Gazetevatan.com » Yazarlar » Merkez’lerin haftası

Merkez’lerin haftası

12 Haziran 2017 Pazartesi


Gözler bu hafta Fed ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nda olacak. Fed’in 25 puanlık artışı piyasalar tarafından satın alınırken, bizim Merkez’den bir sürpriz beklenmiyor

Bu hafta Merkez Bankalarının haftası olacak. Dışarıda uzun zamandan bu yana beklenen Fed toplantısı 13-14 Haziran tarihlerinde yapılacak. Bu toplantıdan 25 baz puanlık (Yüzde 0.25) bir faiz artışı bekleniyor. Ben de bekliyorum. Artmaması sürpriz olacaktır.

14 Haziran Çarşamba günü bizim piyasalarımız kapandıktan sonra açıklanacak faiz kararı sonrasında Yellen bir basın toplantısı gerçekleştirecek. Soru ve yanıtlarından; gelecek döneme, özellikle de Fed’in bilanço daraltmaya ne zaman başlayacağına dair (Beklenti yılın son çeyreğinde başlayacağı yönünde) ipuçları aranacak.  

Sonraki gün yani 15 Haziran Perşembe günü de içeride Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı var. Faiz oranlarında herhangi bir değişiklik beklenmiyor. Diğer gelişen ülke para birimlerine göre cazip bir faiz seviyemiz var ancak enflasyon cephesinde henüz net bir iyileşme olmadığından resmi oranlarda herhangi bir indirime gidilmesi beklenmiyor.

Kaldı ki Geç Likidite Penceresi (GLP yüzde 12.25) ile haftalık fonlama faizi (yüzde 8) ve gecelik (yüzde 9.25) arasındaki “fonlama kompozisyonunu” değiştirerek Ağırlıklı Ortalama Fonlama faizine (AOFF) dokunabilir. Faiz oranlarının KGF nedeniyle hızla yükseldiği son haftalarda, TCMB fonlamayı ağırlıklı olarak GLP’den sağladığı için AOFF yüzde 11.97 seviyelerinde.

Halen daha Londra ile Türkiye piyasası arasında 40-50 baz puanlık bir marj var. Bunu göz önüne alarak TCMB, fonlama kompozisyonunu; PPK’da herhangi bir değişikliğe dahi gitmeksizin; değiştirerek piyasalara mesaj verebilecek esnekliğe sahip.  

Katar’ın etkisi ne olur?

Bir süreden beri dile getirdiğim gibi TCMB; fonlama kompozisyonunu değiştirerek

15-30 baz puanlık AOFF’yi indirerek piyasaların döviz cephesinde verdiği tepkileri ölçmeli. Zira en üst sınıra oldukça yaklaşmış fonlama kompozisyonu; gelişen ülke para birimlerine karşı olası bir atakta TCMB’yi zor durumda bırakabilir. Hareket alanını kısıtlayan bu yapının da esnek hale getirilmesinde fayda var.   

Geçtiğimiz hafta yaşananların da bu haftaya yansımaları mutlaka olacaktır. Bizi en fazla ilgilendiren konu; Suudi Arabistan’ın liderliğini yaptığı ve sayıları her geçen gün artan ülkelerin Katar’a karşı yaptırım uygulamaya başlaması oldu. Teröre ve Müslüman Kardeşler’e destek vermekle suçlanan Katar’a ilk destek veren ülke biz olduk.  

Böylesi bir desteğin Türkiye’nin ne denli çıkarına olduğunu anlamakta zorluk çekiyorum. Zira Katar’ın ABD’nin de zımni desteğinin olduğu bu yaptırımlar karşısında geri adım atmaktan başka çaresi yok. Bu durumda biz de mi geri adım atmış olacağız? İnce elenip sık dokunması gereken böylesi bir konuda sembolik de olsa asker gönderme kararının bu kadar hızlı gerçekleşmesi , korkarım ileride aleyhimize delil olarak kullanılabilecek bir konu olabilir. En azından biraz durup, gelişmeleri değerlendirdikten sonra bu kararı alsaydık daha doğru olabilirdi. 

