Gazetevatan.com » Yazarlar » Fitili ateşledi gözler piyasalara çevrildi

Fitili ateşledi gözler piyasalara çevrildi

06 Mart 2017 Pazartesi


Fed’in 14-15 Mart’taki toplantısında faizi artırma olasılığı yüzde 94’e çıktı. Fed’in ve TCMB’nin piyasalara etkisini öncesinden hissedeceğiz. Dolarda haftanın son 2 günü hareketli geçecektir.

Geçtiğimiz haftanın başında Mart ayının 14-15’inde yapılacak Fed’in Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısından bir faiz artış kararının gelmesi olasılığı yüzde 36’lardaydı. Hafta içinde komite üyelerinin yapmış oldukları konuşmalardan bu olasılık hızlı bir şekilde yükselmeye başladı. Janet Yellen de “Ekonomi beklendiği şekilde gelişmeye devam ederse Mart ayında bir faiz artırımı uygun olabilir” deyince, piyasa beklentilerine göre bu olasılık bir ara yüzde 94’lere kadar yükseldi.

Fed’in olası bir faiz artışı ABD borsalarındaki adeta soluksuz yükseliş trendini tersine çevirmese de hız kesmesine neden oldu. ABD tahvil getirileri ve emtia piyasaları en fazla etkilenen piyasalardı. 5, 10 ve 30 yıllık tahvil getirileri 50 günlük Basit Hareketli Ortalamaları’nın (BHO) üzerinde haftayı kapatırken, petrol ve endüstriyel metaller ya 50 günlük BHO’larına geri çekildi bazıları teknik açıdan önemli seviyelerin altına indi. Fed’in faiz artış olasılığının artması küresel varlık fiyatlarını aşağı çekerken, bizim de dahil olduğumuz gelişen ülke piyasalarındaki kur ve varlık fiyatlarındaki dalgalanmaları da artırıyor. 

Geçtiğimiz haftanın başında yazmış olduğum yazıda belirtmiş olduğum şekilde kurlarda; Suriye’den gelen savaş haberleriyle de birlikte; bunların yansımalarını gördük. Dolar/TL kuru geçtiğimiz Cuma gün içinde 3.7474’e kadar yükseldi. BIST 100 endeksinde de 90.043 ile; kısa bir süreliğine de olsa; 89.850’deki teknik seviyesinin çok az üzerine çıksa da “zorlu mücadelelerden” sonra, haftalık kapanış bu seviyenin altında gerçekleşti.  

Fed’in ve bizim Merkez Bankamızın önümüzdeki hafta yapacağı kritik toplantılar öncesinde, olası faiz kararlarının piyasalara etkilerini önceden hissetmeye başlayacağız. Fiyatlamalar haftaya kalmaz, olası faiz hareketleri bu haftadan başlayarak fiyatlara girmeye başlar. 

ABD’de Perşembe günü

açıklanacak işsizlik başvuruları ve Cuma günü yayınlanacak Tarım Dışı İstihdam (TDİ) verisi haftanın son gününde önümüzdeki haftaya dair önemli ipuçları verecek. Haftanın ikinci yarısı ağırlıklı olarak bu veriyi beklemekle geçecektir. Şubat ayı için 190 bin kişilik bir artış bekleniyor TDİ’da. 125-130 binin üzerinde gelecek bir artış, önümüzdeki hafta Fed’in faiz artışı ihtimalini hayli güçlendirecektir.  

Dolar/TL hangi seviyeyi test eder?

Fed’in FOMC toplantısının sonucu 15 Mart’ta açıklanacak. PPK toplantısı bir gün sonra 16 Mart’ta yapılacak. Fed’in neredeyse kesine yaklaşan faiz artışı, gelişen ülkelerin para birimleriyle birlikte TL kurlarını da etkileyecektir. Her ne kadar bir kısmı fiyatların içine girmiş olsa da ‘Yok canım, Fed daha bekler’ diyenler, faiz kararını bekleyeceklerdir. Artış gelirse bunların etkisiyle bir tur daha yükseliş olabilir. Geçtiğimiz Perşembe günü 102.26’ya kadar yükselen dolar endeksi (DXY) haftayı 101.91’de kapattı. Hafta içinde 102.50 yukarı yönde kırılır, 103’ler hedeflenecek olursa dolar/TL kurlarında yeniden 3.7490 seviyelerinin test edilebilir. Hatta bu seviyenin aşılmasıyla 3.7950 ve 3.8350 seviyelerinin test edilmesi olasılığı artacaktır.  Ancak benim bu haftanın son gününe kadar beklentim, 3.75’li seviyelerin korunması yönünde. Haftanın ilk yarısında geçtiğimiz hafta yaşanan 3.60-3.75 bandındaki yükselişin hazmedilmesi, 3.70’lerin kısa bir süreliğine de olsa test edilmesi yönünde. Asıl hareket haftanın son iki gününde olacaktır. Eğer 3.75’ler kapanış bazında aşılmazsa Fed’in faiz artışının fiyatların içine girdiğini, artış gelse de bunun çok etkisinin sınırlı olacağını düşünebiliriz.

