Gazetevatan.com » Yazarlar » Kurdaki oynaklık devam eder mi?

Kurdaki oynaklık devam eder mi?

26 Mart 2018 Pazartesi


ABD Başkanı Trump’ın ticaret savaşlarını başlatması piyasalarda tansiyonu yükseltti. Fed sonrası LIBOR faizinin artmasıyla Türkiye’nin fonlama maliyeti de çıkışa geçti. Gerilim büyümezse dolar/TL’de sırasıyla 3.94, 3.91 ve 3.88 seviyeleri görülebilir

ABD’nin en büyük ticaret partneri Türkiye mi? Olsa olsa bu sorunun cevabı; tabii ki değil, Çin ne güne duruyor derdik. Ancak  Trump’ın uluslararası ticarete dair yaptıkları en fazla TL’yi vurmuşa benziyor. Trump’ın çelik ve alüminyuma ithalatına vergi koyması ile başlayan “ticaret savaşları” söylemi, Çin’e yönelik 60 milyar dolara ulaşacak ek bir vergi koymasıyla gündeme daha da fazla oturmuş oldu.

Bu vergilerin bizi ne kadar etkileyeceği tartışması bir yana bizi en fazla ilgilendiren konu, geçtiğimiz Cuma günü Uzakdoğu’da dolar/TL kurunun 4.0367 seviyesini test etmesi olsa gerek. Uzakdoğu’da likiditenin az olduğu, bizim piyasalarımızın kapalı olduğu saatlerde bu seviyeler görülmüş. Piyasa açıldıktan sonra dolar/TL 3.96’ının bir “çıt” altına gelse de günün sonunda 3.99 test edildi, kapanış 3.9815 seviyesinden oldu. 

Uzakdoğu’daki piyasalardaki işlemler konuşulduğu kadar da sığ değilmiş. 4.00’ın üzerinde geçen işlem miktarı 250-300 milyon dolara ulaşmış. Bu hiç de söylendiği kadar sığ bir piyasa anlamına gelmiyor. Kurlardaki bu hareketin ardında sadece Trump’ın koyduğu ithalat/gümrük vergilerinin olduğunu söylemek çok da doğru değil. Her ne kadar gelişen ülke para birimleri haftanın son gününde; dolar karşısında değer kaybetmeye başlamış olsa da TL bu süreci son 2-3 haftadır yoğun olarak yaşıyor. 

 

Fed, geçen hafta politika faizlerini beklendiği gibi 25 baz puan artırdı. Fed fonlarının maliyeti yüzde 1.50-1.75 bandına yükselse de LIBOR (Türkiye’nin fonlama maliyetinin bazı) faizleri daha da fazla yükseldi. 1 yıllık LIBOR yüzde 2.67’lere kadar yükseldi. Bu da Türkiye’nin “fonlama baz maliyetinin” artması anlamına geliyor. Fed üyelerinin çoğunluğu yılın kalanında 2 faiz artışı olacağı fikrini korurken, 2019 ve 2020’ye dair enflasyon ve faiz artışı beklentileri bir kademe çıktı. Nokta grafikler ve Başkan Jerome Powell’ın açıklamaları yılın bundan sonrasında 3 faiz artışı daha olması olasılığını henüz tam olarak düşürmüş değil. Benim de bu yıl 3.5 faiz artışı (Sonuncusu Aralık’ta olacağı ve etkisinin sınırlı kalacağı varsayımıyla 3.5) yapılacağı tahminimi değiştirmeme gerek kalmadı.  

Bono/tahvil faizi yeniden yükseldi

LIBOR cephesinde bu yükseliş yaşanırken, Türk hazine tahvil/bono piyasasında da faizlerde yükselişler yaşandı. Geçtiğimiz haftanın ilk yarısında görece olarak başarılı sayılabilecek (ancak   Hazine’nin planladığından bir “çıt” az borçlandığı) ihalelerden sonra tahvil getirileri içeride düşmüştü. Ancak geçtiğimiz Cuma günü piyasalarda yaşanan gerilim ile birlikte yeniden yükselişe geçti. Asıl çarpıcı yükseliş 2 yıllık gösterge tahvil tarafında gerçekleşti. Yüzde 14.11 ile günlük/günlük kapanış bazında 22 Kasım’daki yüzde 14.24’ten sonraki en yüksek bileşik getiri seviyesi test edildi. Geçtiğimiz Perşembe günü yüzde 12.43’e kadar gerilemiş olan 10 yıllık tahvilin getirisi Cuma günü boşluklu bir açılış sonrasında 12.83’e kadar yükseldi, 12.72’den haftayı kapattı. Bu seviye hafta başındaki 12.92’lik kapanıştan sonraki en yüksek kapanış seviyesi oldu. 10 yıllık tahvilin getirisinde 13.25 seviyesi kritik. Bunun üzerine çıkılacak olursa ilk aşamada 13.60, sonrasında da 14.15 seviyesinin test edilmesi olasılığı artacaktır. 