‘Süper Perşembe’yi piyasa ucuz atlattı

İngiltere seçimleri-ECB toplantısı/Draghi’nin basın toplantısı-ABD’de azledilen FBI Başkanı Comey’in Senato’daki ifadesi... Üçü de aynı güne denk gelmiş ve “Süper Perşembe” olarak anılmıştı. İngiltere’de Başbakan Theresa May’in erken seçim planı geri tepti. Muhafazakar Parti tek başına iktidar olacak sayıda sandalyeye ulaşamayınca, DemocraticUnionistParty (DUP) ile koalisyona razı olacak gibi görünüyor. İşçi Partisi Başkanı Corbyn’in daha başarılı çıktığı bu seçim; İngiltere için belirsizlikleri azaltmak yerine daha da artırmış durumda. Theresa May’in iktidarını güçlendirmek için ilan ettiği erken seçim, tersine iktidarını zayıflatan bir sonuç doğurunca; Brexit müzakerelerinde zorluklar ortaya çıktığında; yeni bir erken seçim hep gündemde olacağa benzer. 

ECB politika duruşunu ve faizleri değiştirmedi. Draghi yine yapısal reformların gecikmesinden şikayetçi olurken, parasal genişlemenin daraltılması konusunda şahince açıklamalar yapmayınca eurodaki 1.15 beklentileri başka bahara kaldı. Euro için 1.1270-1.1310 seviyeleri kritik eşikti. Geçil(e)medi. Şimdi sırada “düzeltme” var. Düzeltmenin ilk aşamada 1.1060 ve sonrasında da 1.0925-60 bandına kadar sarkması ihtimali var. “1.Macron Boşluğu” adını taktığım 1.0738-1.0821 arasındaki boşluğun kapanması bu düzeltme sırasında zor olabilir ancak bu boşluğun da ‘üç vakte kadar’ kapanacağını bir yere not edelim. Azledilen FBI başkanı Comey, Başkan Trump’ı doğrudan suçlayan bir ifade vermedi. İşi özel görevli Robert Mueller’e havale etti. Trump’a doğrudan bir suçlama gelmeyince de piyasalar bunu ‘non-event’ yani ‘mesele kalmadı’ şeklinde algıladılar ve var olan fiyatlamalar çok da etkilenmedi. Şimdi ABD’de Hazine borçlanma limiti tartışılmaya başlanacak.

BIST’te rekor olmayan rekor!

Olursa mutlaka “BIST 100 bin ile tarihi rekor kırdı” veya “Ben dememiş miydim?” diyen söylemleri mutlaka duyacaksınız. Katar ve Fed denkleminde bu seviyenin görülmesinden çok, düzeltmenin devam edeceğini düşünen tarafta olsam da BIST 100 bin rekorunu kırsa da “gerçek rekorunu” kırmamış olacak. 100 bin seviyesi “nominal TL” endeks seviyesi olarak rekor gibi görünse de aslında rekor olmayacak. BIST için daha önce 3 kez test edilen ve geçilemeyen 5.1 dolar seviyesi önemli ve ancak bu seviye geçilecek olursa yeni bir rekordan söz etmek mümkün. 3.54 dolar/TL kurundan hesaplandığında 180 bin 500 endeks seviyesi geçilirse gerçek rekordan söz etmek söz konusu. Daha önceki kırılan her rekor “zahiri” olacaktır. Yani rekor gibi görünen ancak rekor olmayan, rekor!

Dolar dibi gördü mü?

Sıkça soruluyor bu soru. Emin olmak için erken gibi... Yine de tek başına dolar/TL kuruna bakıldığında dip seviyeleri ya görüldü ya da görülecek dip seviyeleri en düşük olarak görülen 3.4989 seviyesine yakın olacak gibi. Eğer son görülen düşük seviyesi aşağı kırılacak olursa (Bu ancak euro/dolar paritesi 1.15’lere doğru gidecek olursa mümkün olacaktır) 3.4580-3.4650 seviyeleri resmin içine girecektir. Ancak görünen o ki paritedeki olası düzeltme, PPK sonrasında TCMB’nin olası AOFF indirimleri de göz önüne alındığında yeni düşüklerin görülme olasılığı azalıyor. Ancak bu, yeni bir yükseliş trendi başlıyor anlamına da gelmiyor. Tahminim, Ağustos’un ikinci yarısına kadar yatay/yukarı bir seyir izleneceği. O tarihlere yaklaşıldığında hem ‘carry trade’ kârları hesaplanmaya başlanacak, hem de Türkiye’nin jeopolitik riskleri yeniden masaya yatırılmış olacak ve yeni bir fiyatlama dönemi başlayacak.