Merkez’in tahvil alımları yeter mi?

Merkez Bankası, para piyasalarını düzenleyebilme adına elinde bulundurduğu ve yıl başında 14 milyar TL olan tahvil portföyünü, yıl boyunca 15 milyar TL’ye çıkaracağını açıklamıştı. Bunu yıl boyunca yapacaktı. Ancak TCMB’nin Şubat sonu  itibariyle tahvil alımı 16.3 milyar TL’ye ulaştı. Cumhurbaşkanı Ekonomi Başdanışmanları’ndan Cemil Ertem bu alımlara değinerek, “Merkez Bankası’nın tahvil alımları sterilizasyon için çok iyi bir yol” demiş. Merkez Bankası’nın tahvil alımları yoluyla “teknik sterilizasyonda” olduğunu belirtti. Bir yandan sıkı para politikası izlemeye çalışırken diğer yandan tahvil alımı yoluyla piyasaya likidite veriyor olmasının nasıl bir “teknik sterilizasyon” olduğunu anlamakta zorluk çekiyorum. Bir yandan Geç Likidite Penceresi ile gecelik yüzde 11 ile bankacılık sistemine para verirken, diğer yandan yüzde 11 bileşik ile 10 yıllık tahvil alıyorsunuz. TCMB; Hazine ihalelerinden alıyor olsa bile, bunlardan belki de daha yüksek faizle bankaların bono alımlarının önüne geçerek hem likiditenin sistemde kalmasını, hem de faizlerin fazla yükselmesinin önüne geçmiş olabilir. Bir anlamda faizlere dolaylı müdahale olarak da algılanabilir.  

Merkez Bankası asli görevi olan fiyat istikrarı için doğru adımları atmak ve genel enflasyon ve faiz seviyelerini aşağı indirmek yerine, faizlere “müdahale” ederek bu seviyeleri uzun süre koruyamaz. Bunlar ancak geçici müdahaleler olabilir. Uzun vadede piyasalar yine gideceği yere gider. Müdahaleler sadece politika yapıcılarına zaman kazandırır. Kazanılan bu zamanda uzun vadeye yönelik önlemler aldınız, aldınız; almadınız, müdahaleler sadece piyasa katılımcılarına iyi birer alım (veya tahvilde olduğu gibi satım) fırsatı vermekten öte bir fayda sağlamaz. Tahvil bileşik getirilerinin de enflasyon böyle gittiği durumda; TCMB önümüzdeki hafta yapacağı PPK toplantısında külâhı önüne koyup, radikal kararlar almadıkça; yükselmesi hatta yüzde 12.50 bileşik seviyesini test etmesi işten bile değil.

Enflasyon nasıl etkiledi?

Geçtiğimiz haftanın en önemli haberi enflasyon tarafından geldi. Tüketici fiyatları Şubat ayında 0.45’lik beklentiye karşın yüzde 0.81 artarken, yıllık tüketici enflasyonu yüzde 10.13 olarak gerçekleşti. Yine tarım fiyatları önemli bir etken olurken, kur artışlarındaki geçişkenliğin yaşanmaya devam ettiği bir artı oldu.  

Kurun etkisinin daha fazla hissedildiği endeks, üretici fiyatları endeksi oldu. ÜFE Şubat ayında yüzde 1.26, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 5.29 artarken yıllık bazdaki artış yüzde 15.36’ya yükseldi. Üretici fiyatlarındaki bu artışın bir kısmı talep eksikliğinden dolayı TÜFE’ye geç(e)miyor olsa da mutlaka bir geçiş olacak ve önümüzdeki aylarda TÜFE’de yeni artışlar olarak karşımıza çıkacaktır. Enflasyon verileri BIST tarafını pek fazla etkilememiş gibi görünse de tahvil getirileri yükseldi. 2 yıllık gösterge tahvil getirisi yüzde 11.34’e çıkarken, 10 yıllık tahvilin bileşik getirisi yüzde 11.36’yı gördükten sonra haftayı yüzde 11.27 ile kapattı. 10 yıllık tahvil getirileri için yüzde 11.55 bileşik seviyesi önemli bir eşik. Bu seviye aşılacak olur ise; ki bence aşılacak; 12 Ocak’ta görülen 11.98 (düz hesap 12.00 diyelim) seviyesinin test edilme olasılığı artacaktır.