Gazetevatan.com » Yazarlar » Hava durulur mu?

Hava durulur mu?

28 Kasım 2016 Pazartesi

Küresel piyasalar Trump dalgasını atlatmaya çalışırken, gözler AB’nin sorunlu çocuğu İtalya’daki referandumda olacak. Değerli metaller, ABD borsaları ve tahvillerde düzeltmeler başlayabilir. İçeride bekleyip-görmeye devam...


4 Aralık’ta Avusturya’da başkanlık seçimi ve İtalya’da referandum yapılacak. Avusturya’da 1950’den bu yana ilk kez aşırı sağcı aday Norbert Hofer’in çoğunluğu yakalaması ihtimali -özellikle de Trump’ın seçilmesinden sonra- artmış görünüyor. İtalya’da yetkileri merkezi parlamentoda toplamaya yönelik anayasa değişikliğini savunan Matteo Renzi’nin oylamayı kaybetmesi durumunda görevi bırakacağını açıklamış olması bu haftayı AB açısından oldukça önemli hale getirmiş durumda. AB’nin en sorunlu bankacılık sistemine ve kamu borçluluğuna sahip olan İtalya’da yaşanabilecek bir hükümet sorunu, beraberinde yeni sorunları da getirecektir. Hele ki günümüzde yükselen değer olan “muhafazakarlık” göz önüne alındığında...

‘Ehven-i şer’ karar

İçeriye baktığımızda geçtiğimiz hafta; gerek Suriye’de Türk askerlerinin Esad rejim güçlerince vurulması (Bu durum Suriye ile fiili olarak da savaşa girmiş olmamız anlamına geliyor) gerekse Avrupa Parlamentosu’nun üyelik müzakerelerinin dondurulması yönünde aldığı karar, piyasaları doğrudan etkileyen gelişmelerdi. Her ne kadar hükümet yetkililerimiz bu kararın “yok hükmünde” olduğunu açıklasalar da o karar alınmış ve fiilen ‘kayıtlara’ geçmiş, piyasalar da bu “fiili” durumu fiyatlamaya başlamış durumda. Aralık ortasında toplanacak AB liderlerinin kararı esas olacak. Bu karar da “dondurma” yönünde çıkacak olursa bunu ne yazık ki ‘yok hükmünde’ sayamayız.

Piyasalar açısından geçtiğimiz haftanın en önemli olayı PPK kararıydı. Merkez Bankası, politika faizini 50 baz puanlık artışla yüzde 7.50’den 8.00’e yükseltirken gecelik borç verme ve geç likidite penceresi faiz oranlarını 25’er baz puan artırdı. Piyasalara, politik baskılara karşın adım atabileceğini göstermesi açısından önemliydi. Bazı politikacıların faiz artışının önü açılması nedeniyle eleştirdiği bu karar, her halde bu ortamda alınabilecek en ‘ehven-i şer’ karar olsa gerek. Ne yazık ki ‘çok geç ve çok minik’ bir adım olduğundan piyasaları sakinleştirmeye yeterli olmadı ve dolar/TL kuru (ve de Sepet Kur) yeni zirveler gördü. Dolar/TL geçtiğimiz Cuma günü 3.4768’e, sepet kur da 3.5723’e kadar yükseldi.

Hükümet kanadından yapılan tüm açıklamalar bu hareketin “dışarıdan kaynaklanan gelişmeler (başta Trump olmak üzere)” olduğu dile getirilse de diğer gelişen ülke para birimlerine bakıldığında yükselişin büyük oranda içerideki gelişmelerden kaynaklandığını kabul etmemiz lazım. En azından bu kabulü gerçekleştirdikten sonra, sorun(lar)a daha sağlıklı bakış açıları getirebilir, daha sağlıklı analizler yapabiliriz.

Borsa 2.02 $ düzeyi kritik

Son dönemde oynaklığın bu denli arttığı, dolar/TL kurunun hemen her gün yeni zirveler gördüğü bir ortamda BIST 100’ün performansını “takdir etmemek” elde değil. Bunca “kargaşa içinde” olabildiğince kuyruğu dik tutmayı başardı. En azından nominal TL endeksi bazında. Ancak aynı başarıyı ne yazık ki dolar bazında gösteremedi ve 2.30 dolar seviyesindeki kritik desteği aşağı yönde geçildi. Bundan sonra 2.02 dolar seviyesi önemli olacak. Bu seviyenin altına inilmediği sürece, yukarıda bahsettiğim aşırı satım bölgesinde olması nedeniyle bir düzeltme yaşanma olasılığı artacaktır. Ancak bunun uzun süreli bir düzeltme olmasını beklemek hatalı olacaktır.

Düzeltme gelecek mi?

Bence gelecek ve bu hafta buna en iyi aday ancak haftaya da sarkabilir. Bizim piyasalarımızdan çok yurt dışından bahsediyorum. Başta DXY ve ABD borsaları olmak üzere “aşırıları” test etmiş olan piyasalarda bir düzeltme gelmesi “gerekiyor”. Finansal araçlar hiç bir zaman sonsuz yükselmez, sonsuz düşmezler. (Şirket iflasları istisnadır) Nitekim “Trump dalgası” ile hareket eden bazı finansal enstrümanlar için düzeltme yaklaşıyor. Başta Russell Endeksi olmak üzere ABD borsalarında ve ABD tahvil getirilerinde bu olasılık artıyor. Hatta petrol, ABD tahvil getirileri ve değerli metaller olmak üzere bu düzeltmeler başlamış bile olabilir.

Aşırı alım-satım riski

‘Aşırı alım-aşırı satım’ ifrat ile tefritin birbirine karıştığı dönemler için teknik analizde kullanılan tanımlardır.

Dolar/TL kurunda 2008 Ekim ayından başlayan, 2009 Mart ve 2015 Ekim aylarından geçen bir yükseliş trendi var. Trump’ın seçildiğinin kesinleştiği 9 Kasım günü bu trend 3.2905’ten geçiyordu. 3.30 ile üzerine çıkıldı ancak kapanış 3.2141’den gerçekleşti. İlk kez 16 Kasım tarihinde 3.2942’deki trend değerinin üzerinde, 3.3221 ile bir kapanış oldu. O gün, bugündür bu trendin üzerinde kapanışlar geliyor. Teknik analiz açısından dolarda, TL’ye karşı “aşırı alım” bölgesindeyiz. Böylesi durumlar, aynı zamanda içinde bulunulan trendin devam ettirilmesinin zorlanacağı zamanlar anlamına da gelir. Benzer bir durum euro ve yen başta olmak üzere Dolar Endeksi (DXY) içindeki paralar için aşırı satım, DXY için de aşırı alım bölgesinde olunması olarak karşımıza çıkıyor. ABD borsaları ve bakır için de aşırı alım bölgelesinden söz edilebilir.