Gazetevatan.com » Yazarlar » Merkez adım atar mı?

Merkez adım atar mı?

15 Ocak 2018 Pazartesi


Merkez Bankası’nın PPK toplantısı ve Afrin çıkışı bu hafta piyasaların yönünü belirleyecek. Harekat ilk aşamada tedirgin etmeyebilir. TCMB’den bir sürpriz beklenmezken, dolarda kan kaybı sürebilir

Başlıktaki bu soru iki farklı konu için de geçerli. İlki; Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun (PPK) 18 Ocak’ta bu yılın ilk toplantısı ile ilgili. İkincisi Suriye ve Afrin ile ilgili olarak adım atılıp atılmayacağı konusu. 

İlkinden başlarsak, Perşembe günü yapılacak olan PPK toplantısından ben de piyasalar da herhangi bir faiz kararı beklemiyor. Yine toplantının yapılacağı güne kadar gerek politikacılardan ve danışmanlardan, gerekse de hükümet cephesinden “faizler inmeli” tarzında bazı yorum, öneri ve eleştiriler gelebilir. Hazır kurlar da gerilemişken bu eleştiri ve temenniler daha yüksek tondan da seslendirilebilir. 2017 yıllık enflasyonu yüzde 11.92 olarak nihayetlendi. TCMB’nin yüzde 12.75 olan Geç Likidite Penceresi (GLP) faizine “dayadığı” günlük fonlama faizi (ağırlıklı fonlama faizi olarak da anılan) şimdilik kaydıyla enflasyonun üzerinde kalmayı başarıyor, hatta sınırlı da olsa pozitif bir reel faiz anlamına geliyor. Hafta içinde açıklanan TCMB beklenti anketinde 2018 yılı TÜFE beklentisi; bir önceki aydaki yüzde 9.30’a oranla yüzde 9.55’e yükselmiş. Anlaşılan GLP’de Aralık ayında yapılan 
 
50 baz puanlık artış beklentileri aşağı çekmeye yetmemiş. Normal şartlar altında PPK’nın bunu da göz önüne alarak faiz artırıyor olması çok da bizleri şaşırtmasa gerek. Ancak PPK “diğer tüm faktörleri” de göz önüne alarak bu toplantıda beklemeyi tercih edecektir. Herhangi bir faiz artışı beklemiyorum. Eğer gelecek olursa bu durumda dolar/TL kurlarında yeni düşükleri görmemiz kaçınılmaz olacak.   
Diğer yandan herhangi faiz indirimi gelirse bu durumda; yurt dışındaki gelişmeler ne olursa olsun; dolar/TL kurlarında yeni zirveler görmesek de bir yükseliş olacaktır. İndirim oranına göre dolar/TL kurları düşük 3.80’li veya yüksek 3.80’li seviyelere kadar çıkabilecektir.
 
Operasyonun etkileri
 
Gelelim asıl piyasaları ilgilendirecek olan ikinci “Merkez adım atar mı?” sorusuna... Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’de Afrin’deki gelişmelere değinerek, “Afrin’de teröristler teslim olmazsa orayı başlarını yıkacağız. 1 haftaya kalmaz ne yapacağımızı görecekler” diye konuştu. Afrin’de rejim güçlerinin harekatı sonrasında çatışmasızlık ortamı bozulmuş, Türk topçularının Afrin’e top atışları yaptıkları haberleri gelmişti.   
 
Cumhurbaşkanı’nın bu çıkışı Afrin’deki çatışmaların bu hafta içinde de devam etmesi durumunda; bir askeri harekât ihtimalini gündeme getiriyor. Fırat Kalkanı sonrasında ikinci bir harekâtın yapılması ilk aşamada piyasaları çok da fazla tedirgin etmeyebilir. Hele ki harekât sınırlı ve net hedefli olacak olursa. (Piyasalar ağırlıklı olarak yurt dışındaki gelişmelere ya da yurt dışındaki fon yöneticilerinin bizim piyasalarımıza nasıl baktığına göre hareket ediyor.) Eğer bir askeri harekât olur, bu da geniş katılımlı ve başta Rusya ile İran’ın mutabık kalmadığı şekilde gerçekleşirse piyasalar bunu olumsuz yorumlayacak. Umarım bu konuda merkez çok iyi analizler ve değerlendirmeler sonrasında bir karar verir ve yine umarım ki kimsenin burnu bile kanamaz. 
 
