Gazetevatan.com » Yazarlar » Merkez’in zor kararı

Merkez’in zor kararı

24 Nisan 2018 Salı


Piyasalarda gözler Merkez Bankası’nın yarın gerçekleştireceği kritik PPK toplantısına çevrildi. Seçime yüksek faiz-düşük kurla mı yoksa çıkışa geçen dolarla mı girilecek herkesin merak konusu. Başkan Çetinkaya, son dönemin en zor kararına imza atacak. Tahminim ‘artırmış’ gibi yapacak.

Geçen hafta; ülkemiz çok hızlı bir şekilde erken seçim sathı mahalline girdi. Devlet Bahçeli’nin açıklamasını henüz daha sindirememiştik ki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 24 Haziran’da Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin yapılacağını açıkladı. Bu seçimde ilk kez yeni Başkanlık sisteminin ilk başkanını seçeceğiz. Meclis’in yeni dönemde etkisi azalacak, yürütme erki ağırlıklı olarak Cumhurbaşkanı’nda olacak.  
Seçimin bu denli öne alınması ile ilgili olarak yorumlar muhtelif. Cumhurbaşkanı’nın da erken seçim açıklamasını yaparken belirttiği üzere Suriye başta olmak üzere bölgemizdeki gelişmeler, ekonomi ile ilgili ileriye yönelik olası sıkıntıların baş gösterme ihtimalleri derken erken seçime gidiyoruz.
Erken seçim kararı Meclis’ten geçti. YSK çalışmalarını başlattı. İYİ Parti’nin seçimlere girip girmeyeceği bir süre tartışıldı ancak geçtiğimiz hafta sonu YSK aralarında İYİ Parti’nin de olduğu 10 partinin milletvekilliği seçimlerine katılacağını açıkladı. Bu açıklama ile hemen hemen aynı zamanlarda CHP’den 15 milletvekilinin İYİ Parti’ye katıldığı açıklaması geldi. CHP’nin bu adımının bir kısmı seçimlere girememe olasılığına karşın, bir kısmının da Hazine yardımı alabilmesi için atıldığı konuşuldu. Şimdilik birkaç bireysel aday ve aday adayı dışında, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve İYİ Parti Başkanı Akşener dışında diğer adaylar netleşmiş değil. En fazla merak edilen de eski Cumhurbaşkanı Gül’ün aday olup olmayacağı. Aday olmadığı takdirde bir adayı işaret edip etmeyeceği de merakla bekleniyor.     
 
Bahçeli’nin açıklaması sonrasında piyasaların ilk tepkisi olumsuz oldu. Ne de olsa uzun zamandan beri konuşulan erken seçim için “cin şişeden artık çıkmıştı”. Seçim eninde sonunda belirsizlikti ve piyasalar normal koşullarda bunu pek sevmezler. 4.0750’lerde seyreden dolar/TL kuru; Bahçeli’nin açıklaması sonrasında 4.12’lerin üzerine kadar yükseldi, 4.10’larda dengelendi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararını açıklanması sonrasında piyasaların tepkisi beklenenin aksine olumlu oldu. Seçim, Bahçeli’nin önerdiğinden de erken yapılacaktı. Piyasalar; sürenin kısa olmasıyla bir yandan fazla seçim harcaması yapılmayacağından dolayı Hazine’nin kamu finansmanında çok açılmayacağını, diğer yandan da belirsizliğin kısa sürede biteceğini satın aldılar. Dolar/TL kuru 4.0051’e kadar geriledi. 
 
Piyasada beklenti yarattı
 
Ancak bu gerilemede sadece erken seçimin ‘erkenden biteceği’ beklentisi yoktu. Asıl beklenti; Bahçeli’nin açıklamasından da önce piyasalara yayılan; yarın (25 Nisan’da) yapılacak olan Para Politikası Kurulu’nda (PPK) faizlerin artırılacağı beklentisiydi. 
11 Nisan’da 4.1940 ile rekor kıran dolar/TL kurunun yeni rekorlar kırmamasında da bu beklenti en önemli rolü oynamıştı. Bazı yabancı yatırım bankalarının yayınladıkları araştırma raporlarında ve notlarında TCMB’nin yarın yapılacak PPK toplantısında 25 ila 100 baz puanlık bir faiz artışına gideceğini beklediklerini söylediler. Bu da piyasalarda; TL’yi faiz anlamında daha da cazip hale getireceği beklentisini yarattı. Bahçeli’nin erken seçim çağrısının zamanlaması bu beklentinin zayıflamasına neden olsa da, piyasalar bu umudu korudu. 
Cumhurbaşkanı’nın açıklaması ilk anda kafaları karıştırsa da sırf ‘faiz artışı aşkına’ piyasalar; seçimin bir belirsizlik olduğunu göz ardı edip; olumluyu satın almayı tercih ettiler.  
 
Seçimlere nasıl girilecek?
 
Uzun süredir bu denli heyecanlı bir faiz kararı bekleyişi olmamıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın faizler konusundaki görüşleri malum. Faizlerin yüksek olduğu konusunda bu denli sert yorumları bilinirken Merkez Bankası nasıl adım atacak.Son açıklanan enflasyon ve kur beklentileri bu anket döneminde de yükseldi. Seçime yüksek faiz ve düşük kurla mı yoksa düşük kalmaya devam eden bir faiz ile TCMB faizleri artırmadığı için yükselen kur ile mi gidilecek? 
 
