Gazetevatan.com » Yazarlar » Küresel dalga sonrası TL değer kazanır mı?

Küresel dalga sonrası TL değer kazanır mı?

30 Nisan 2018 Pazartesi


ABD tahvillerinin yeniden düşüşe geçmesiyle TCMB’nin faiz artışı kararı, bu hafta kurda hissedilebilir. Piyasalar artık seçimle yatıp kalkacak

Erken Cumhurbaşkanlığı ve genel seçim açıklamasını takip eden haftada hareketlilik doruktaydı. 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün aday olup olmayacağı, aday adaylığına karşı yapılan girişimler haftayı siyaset açısından daha da hareketli kıldı. Geçen hafta sonunda Gül, “geniş mutabakatın oluşmaması” nedeniyle aday olmayacağını açıkladı. Şimdi diğer adayların kimler olacağına odaklanılacak. Adayların netleşmesiyle birlikte politik cephedeki gelişmeler, özellikle kamuoyu yoklamalarının; 24 Haziran’a kadar piyasalardaki oynaklığı artıracağı hepimizin malumu.    
Piyasaların bir gözü seçim sürecindeyken, diğer gözü de ECB ve TCMB’deydi. Draghi yeni pek fazla bir şey söylemedi. İçeride Para Politikası Kurulu geçtiğimiz hafta yapmış olduğu toplantıda, artık “zımni politika faizi” haline gelmiş olan ‘Geç Likidite Penceresi (GLP) faizini 75 baz puanlık artışla, yüzde 12.75’ten 13.50’ye yükseltti. Diğer faizleri aynen korudu. Açıklamada, “Enflasyon ve enflasyon beklentilerinin bulunduğu yüksek seviyeler fiyatlama davranışları üzerinde risk oluşturmaya devam etmektedir. İthalat fiyatlarındaki yükseliş söz konusu riskleri artırmıştır. Bu çerçevede Kurul, fiyat istikrarını desteklemek amacıyla ölçülü bir parasal sıkılaştırma yapılmasına karar vermiştir” denilmiş. Mealen kurdaki artışların; fiyat artışları üzerindeki geçirgenliğine yer verilmiş olması, TCMB’nin kur artışları konusunda bir anlamda “hassas” olduğunu hatırlatıyor.   
 
Senaryo tuttu ama...
 
Geçtiğimiz hafta başındaki yazımda 3. Senaryo olarak bu ihtimale yer vermiş ve “GLP’nin 75-100 baz puan ve hatta üzerinde artması: Piyasaların en çok seveceği senaryo olacaktır. Görece olarak hızlı bir şekilde 3.80-85 bandına kadar bile devam edebilecek bir düşüş yaşanabilir. Ancak kalıcı olmayacaktır” diye yazmıştım. Evet, sevdiler sevmesine ama kurda ve faiz cephesinde ilk anda çok önemli bir değişim olmadı. Bunda faiz artış kararının; ABD 
10 yıllık tahvil getirilerinin yüzde 3.0360’lar ile 2 Ocak 2014’ten bu yana görülen en yüksek seviyeye çıkmasının ve Dolar Endeksi’nde (DXY) 91’lerin üzerine çıkılmasının önemli bir payı vardı. ABD tahvil getirilerinin yükseliyor olması, sadece bizim değil, diğer gelişen ülke para birimlerini ve piyasalarını olumsuz etkiledi. PPK kararının tam da bu karmaşaya denk gelmesi; TL üzerindeki pozitif etkisini azalttı, adeta dışarıdan gelen negatif dalgayı nötralize etti. Yine de... Faiz artışına rağmen TL’nin anlamlı bir değer kazancı yaşamamasının (Benim tahminlerime göre 3.80-3.85 bandının yolu açılacaktı) ardında PPK belirsizliğinin (Bir sonraki PPK 7 Haziran’da yapılacak) yerini “erken seçim belirsizliğine” bırakmasının önemli bir etkisi vardı. Artık Gül’ün adaylığı söz konusu olmasa da diğer adayların kimler olacağı, seçmen tercihlerini değiştirip değiştirmeyeceği henüz netleşmiş değil. Erken seçimin yarattığı belirsizlik artık daha fazla hissedilecek ve bir süre daha devam edeceğe de benziyor. 
 