Dolar/TL’de düşüş devam eder mi?
 
Hem euro hem de poundun daha da yukarı tırmanması ihtimali bu hafta için hiç de az değil. Buna bağlı olarak dolar gerilerken, gelişen ülke para birimleri de dolar karşısında değer kazanıyorlar, TL de bundan nasibini alıyor.   
 
İçerideki kur hareketine sadece dolar bazında bakmanın hatalı olduğunu “sepet kur bazında” bakıldığında parite hareketinin de genel kur seviyesine dahil edilebildiğine daha önceleri değinmiştik. Geçtiğimiz hafta tek başına dolar/TL kuruna bakarak yapılacak bir döviz kuru analizi hatalı olacaktır. Geçen hafta ortasında 3.8070’lere kadar yükselen dolar/TL kuru haftayı 3.7470’lerden kapatırken, hafta ortasında 3.1875’e kadar yükselen sepet kur haftayı 4.1560’lardan kapatmış durumda.   
Bu hafta yapılacak PPK toplantısından bağımsız olarak; geçtiğimiz Cuma günü gördüğü 90.90 seviyesi ile Ocak 2015’ten bu yana en düşük seviyesine gerileyen dolar endeksindeki inişin 90.00 seviyesine kadar devam etmesi durumunda dolar/TL kurunda da düşüşün devam etmesi ihtimali hayli yüksek.  
 
Geçtiğimiz hafta da yazmış olduğum gibi 3.7250 seviyelerinin test edilmesi ve aşağı kırılması durumunda 3.6850’lere kadar bu düşüşün devam etmesi ihtimali hayli yüksek. (Bu hareket sırasında geride bıraktığımız 3.6726 ile 3.6842 arasındaki boşluğun kapanması ihtimali de yok değil) Afrin’e yapılacak bir askeri harekâtın bu olasılıkları hızla düşürebileceğini akılda tutmakta fayda var.
 
Euro tarihi zirveyi görür mü?
 
Haftayı 1.2188 ile 31 Aralık 2014’ten sonra görülen en yüksek seviyesine ulaşıp, bu seviyeden kapatan euro haftanın kazananlarından biriydi. Anlaşılan Trump’ın vergi paketi istenen sonuçları doğurmayacak. Geçen hafta bu konuda birkaç yorum okumuştum ancak bu konuda bir karar vermek için erken olduğuna kani olmuştum. Anlaşılan piyasalar benden daha önce ikna oldu ki dolar küresel olarak değer kaybetti. Bu hafta için sırasıyla 1.2205-1.2250 ve 1.2370-75 seviyeleri önemli hedefler olacağa benziyor. Eğer bunların ilkinden değilse de ikincisinden dönecek olursa; 1.2090 ve 1.1980 önemli destek seviyeleri olacak gibi.  
 
Büyük Koalisyon yeni bir başlangıç mı?
 
Geçen haftanın iki önemli gelişmesi; piyasalarda hem geçtiğimiz hafta önemli hareketlere neden oldu hem de bu haftaya önemli miraslar bıraktı. Bunlardan ilki Almanya’da yeniden “Büyük Koalisyon” kurulması konusunda anlaşmaya varılmasıydı. Merkel, seçimdeki en büyük rakibi olan SPD lideri Martin Schulz ile daha önceki dönemlerde olduğu gibi “Avrupa’da yeni bir başlangıca ihtiyacımız var” diyerek yeniden bir araya geliyor. Almanya’da Eylül 2017’de yapılan seçimlerden bu yana hükümet kurul(a)mamıştı. Hükümetin yine “Büyük Koalisyon” olarak kurulacak olması özellikle euroya ve pounda yaradı.  
 
Küresel piyasalar açısından diğer önemli gelişme ABD’de açıklanan Aralık ayı enflasyon verileriydi. TÜFE yüzde 0.1, çekirdek yüzde 0.2 artması beklenirken, gerçekleşme TÜFE’de 0.1 ve çekirdekte 0.3 oldu. Yıllık olarak bakıldığındaysa gerçekleşme sırasıyla 2.1 ve 1.8 oldu. Piyasaları endişeye ve Fed’i erkenden bir faiz artışına sevk edecek seviyeler olmadığından piyasalar kendi havalarında ‘çalıp, söylemeye’ devam ettiler. Veriler sonrasında hızlı bir şekilde dolar endeksinin (DXY) yani doları diğer majör para birimleri karşısında değer kaybettiğine şahit olduk.