Kendisine alan yaratır
 
Temel beklentim TCMB’nin “...mış gibi yapacağı” yönünde. Yani faizleri artırmadan artırmış gibi bir adım atacağı yönünde. Nasıl mı olacak bu? Cari faiz seviyelerini hatırlayalım: Politika faizi yüzde 8, Gecelik borç verme yüzde 9.25 ve Geç Likidite Penceresi (GLP) faizi yüzde 12.75 seviyesinde. Bankacılığın ihtiyacı olan ve ortalama 100 milyar TL’nin üzerinde seyreden TCMB fonlaması 15 Aralık’tan bu yana sadece GLP’den yani yüzde 12.75’ten yapılıyor. Yani “işgören faiz” dediğim seviye yüzde 12.75. Daha yukarıda TCMB’nin hareket alanı yok. Sistemi, elindeki maksimum orandan fonluyor. TCMB politika faizini; yani haftalık repoyu yüzde 12.75’e çekip, bundan sonra fonlamayı da haftalık repodan ve bu orandan yapacağını açıklar. Borç alma oranlarını bunun biraz altında belirledikten sonra GLP faiz seviyesini de gerçekten cezai bir seviyeye yüzde 15-17 seviyelerine çeker. Böylelikle hem faiz artırmamış hem de “gerektiğinde kullanabileceği” alan yaratır. İletişim konusunda yaşanabilecek sorunlardan dolayı ertelenmesi, erken seçim ortamında TCMB’ye bu konuda; yani para politikasının normalleşmesi adına; bir avantaj sağlamış olabilir. Piyasalar bu fikri seveceklerdir. Hatta 25-50 baz puan gibi GLP faizini güdük bir oranda artırmasından daha da fazla sevebilir. 
 
4 senaryo
 
1- Artırmış gibi yapıp ama artırmadığı senaryo: Dolar/TL kurunun kademeli olarak 4.00’ın altına indiği, ilk aşamada 3.9550’lere kadar geldiği, sonrasında 3.9050’nin test edildiğini görebiliriz.  
 
2- GLP’nin 25-50 baz puan artması: “Güdük” bir artış olarak algılanacaktır. Dolar/TL 4.00’ın altına inmekte zorlanacaktır. 3.9550’ler test edilse de altına inilmesi zor olacaktır.  
 
3- GLP’nin 75-100 baz puan ve hatta üzerinde artması: Piyasaların en çok seveceği senaryo. Hızlı bir şekilde 3.80-85’e kadar devam edebilecek düşüş yaşanabilir. Ancak kalıcı olmayacaktır.  
 
4- Faizlerin aynen korunması: Piyasaların hemen hemen hiç satın almadığı ancak diğer senaryolardan daha da yüksek bir ihtimal olabilir. Cumhurbaşkanı’nın hafta sonu vermiş olduğu demeçler de göz önünde bulundurulduğunda TCMB’nin faiz artış kararı vermesi de; geçmiş performansına bakıldığında güç olabilir. Faizlerin aynen kaldığı durumda yeniden 4.1940’taki bir önceki zirve test edilebilir. Seçim belirsizliği de eklenince yılın başında yazmış olduğum 4.22-25 bandının test edilmesi ihtimali de artacaktır. (PPK’dan bir faiz indirimi gelmesini beklemiyorum. Bu senaryonun fiyatlamasını siz okurlarıma bırakıyorum) TCMB’nin bir faiz artışı yapması da yapmaması da “politik” olarak yorumlanabilecek bir karar olacak. Keşke çok daha önceden bu konuda kararlı adımlar atılabilseydi. 
 
Pariteye dikkat
 
Geçtiğimiz haftanın başında sterlin, Mayıs başında yapılacak BoE toplantısından gelebilecek bir faiz artışı beklentisiyle 1.4376’ya kadar yükselmişti. Ancak bu ihtimalin azalmaya başladığına dair beklentiler kuvvetlenince sterlin haftayı; 1.4018’den geçen 50 günlük Basit Hareketli Ortalaması’nın (BHO) altında, 1.4001 ile haftanın en düşük seviyesinden kapattı.  
Benzer bir teknik anlamda önemli hareket de euro/dolar cephesinde yaşandı. Euro da 1.2333’deki 50 günlük BHO’nın ve de önemli bir yükseliş trendinin altında 1.2288’den haftayı kapattı. Özellikle yükseliş trendinin altında kapatması, uzun zamandır beklediğim 1.2175 seviyelerinin test edilmesi olasılığını artırıyor.  
Doların başta bu iki majör para birimi karşısında değer kazanmasının ardında ABD tahvil getirilerindeki yükselişlerin önemli bir katkısı oldu. 10 yıllık ABD kamu tahvilinin getirisi 3.9650’lere yükseldi ki 6 Ocak 2014’ten sonraki en yüksek seviye test edilmiş oldu. ABD tahvil getirilerindeki yükseliş doların küresel olarak yükselmesine yol açarken, bizim de dahil olduğumuz gelişen ülke para birimleri üzerinde ekstra bir baskı da oluşturuyor.