Gazetevatan.com » Yazarlar » Merkez’in işi zor

Merkez’in işi zor

27 Kasım 2017 Pazartesi


Merkez Bankası’nın ‘teslimsiz forward’ hamlesine rağmen faiz tartışmaları yeniden alevlendi. TCMB, piyasaların gidişatına göre 14 Aralık’ta son kararını verecek. Kurlarda yeni yüksekler görür müyüz? ‘Görmeyiz’ demek zor. Hareketli günler bizi bekliyor 

ABD’de önümüzdeki haftaya ertelenen dava başta olmak üzere piyasalardaki gerilim ve bu gerilimin beraberinde getirdiği oynaklık hepimizin malumu. Dolar/TL kurunun 3.9830 ile yine bir rekor kırdığı haftayı geride bıraktık. Geçtiğimiz hafta; ha keza yüzde 14.34 getiri ile gösterge tahvil, 13.22 getiri ile 10 yıllık tahvil ve de 4.3401 ile sepet kur da yeni yüksek gördükleri bir hafta oldu.    
Sepet kur bazında baktığımızda 11 Eylül’deki 3.7309’dan başlayan yükseliş geçtiğimiz hafta sonuna kadar adeta hiç soluk almadan yükseldi. Merkez Bankası ‘yolda’ bazı önlemler açıkladı. Rezerv opsiyon katsayılarını değiştirdi, piyasadan TL çekerken piyasalara dolar likiditesi sağladı. 
Döviz kazandırıcı reeskont kredilerinde dolar için 3.70, euro için 4.38 ve pound için 4.80’e kuru sabitleyerek TL ile ödeme opsiyonu getirdi. TL uzlaşmalı “teslimsiz forward” işlemlerinin ihalelerini başlattı, 3.6 milyar dolarlık bir kur riskini üstlenmeyi kabul etti ve son olarak da bankalara sağladığı fonlamanın tamamını Geç Likidite Penceresi’nden (GLP) sağlayarak ağırlıklı fonlama faizini yüzde 12’den GLP seviyesi olan 12.25’e yükseltti. Zımni bir faiz artışı yaptı.  
 
Yine faiz tartışması
 
Ancak tüm bu önlemler teker teker geldiği ve ABD’den önemli bir “oyun değiştirebilecek bir karar” beklendiği için çok da etkili olmadı. Hal böyle olunca da piyasada politika faizinde bir artışa gidilip gidilmeyeceği tartışması başladı. Bunun anlamlı bir sonuç vermeyeceğine geçtiğimiz hafta yayınlanan “Faiz artışı, vize problemini çözer mi?” başlıklı yazımda değinmiştim.   
Bunlar TCMB tarafından alınan teknik önlemler idi, yeterli olmadılar. Ancak bu yetersizliğin içinde siyasilerin ve de danışmanlarının söylemleri de katkıları yok değildi. 
 
Yatay seyir olabilir
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 17 Kasım’daki “Merkez Bankaları’nın bağımsızlığı var müdahale etmeyiniz. Eh tamam. Müdahale etmediğimiz için bu hale geliyor. Faizin sebep, enflasyonun netice olduğu kanaatindeyim. Bu konuda beni anlamayanlar er veya geç anlayacaklar” şeklindeki açıklamaları piyasalardaki gerilimi bir kez daha artırmıştı.  
 
Geçtiğimiz hafta sonlarına doğru Cumhurbaşkanlığı danışmanlarından gelen yorumlar, bu söylemden farklı bir tondaydı. Baş danışmanlardan Cemil Ertem’in “Merkez Bankası kur hedeflemesi değil enflasyon hedeflemesi yapıyor. Merkez Bankası’nın araç bağımsızlığı sonsuzdur.... Merkez Bankası her adımı atmakta özgür, her an her şey olabilir... Merkez Bankası 14 Aralık’ta da gereğini yapacaktır” açıklamaları TCMB’den ‘ani bir faiz artışı gelebilir’ şeklinde yorumlandı ve açıklamanın yapıldığı geçtiğimiz Perşembe günü dolar/TL kuru 3.9009’a kadar geriledi. Ancak sonrasında gerek parite, gerekse de piyasada var olan gerilim nedeniyle yeniden yükseldi.  
 
