Gazetevatan.com » Yazarlar » ‘Merkez’lerin haftası

‘Merkez’lerin haftası

13 Mart 2017 Pazartesi

Piyasalar açısından kritik hafta geldi çattı. Fed ile bizim Merkez Bankamız faiz kararlarını açıklayacak. Fed’in faiz artışına kesin gözüyle bakılırken, TCMB’nin hamlesi öne çıkacak


Hollanda ve Almanya’da yaşanan diplomatik gerginliklerin bu haftaya ve hatta sonrasına yansımaları olacaktır. Özellikle AB/NATO ilişkileri kapsamında bir süredir gündemde olan sıkıntılar daha da artacağa benziyor.

Kısa vadede dış politikadaki gelişmelerden daha çok bu hafta hem Fed’in hem de bizim Merkez Bankamızın yapacağı kritik toplantılar piyasalar açısından çok önemli. Salı ve Çarşamba günleri Fed’in Federal Açık Piyasa İşlemleri Komitesi, 16 Mart Perşembe günü de TCMB’nin Para Politikası Kurulu (PPK) toplanacak. 

Piyasa Fed’in kararını satın aldı

Fed’in yılın ilk faiz artışını 15 Mart’ta yapmasına kesin gözüyle bakılıyor.Trump’ın başkan olduktan sonraki icraatları ve söylemlerinden sonra Fed’in “Dolar, Trump’a bırakılamayacak kadar ciddi bir meseledir” diyerek Mart ayında ilk faiz artışını bekleyen biri olarak 25 baz puanlık hamlenin gelecek olması şaşırtıcı değil. 

200 bin kişilik artış beklenirken, Şubat ayı Tarım Dışı İstihdam (TDİ) verisi 235 bin kişilik artış olarak geldi. Bu veriyle Fed’in Çarşamba günü faiz artırmamak için bahanesi neredeyse kalmadı. Fed’in faiz artıracağı geçtiğimiz hafta önemli ölçüde fiyatlamalara yansıdı. Çarşamba günü öncesi de son düzeltmeler yapılır, faiz artışına yansıması bence sınırlı kalır.  

Bu beklentinin yanı sıra ECB’nin son toplantısında parasal genişlemenin sonlanmasından önce euro faizlerinin artırılmasının tartışılmaya başlandı haberi euronun 1.0680 kritik eşiğini geçip, 1.0700’a kadar yükselmesine neden oldu. Euro bu hafta bir miktar daha yükselebilir.

PPK’nın hamlesi kritik

Fed’in büyük oranda fiyatlandığı varsayımıyla, bizim piyasalarımız Hollanda gerginliğine (kısa sürede geçmesini umarım) ve PPK kararlarına odaklanacak. (Fed’in faizleri sabit tutması fiyatlanmadı. Bu durumda dolar hızlı değer kaybederken, TL ve diğer gelişen ülke paraları değer kazanır, borsalar kısa bir ralliye başlayabilir) Eğer GLP’de 100 baz puan ve üzerinde bir artış gelirse ve işgören faiz oranlarında da 100 baz puana yakın bir artış olursa; dolar/TL kurlarının yeniden 3.70’lerin altına indiğine dahi şahit olabiliriz.

Geçtiğimiz haftanın 3.7868’ini tepe olarak kabul ettiğimizde, yaşanacak düşüşte ilk aşamada 3.6950-3.7025 bandının test edilmesi ihtimali yüksek. Eğer bu seviye aşağı kırılacak olur ise önce 3.6715 ardından da 3.6450 seviyeleri test edilebilir. AB/Hollanda gerginliği sonrasında eğer TCMB radikal kabul edilecek adımlar atmazsa dolar/TL kurunda ilk aşamada 3.7950 ve ardından da 3.8175 seviyesinin test edilmesi olasılığı artacaktır. İkinci seviyenin yukarı kırılması durumunda (Fed nedeniyle diğer gelişen ülke para birimleri de değer kaybetmeye başlamış ise) ilk aşamada 3.8650 ve ardından da 3.90’lı seviyelerin yeniden görülmesi ihtimali çok artacaktır. 

Doların tepkisi ne olacak?

Fed’in faiz artışına gitmesi, bizim de dahil olduğumuz gelişen ülkelerin para birimlerinde baskı yaratacaktır. Bu nedenle PPK’da bu hafta alınacak karar önemli olacak. Döviz kurlarında 23 Şubat’taki dip olan 3.5560’lardan başlayan ve bu hafta Perşembe günü 3.7868’lere kadar devam eden dolar/TL kurlarındaki yükseliş; TCMB’yi bir kez daha “işgören faizi” yükseltmeye itti. Ağırlıklı fonlama faizi (benim “işgören faiz” dediğim oran) yüzde 10.82’ye yükseldi. Bu oran 23 Şubat’ta 10.38 seviyesindeydi. Kurların yükselişe geçtiği son iki haftadaki yükseliş 44 baz puana ulaşmış durumda. Referanduma daha 5 hafta var. TCMB, bu süre zarfında “politika faizini” değiştirmek istemeyebilir. Ancak “işgören” faizler cephesinde bir şeyler yapmalı, bu toplantıdan net mesajlar çıkmalı.

İlk tahminim; yüzde 9.25 olan gecelik borç verme faizini

50 baz puan artırılması yönünde. Asıl hamlenin “asli fonlama faizi haline gelen” GLP tarafında 100 baz puanlık bir artış ile gelmesini bekliyorum. Yapılması gereken; politika faizi olan haftalık fonlamanın en azından cari ağırlıklı ortalama faiz seviyesine yükseltilmesi ve GLP uygulamasından vaz geçilerek bu oranın yeniden cezai niteliğine geri döndürülmesi olmalı. GLP faizi yüzde 13-15 seviyesine çekilerek bir araç olmaktan çıkarılmalı.