Gazetevatan.com » Yazarlar » Coşku sürer mi?

Coşku sürer mi?

29 Ocak 2018 Pazartesi


Piyasalar, ‘Zeytin Dalı’ harekatının ilk haftasını zaferle atlattı. TCMB’nin Döviz Kazandırıcı Reeskont Kredisi için tanıdığı 3.70‘den TL olarak ödeme süresinin dolması ve dolar endeksi kur için önemli. Borsada her ne kadar nominal rekorlar kırılsa da 122 bin 600 direnç olacak 

Geçtiğimiz hafta piyasaların adeta zafer haftasıydı. Sadece rekor kıran  BIST 100 endeksinden ya da Dow Jones’tan veya eurodan bahsetmiyorum. Dolar cinsinden fiyatlanan emtia, gelişen ülke para birimleri de adeta bir zafer haftasını geride bıraktı. Bizim piyasalarımız için daha da önemliydi. Zira ‘Zeytin Dalı’ harekatının başladığı günlerden sonraki ilk iş haftasında piyasalar değil bundan olumsuz etkilenmek, tersine çok daha pozitif bir görünüm ortaya koydular.  
 
Haftanın başında yazdığım yazımda olası olumsuz yansımalara değinmiştim. Ancak hiçbiri gerçekleşmediği gibi, tam tersine BIST 100 endeksi 120.701 ile tarihi “nominal” zirvesinden haftayı kapatmayı başardı. Dolar/TL kuru hafta başında Afrin harekâtı haberleri sonrasında 3.8509’u gördükten sonra geride bıraktığımız Perşembe günü 3.7162’ye kadar geriledi, 3.7525’ten kapattı.  
Bu hareketlerin bizden kaynaklanan kısmının hayli sınırlı olduğunu hatırlatmakta fayda var. Zira, sınırlarında bir savaş yürüten bir ülke için piyasaların tepkisinin sadece iç dinamiklerle açıklanması pek mümkün görünmüyor. Küresel olarak “anti-dolar hareketinin” bizim piyasalarımıza bir yansımasını yaşıyoruz.  
 
Davos’taki “Dünya Ekonomik Forumu” toplantıları sırasında ABD Hazine Bakanı Mnuchin’in “Zayıf dolar ABD ekonomisinin yararınadır” yorumları ve arkasından Trump’ın “Daha güçlü bir dolar taraftarıyım, güçlü doları destekliyorum” şeklindeki söylemleriyle kendi Hazine Bakanını yalanlamış olması 1.2537 ile Kasım 2014’ten bu yana dolar karşısında en yüksek seviyesini test eden euronun bir nebze de olsa düzeltmesine yardımcı oldu. Trump sonrasında 1.2370’lere kadar gerileyen euro daha sonrasında yeniden toparlamayı başardı, haftayı 1.2415’lerde bitirdi.  

 

Asıl ralli yapan İngiliz sterlini oldu. 2017’yi 1.3500 seviyesinden kapatan sterlin, geçtiğimiz hafta Perşembe günü 1.4345’e kadar yükselmeyi başardı. Haftayı 1.4145 seviyesinden kapattı. Ha keza altın da 1.366 ile Ağustos 2016’dan bu yana en yükseğini test ettikten sonra haftayı 1.350 ile tamamlamayı başardı. 
 
Kurda kritik tarih 1 Şubat
 
Bu hafta için 1 Şubat tarihi kritik bir tarih olacak. Neden derseniz geçtiğimiz yılın son aylarında Merkez Bankası’nın ‘Döviz Kazandırıcı Reeskont Kredileri’ için tanıdığı 3.70’den TL olarak ödeme seçeneğinin son günü. TCMB’nin koyduğu seviye ve tarihler; her ne kadar piyasa dinamikleri açısından çok önemli olmasa da yine de psikolojik olarak piyasa katılımcılarının kararlarını ama daha çok da beklentilerini etkiliyor.   
 
