Gazetevatan.com » Yazarlar » Piyasaların risk iştahı sürer mi?

Piyasaların risk iştahı sürer mi?

08 Ocak 2018 Pazartesi


Küresel ekonominin büyümeye devam edeceği beklentisi finansal piyasalardaki risk iştahını kabartıyor. Bu iyimserlik bize de yansıyor. Dolar 3.70 TL’nin altını test edecektir. Borsada risk hevesi dolu dizgin sürerse 122 bin 600 resmin içine girer

Yılın ilk haftasında hiç kimse ‘Nerede kalmıştık’ diye sormadı, aynen yola devam. 2017’yi zirvelerinde kapatan varlık piyasaları bu yılın ilk haftasında da fiyatların yükselişine destek verdi. Dow Jones Industrial endeksi

25 binin üzerine çıkıp, rekor yenilerken, MSCI Gelişen Ülkeler endeksi 1.201 ile Nisan 2011’den sonraki en yüksek seviyesine yükseldi. Bu zirveyi de geçip, Kasım 2007’deki 1.345.18’deki zirvesini hedeflemesi çok yüksek bir ihtimal. Risk hevesi o kadar güçlü ki...

Küresel ekonominin büyümeye devam edeceği beklentisi finansal piyasalardaki risk iştahını kabartıyor. Merkez bankalarının desteklerini henüz net olarak çektiğine dair kuvvetli bir inanç oluşmadığından dolayı “mal almayanı dövüyorlar” mantığı piyasalardaki coşkunun devamını sağlıyor.

 

Küresel piyasalar; Fed’in bu yıl içinde 3 faiz artışı yapabileceğine inanmıyor, şu andaki fiyatlama 2 faiz artışı yapacağı yönünde. Geçen Cuma günü ABD’de açıklanan ve beklentilerin altında gelen Tarım Dışı İstihdam verisi de adeta bu fiyatlamayı destekler nitelikteydi.

190 bin kişilik artış beklenirken veri 148 bin olarak açıklandı. İşsizlik beklentilere paralel yüzde 4.1 olurken saatlik ortalama kazançlar da yüzde 0.3 şeklinde açıklandı. Ancak bu kalemde Aralık ayı yüzde 0.2’den 0.1’e revize edilmiş. Fed’in dikkatle takip ettiği saatlik ortalama kazançların yükselmiyor olması; enflasyon “yaratma” konusunda başarılı olunamadığı, bunun da Fed faiz artışlarının 2’de bırakacağı beklentisini güçlendirdiği şeklinde yorumlanıyor. İyimserliğin sebeplerinin başında da bu geliyor. 

Küredeki iyimserlik; bize has şartlar ne olursa olsun; bize de doğrudan yansıyor. Bu aralar pozitif esen rüzgarlar ne ABD’deki Hakan Atilla davasında alınan kararı ne AB ve ABD ile olan ilişkilerimizdeki hassaslıkları fiyatlamıyor. Kürede esen bu iyimserlik rüzgarı bize kadar ulaşınca; 3.79’larda yıla başlayan dolar/TL kuru geçtiğimiz Cuma günü 3.7313’lere kadar geriledi, haftayı 3.7340’lı seviyelerden kapattı. Ha keza BIST 100 endeksi de 3 Ocak’ta ABD’deki dava kararının açıklanması öncesinde 118.395’e kadar yükseldi. 

TL’nin değerlenmesinde aslan payı küresel iyimserlikte. Küresel piyasalardaki coşku sürerken, ABD’deki dava gibi olumsuzluklar şimdilik ya göz ardı ediliyor ya da karara kadar daha çok zaman var, o zamana kadar ‘biz işimizi halletmiş oluruz’ düşüncesi ile hareket ediliyor.

3.70’in altına inilir mi?