1 Mayıs Emek ve Dayanışma günü tüm çalışanlara kutlu olsun...
 
ABD 10 yıllıklarda gerileme olur mu?
 
Geçtiğimiz hafta bizim kadar diğer gelişen ülke para birimleri üzerinde baskı yaratan gelişme ABD 10 yıllık tahvil getirilerinin yükselmesiydi. 
25 Nisan günü yüzde 3.0362’ye kadar getirilerde yaşanan yükseliş, yerini sonraki günlerde bir sakinleşmeye (düzeltmeye) bıraktı. Teknik analiz bakımından 2 Ocak 2014’te görülen 3.0516 seviyesi önemli bir direnç idi, şimdilik aşılmadı.   
Şimdi sırada kısa vadeli bir düzeltme olabilir. Ancak bu düzeltmenin 2.8700-50 bandının altına inmesi ihtimali şimdilik zor görünüyor. Bu seviyeye doğru bir hamle olması, yukarıda belirtmiş olduğum dolar/TL seviyelerinin görülme ihtimalini artıracaktır. Eğer 10 yıllık tahvil getirilerinde 2.87’lerin altına inilirse 2.80-85 bandı gündeme gelecektir ki bu ihtimal TL’nin daha fazla iltifat görmesine sebep olabilecektir. Yüzde 3.05 seviyelerinin kalıcı olarak yukarı kırılması durumunda 3.24-3.35 bandına kadar sürebilecek yeni bir yükselişin önünü açacaktır ki bu dolar ile euro getirileri arasındaki farkın dolar lehine daha da genişlemesi, dolayısıyla da DXY’nin değerlenmesi anlamına gelecektir. 
 
Dolarda kritik seviye ne?
 
Normal şartlarda PPK’dan 75 baz puanlık bir artış geldiği takdirde dolar/TL kurunun 3.80-85 bandı değilse de 4.00’ın altına inmesi sürpriz olmazdı. Ancak bu olmadı ve 4.0386’ya kadar bir geri çekilme yaşandı. Haftalık kapanışın 4.0430’larda olması, yeni düşük ihtimallerini artıracak. Gül’ün aday olmayacağının kesinleşmesi; ortaya yeni bir “oyun değiştirici” çıkmadığı takdirde; piyasalarda ‘oynaklık azalacak’ beklentisini güçlendirebilir. PPK sonrası piyasa hareketlerine baktığımız da; 3.80-85 bandına doğru bir hareket ihtimali azalmış görünse de 3.9450-9550’lere doğru devam edebilecek bir değerlenme ihtimali en azından bu hafta için az değil. 
 
Parite önünü kesecek mi?
 
Nasıl mı? Euronun 1.2175’teki uzun süreli desteği geçtiğimiz hafta hem günlük hem de haftalık kapanış bazında aşağı kırılmış durumda. 1.2125’deki günlük /haftalık kapanış 1.2090-2100’den geçen ara dirençlerin üzerinde kapanmış olması her ne kadar euro pozitif gibi görünse de bu hafta içinde bu seviyelerin de aşağı kırılarak 1.2010’daki 200 günlük Basit Hareketli Ortalama’nın (BHO) test edilmesi ihtimali artmış durumda. Hal böyle olursa majör para birimleri karşısında değer kazanması ihtimali artan doların (Yani yükselen dolar endeksinin-DXY) TL’yi de olumsuz etkileme ihtimali yükselecek. Euroya benzer şekilde poundun da teknik desteklerine gelmesi; Japon Yeni’nin 109.60 ve 110.25’teki teknik dirençlerine yaklaşmış olması doların değer kazanma ihtimalini azaltsa da euro/dolar paritesinde bahsetmiş olduğum hareketler vücut bulursa tüm bunlardan olumsuz etkilenecek gelişen ülke para birimleriyle birlikte TL de yukarıda bahsetmiş olduğum değerlenmeyi yaşamakta zorlanabilir.