Temel olarak çok anlamlı olmasa da son günlere girilmişken vadesi gelen son krediler için halen daha piyasaya yüksek kurdan satıp, 3.70’den TL olarak ödeme seçeneğini kullanmamış ancak kullanmak isteyenler olabilecektir. Asıl mesele 1 Şubat’tan sonra ne olacağı... Dolar/TL kurunun ne yöne evrileceğini anlayabilmek için ilk olarak 10 yıllık ABD tahvil getirilerine (Geçtiğimiz hafta 2.64’ü geçerek 2.6640 seviyesinden bir kapanış oldu) ve devamında da DXY endeksine bakmakta fayda var. Eğer ki DXY’da 88.40 seviyesinin altına inilmez, tersine 90.00 seviyesine ve üzerine doğru bir hareket olacak olursa dolar/TL’de 3.70’lerin altını görmek değil, 3.79-3.82 bandına doğru bir hareket yaşanabilir. DXY endeksinin 88.40’lara yeniden yakınsadığı bir durumda da 2.6750-6850 bandını test etme çabası yeniden tezahür edebilir. Ancak bu seviyenin daha da altına inilmesini bu hafta beklemem.  
 
Güçlü mü zayıf mı?
 
ABD Başkanı Trump bir yandan güçlü dolar isterken, diğer yandan da doların zayıflaması için kendisi adeta “başlı başına bir sebep” olarak piyasaların karşısında duruyor. Hakkındaki soruşturmalar akıllara iktidar-muktedir tartışmalarını getiriyor. Seçimler sırasındaki Rusya ile ilişkilerini sorgulayan özel savcı Mueller’e ifade verip, vermeyeceği; bu ifadenin “yeminli” olup olmayacağı önemli fon yöneticilerinin kafalarında soru işareti doğruyor. Yeminli ifade vermesi bir yana, yeminli ifade vermesi durumunda yeminine uymayacağı bir durumun hasıl olmasının yaratabileceği “yargıyı engellemeye yönelik eylem” algısının yarattığı yepyeni problemler, doların değer kaybının ardındaki en önemli sebepler olarak karşımıza çıkıyor.  Ancak bu durum genel kanının aksine Trump’ın temel politikalarına hizmet eden sonuçlar da doğruyor. Kendisi her ne kadar ‘güçlü dolar’ tarafında olduğunu söylese de içinde bulunduğu durum, ‘muktedir olamadı’ algısı dolaylı yollardan da olsa doları zayıflatıyor. Aslına bakarsanız bu durum Trump’ın ekonomik politikaları ile uyumlu bir sonucu da beraberinde getiriyor. Her ne kadar dili ‘güçlü dolar’ dese de seçim kampanyası sırasında da söylediği gibi gönlü ‘zayıf dolardan‘ yana. Böylelikle ithalatı pahalı hale getirirken, ihracatı da dolaylı olarak destekleyen bir politika sonucunu da elde etmiş oluyor. Geçen hafta ithal edilen güneşpanellerine yüzde 30 vergi koyması bir yandan Çin özelinde dış ticaret açığına yönelik bir adım “Önce Amerika” sloganına da uygun bir politika olarak algılanabilir. Bir yandan gümrük vergileri bir yandan da değersiz dolar ile “eski ekonomi okulu” söylemlerine uygun adımlar atıyor. Ancak ABD’nin ekonomik sorunlarını ‘zayıf dolar’ ne kadar çözebilir, o da ayrı bir tartışma konusu.  
 
Rekora doydu mu?
 
‘BIST 100 rekor kırdı’ dendiğinde bunun “nominal” bir rekor olduğunu, asıl kırılması gerekenin dolar bazındaki 5.1 cent seviyesinde daha önce üç kez test edilen seviyenin kırılmasının önemli olduğunu tekrarladım. Nominal olarak 122.600 seviyesi önemli bir direnç seviyesi. Dolar bazında bakıldığında geçtiğimiz Cuma gününü 3.21 cent seviyesinden kapatmış olan BIST 100 endeksi için 3.30-3.34 cent seviyesi ilk önemli direnç seviyesi. Bu seviye yukarı yönde geçilirse 3.53-3.58 cent seviyesi resmin içine girecektir.