Bugünlerde TCMB’nin işi zor. Her kafadan bir ses çıkıyor. (Bu yazı da bir anlamda öyle) Bunlarla uğraşmak yerine; enflasyonla mücadele ve para politikası konusuna odaklanılmış olsaydı ve zamanında gerekli adımlar atılsaydı, bugün bunlarla uğraşmak zorunda kalmayacaktık.   
Zerrab davası haftaya başlayacak. Bu davanın seyri netleşmeden piyasaların sakinleşmesini beklemek anlamlı değil. TCMB de benzer bir tavır sergileyerek faiz oranlarında adım atmayabilir.   
Kurlarda yeni yüksekler görür müyüz, görmeyiz demek hayli zor. Ancak benim 3 hafta önce yazmış olduğum bu turda 3.9650-9750 seviyeleri test edilebilir tahmini 3.9830 ile “tamamlanmış” olabilir. Mahkemeyi yatay/dalgalı bir seyirde bekliyor olabiliriz.  
 
Petrolün ateşi yükselir mi?
 
Perşembe günü Viyana’da toplanacak olan OPEC ile Rusya ve İran başta olmak üzere OPEC dışındaki bazı büyük petrol üreticileri (Non-OPEC olarak anılıyorlar) Mart 2018’de biten üretim kısıntı anlaşmalarının, 2018 yılı sonuna kadar uzatılmasını tartışacaklar. Suudi Arabistan’da Muhammed Bin Salman’ın müstakbel iktidarını koruyabilmek için yüksek petrol fiyatlarına ihtiyacı olduğu kesin. Ha keza diğer petrol üreticilerinin de... Ancak tüm bu anlaşmaların temelinde yatan; OPEC ve Non-OPEC petrol üreticilerinin en ciddi rakibi olan ABD’deki “kayaç petrolü” üreticileri hem üretim miktarlarını (9.6 milyon varil/güne ulaştılar) hem de kuyu sayılarını artırıyorlar. Kayaç petrolü üreticilerinin rekabette geriye düşmeleri için petrol fiyatlarının hızla düşmesine “izin veren” Suudi Arabistan bu hamlenin kısa zamanda kendisini de vurduğunu görünce içine adeta can düşmanı olarak gördüğü İran’ın da dahil olduğu bir “üretim kesinti” anlaşmasına ikna olmuştu. Petrolün 45 dolarlardan 60 dolarların üzerine çıkması da bu anlaşma sayesinde gerçekleşmişti. Gelinen noktada; her ne kadar Suudi Arabistan’ın anlaşmaya uyum konusunda bazı üreticileri suçlamaları olsa da; üretim kısıntısı anlaşmasına uyum konusunda, OPEC daha önceki anlaşmalara oranla daha büyük bir başarı elde etti. Cari anlaşma Mart 2018 sonunda bitiyor. Rusya cephesi anlaşmanın bitiminde uzatmayı konuşalım diyor olsa da anlaşmanın uzatılması konusunda az çok bir mutabakat oluşmuş durumda. 
 
Eğer 30 Kasım’da 2018 sonuna kadar anlaşmanın uzatılması konusunda mutabakat sağlanırsa Brent petrolünde 7 Kasım’da görülen 64.62 varil/dolar fiyatının da üzerine çıkılması ve Mayıs 2015’te görülen 69.50 dolar seviyelerinin yeniden görülmesi ve hatta 115.67’den 27.08’e kadar devam eden düşüş hareketinin önemli düzeltme seviyelerinden biri olan 71.35-55 seviyelerinin test edilmesinin ihtimali artacak. Toplantıdan bir mutabakat çıkmaz ve Mart 2018’de yeniden görüşelim kararı çıkacak olur ise bu sefer de ilk aşamada 59.30 ardından 53.50 seviyelerine kadar devam edebilecek derin bir düzeltme süreci yaşanabilir.   
 
Parite ve dolar endeksi önemli 
 
Trump’ın vergi paketi konusundaki belirsizlikleri, Senato ve Temsilciler Meclisi’nden iki farklı paketin çıkması, Bej Kitaba göre Fed üyelerinin önümüzdeki dönemdeki faiz artışları konusunda halen daha çekimser duruşları, doların değerinin düşmesine neden oldu. Dolar endeksi (DXY) 93.60’daki 50 günlük BHO’nın altına indi, haftayı 92.78 seviyesinden kapattı. Euro da bu fırsattan yararlanarak 1.1944’e kadar çıktı ve haftayı 1.19302dan kapattı. Bu hafta DXY’daki değer kaybının durmasını, euro tarafında da bir düzeltme olmasını bekliyorum. Eğer bunlar olursa doların değer kazandığını, bunun da bizim kurlarımız üzerinde baskı yapmasını görebiliriz.