6 Kasım 2017 tarihinde TCMB “1 Şubat 2018’e kadar vadesi dolacak olan ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetler reeskont kredilerinin, kredinin vadesinde ödenmesi halinde dolar için 3.70, euro için 4.30, İngiliz Sterlini için 4.80 kuru kullanılarak TL olarak yapılabilmesine olanak tanınması” yönünde bir karar açıklamıştı. 17 Şubat 2017’de yine benzer şekilde bu kredilerin TL ile kapatılması durumunda TCMB’nin 2016 yılsonu kuru kullanılacak şeklindeki açıklamasındaki 31 Mayıs 2017’deki sürenin bitmesinden önce dolar/TL kuru 3.53’lerin de altına gelmişti. Benzer bir durum 1 Şubat’tan önce de olacak mı hep beraber göreceğiz. Teknik analiz çerçevesinden bakıldığında bu mümkün. Zira 11 Eylül 2017’deki 3.3888’deki dibinden, 22 Kasım 2017’deki 3.9830’a kadar devam eden hareketin önemli düzeltme seviyelerinden birisi geçtiğimiz hafta altına inilen 3.7561 idi. Haftalık kapanışın da bu seviyenin altında gerçekleşmesi bir sonraki teknik seviye olan 3.6860’ın resmin içine girmesi anlamına geliyor. Bu seviye görülmese de küresel risk hevesinin zirve yaptığı yeni yılın ilk haftasındaki hava ile birlikte 3.70’ler test edilecektir. Bunun altına inilirse 20-25 Ekim 2017 tarihlerinde geride bıraktığımız 3.6726 ile 3.6842 arasındaki boşluk da kapanabilir ki, yaşanan düzeltme teknik analiz açısından ideal bir hareket olarak adlandırılabilir.

Borsa yeni rekor kırar mı?

Yıla yeni rekor kırarak başladık, yenisi neden gelmesin? Ancak bu rekorların “nominal” olduğunu, dolar bazındaki 5.10 cent seviyelerindeki rekorlardan (Borsanın geçtiğimiz hafta kapanışı 3.12 cent’ti) oldukça uzak olduğumuz hatırlatmakta fayda var. Nominal olarak rekor kırılması ihtimali; ABD’deki davalara, Cumhurbaşkanı’nın Fransa ziyareti sonrasında yapılan basın toplantısında Macron’un üyelik konusunda söylediklerine rağmen halen daha var. Yeter ki küresel finansal piyasalardaki risk hevesi devam etsin. Dışarıdaki rekorlar bizdeki yükselişlerden (reel olarak) daha fazla olabilir ancak ‘Komşuda pişer, bize de düşer” misali bizim piyasalarımıza da olumlu yansıyabilecektir.

Geçtiğimiz hafta görülen 118.395 rekoru 118.280 ve 118.695’teki “teknik hedef” seviyelerine oldukça yakındı. Bu seviyelerin bu hafta içinde aşılması ihtimali; küresel risk hevesinde radikal bir değişiklik olmadığı durumda var. Her ne kadar 101.490’dan başlayan son yükseliş hareketi geride birkaç “boşluk” bıraksa da herhangi bir düzeltme olmadan devam ediyor.  

Bunun böyle devam etmediği durumdaki düzeltmenin 111.940’a kadar devam etmesi ve bu yolculuk sırasında da 112.149 ile 112.514 arasındaki boşluğu kapatması ihtimali hayli yüksek. 

Ancak risk hevesi “dolu dizgin” devam ederse de bu durumda 122.600 ve 123.500 seviyelerinin test edilmesi ihtimali artacaktır. 

Altın parlamaya devam eder mi?

ABD’de vadeli kontratlar üzerinden “ana akım finansta” yerini almayı başaran Bitcoin’in oynaklığı artmak bir yana daha da belirgin hale geldi. Altın ile Bitcoin arasında gidip gelen “hızlı tacirler” Bitcoin’deki düşüş sırasında altın tercihlerini artırınca; 12 Aralık 2017’de 1.236’lara kadar gerileyen ons/dolar fiyatı, geçtiğimiz hafta Perşembe günü 1.326’lara kadar yükselmeyi başardı. Bu seviyeyi kapanışlar bazında aşarsa sırasıyla 1.357 ve 1.375’lerdeki daha önceki zirvelerini test etmesi ihtimali artacaktır. Her ne kadar gümüş de 200 günlük BHO’sını yukarı geçerek destekliyor olsa da Bitcoin ve “saz arkadaşlarının” yeniden toparlanmasıyla altının yeni yükseklere gitmekte zorlanacağı bir haftaya girdiğimizi düşünüyorum. Ancak bu demek değil ki altının ons fiyatı yeniden düşük 1.200’lü seviyelere gerileyecek. En azından şimdilik böylesi bir düşüş resmin içinde değil. Ancak coşkulu yükselişini de geçtiğimiz bir aydaki kadar da hızlı ve tek yönlü devam ettiremeyecek diye düşünüyorum.