Petrol aradan sıyrılıyor

Geçtiğimiz hafta açıklanan ABD petrol ve ürün stokları beklenenden az gelince; stoklardaki “şişkinliğin” azaldığı beklentisi petrol fiyatlarını yükseltti. Petrol piyasasındaki aşırı alımdaki “pozisyonlanma” zaten fiyatların aşağı gelmesini ‘istemiyor’.

OPEC ve Non-OPEC’in de tercihi fiyatların yukarıda kalmasından yana. (Üreticilerin tercihi bize hiç mi hiç uymuyor. Bizim cari açığa bir yük de artan petrol fiyatlarından geliyor) Bu seviyeler; üretimini her geçen gün artıran Amerikan Kayaç Gazı ve Kayaç Petrolü üreticilerine çok yarıyor. Kuyu sayıları eski rakamlara ulaşmasa da petrol üretim rakamları her geçen gün yeni rekorlar kırıyor.

Bu durum bir süre sonra “karteli” rahatsız etmeye başlayabilir. Önceki haftalarda Amerikan petrol üreticileri ile işbirliği zemini bulmaya çalışan OPEC, kayaç petrolü üreticilerinden iyi niyet ve temennilerden başka bir şey duyamadı. Hal böyle olunca kısıntının yükünü çekenler yavaş yavaş mırıldanmaya başlayacaklar, üretim kısıntılarında “istisnalar” görmeye başlayacağız diye düşünüyorum. Brent petrolünde 71.40-50 varil/dolar seviyesi önemli bir seviye. Bu seviye Ocak ayı ortalarından sonra ikinci kez test edilecek gibi görünüyor. Aşılmazsa ilk aşamada 66.75, ardında da 62.50 dolar seviyelerine kadar bir geri çekilme yaşanabilir. Benim beklentim de bu yönde. Eğer 71.50 dolar seviyesi yukarı kırılırsa 75.75 ve 78.25 seviyeleri önemli hedefler olacaktır.Trump’ın hamlelerinden en az zarar görecek olan herhalde petrol fiyatları olacak gibi duruyor.

Piyasada sular durulur mu?

Geçtiğimiz Cuma günü Uzakdoğu’da görülen 4.0367 seviyesi akıllara ve grafiklere nakşedildi. Her ne kadar bizim piyasalarımız kapalı olduğu saatlerde görülmüş olsa da bu seviyenin bizim piyasalarımızın da açık olduğu saatlerde görülmesi olasılığı yüksek. Tıpkı 6 Ekim Cuma günü 3.6150 kapanan dolar/TL kurunun, 9 Ekim’de 3.7923 görmesi, sonrasında 3.6250 seviyelerinin görülmesi sonrasında Kasım’da yeni zirve görülmesine benzer bir durum yaşanabilir. Yeni zirve görülmese bile bu seviyenin yeniden test edildiğine ve sınırlı da olsa üzerine çıkıldığına şahit olabiliriz. 4.00 seviyesi teknik analiz açısından değil, psikolojik açıdan önemli bir seviye idi. Teknik analiz açısından yukarıdaki ilk direnç seviyesi 4.0740-70. Bu seviyenin bu turda aşılmasını beklemiyorum. Aşılırsa iş dünyasından “Merkez müdahale etsin” sesleri yükselecektir. Ancak bu aşamada tek başına bir Merkez Bankası müdahalesinin anlamlı sonuçlar vereceğini sanmıyorum. Politikacıların da dahil olduğu bir önlemler paketi olmadan tek başına böylesi bir müdahale; ister faiz, ister döviz satışı olsun; kısa vadede ateşin harını alsa da orta vadeye hiç bir katkısı olmayacaktır.

Yeni zirve görülmez ve gerilim bir parça azalırsa kurlarda bir düzeltme başlarsa; geçtiğimiz hafta zirvenin görüldüğü varsayımıyla; sırasıyla 3.9475, 3.9150 ve 3.8760-8810 seviyelerinin görülmesi ihtimali var. İlk ikisi belki ama üçüncü seviyenin bu hafta görülebilmesi için ya parite tarafında euronun çok güçlenmesi ya da Fed adına farklı bir iyimserlik gündeme gelmiş olması gerekir.