile önceki hafta görülen zirvesinden geride. Ancak Türk varlıkları için bunu söylemek mümkün değil. Özellikle şirketlerimizin ve kamunun ihraç etmiş olduğu Eurobond tahvillerine genele yayılmış olan bir satış geldi. Dolar bazındaki getiriler yüzde 6.5-8.5 bandına yükseldi. 5 yıllık Türkiye CDS’i 224 ile Kasım 2017’den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı.

Neden derseniz, Türkiye riskinden kaçış var. Bu satış dalgasının sebepleri; not indirimi, erken seçim belirsizliği, Halk Bankası için gelebilecek ceza ve hatta Türkiye’ye uygulanabilecek bazı yaptırım endişeleri olabilir.

İlk ikisine hem biz hem de Türkiye’ye yatırım yapan fon yöneticileri alışkın. Ancak ceza ve/veya yaptırım ihtimali yeni bir “değişken” ve bu riski almak istemeyenler, risklerini azaltma yönüne gidince, genele yayılan bir ‘satış dalgası’ ile karşı karşıya kalıyoruz.

DOLAR DÜŞER Mİ?

4.25-27’yi aylar öncesinden paylaştıktan sonra bu seviyelere gelindiğinde daha da yukarı çıkacak demek “daha çokçulara” has bir davranış olur. Her ne kadar bahsetmiş olduğum seviyelerin kararlı bir şekilde yukarı geçilmesi durumunda 4.55’lerin resmin içine girebileceğini tahmin ediyor olsam da cari seviyelerden bir toparlanma/düzeltme gelmesini bekliyorum. Her ne kadar geçtiğimiz 2 haftada da benzer bir beklenti içinde olsam da sert zirveler sonrasında bu ihtimal daha yüksek gibi görünüyor. Düzeltmelerin 4.2000 (Düz), 4.1750 ve 4.1550 seviyelerine kadar devam etmesi ihtimali yüksek. Daha “derin” düzeltmeler için piyasaya dışarından bazı “etkilerin” yapılması lazım ki bunlar olursa 4.0750’leri konuşuyor olabiliriz. 

MÜDAHALE EDER Mİ?

TCMB’nin doğrudan döviz satışı yapması için rezervlerinin yeterli olmadığı genel kabul gören bir durum. Vadeli işlemler ve/veya türev işlemlerle yapabilir, zaten bir süredir yapıyor bunu. Faizi artırmak yoluna gidebilir mi, bu konudaki beklenti de güçlü olmadığından kur/faiz/borsa cephesinde bu hareketler yaşanıyor. 

Türkiye Varlık Fonu (TVF) kurulurken, bu ve benzeri durumlarda piyasalara “düzenleyici” olarak gireceği konuşuluyordu. Ancak Eylül 2017’den bu yana ‘vekaleten’ Başkanı olan, yatırım stratejisine dair kanunun henüz onaylanmadığı TVF’nin piyasalara müdahalesi ne kadar mümkün olacak, merak konusu... Hülasası, son birkaç günkü hareketlere ve buna yönelik “olmayan” kamu tepkisini göz önüne aldığımızda, işlerin akışına bırakıldığı gibi bir izlenim oluşuyor. Arjantin’vari bir hamle yapmak gerekecek mi, hep birlikte bu ve önümüzdeki hafta izleyeceğiz. 

ARJANTİN İLE BİRLİKTE ANILMAYA BAŞLADIK

Geçen haftanın belki de en olumsuz gelişmelerinden birisi; daha önceleri Brezilya, G.Afrika ve Rusya ile anılırken; artık Arjantin ile birlikte anılmaya başlamamız oldu. Bu yılın en fazla değer kaybeden 2 para birimi bu 2 ülkenin. Diğer yandan Arjantin’de de cari açık GSYH’nin yüzde 6’sına yaklaşmış ve her 2 ülke de “çifte açık” ve yurt dışı fonlama ihtiyaçları konusunda ‘benzer’ olarak algılanmaya başladı. Buraya kadar bir sorun yok ancak... Arjantin son 8 iş gününde 3’üncü kez politika faizini artırdı. Yüzde 27.25’ten ilk aşamada 30.25’e, sonra 33.25’e ve Cuma günü para birimindeki kanama durmadığı için yüzde 40’a yükseltildi. Müdahaleler sonrasında brüt rezervleri 64 milyardan, 56 milyar dolara düşen rezervlerin içinde Çin ile yapılan 23 milyar dolarlık swap dışarda tutulursa, net rezervlerin 30 milyar dolara yaklaşıyor olmasının yatırımcılardaki tedirginliği daha da artırması ihtimali var. Arjantin’deki gelişmeler de piyasalarımızı etkiledi. Korkarım önümüzdeki haftalarda da etkileyecek. Hele ki bizim net rezervlerimiz de 30 milyar doların altına düşmüşken...  

PİYASA RAHİP BRUNSON DAVASINI İZLEYECEK

Bu haftanın önemli konularından birisi de Rahip Brunson’un davası olacak. Hakan Atilla’ya karşı ‘soğuk savaş yıllarındaki’ casus takasına benzer şekilde davaları birbiri ardına ertelenen iki ülkedeki bu karşılıklı davalardan nasıl bir sonuç çıkacağı piyasaları yakından ilgilendiriyor.  

Eğer bizdeki davadan tutukluluk halinin kaldırılması gibi bir karar çıkacak olursa bunun bir “uzlaşma” olduğu fikrini güçlendirmesi, piyasaları olumlu etkileyecektir. Aksi bir durumda piyasalardaki gerilim daha da artacaktır. Brunson’ın serbest bırakılması Atilla’ya ne denli etki eder; Amerikan adaleti nasıl tecelli eder kestirmek zor. Ancak aksi bir durumda Atilla’nın davası da ertelenebilir. Bu da piyasalardaki bekleyişi ve gerilimi artıracaktır.