AİHM'den terörist başı Öcalan'ın avukatlarına ret

AA |  03 Ekim 2018 Çarşamba - 11:46 | Son Güncelleme : 03 10 2018 - 11:46

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Aysel Tuğluk'un da aralarında bulunduğu kişilerin 1,5 yıl süreyle terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın avukatlığını yapmaktan men edilmesinde hak ihlali yapıldığına ilişkin başvuruyu reddetti.


Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı, 22 Mart 2002'de terör örgütü elebaşı  Abdullah Öcalan'ın avukatlarından Aysel Tuğluk, İrfan Dündar, Doğan Erbaş, Hatice  Korkut, Aydın Oruç, Mahmut Şakar ve Türkan Aslan'ın aralarında bulunduğu  avukatların görevlerini kötüye kullanarak Öcalan'ın talimatlarını aktardıkları,  bunları basın yoluyla yayarak elebaşının sözcülüğünü yaptıkları gerekçesiyle  iddianame düzenledi.
 
İddianamede, terörist başı Öcalan'ın PKK'nın izleyeceği politika  hakkındaki görüşlerini içeren gazete makaleleri ve bir televizyon kanalında yer  alan yayın da yer aldı.
 
Başlatılan kovuşturma ilerleyen süreçte Terörle Mücadele Kanunu'nun 7.  maddesindeki "terör örgütü propagandası yapmak" suçundan devam etti.
 
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 151.  maddesindeki "Terör suçlarından tutuklu ve hükümlü olanların müdafilik veya  vekillik görevini üstlenen avukatların hakkında terör suçları nedeniyle  kovuşturma açılması halinde tutuklu veya hükümlünün müdafilik veya vekilliğini  üstlenmekten yasaklanabileceği"ne yönelik hüküm gereğince 6 Haziran 2005'te  avukatlarla ilgili yasaklama talebinde bulundu.
 
Talebi inceleyen İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi, aralarında Aysel  Tuğluk, İrfan Dündar, Doğan Erbaş, Hatice Korkut, Aydın Oruç, Mahmut Şakar ve  Türkan Aslan'ın da bulunduğu 12 kişiyi bir yıl süreyle Öcalan'ın avukatlığını  yapmaktan men etti. Bu karara karşı yapılan itiraz da reddedildi.
 
İstanbul 9. ve 11. Ağır Ceza Mahkemeleri 20 Haziran 2006 ile 27 Aralık  2007'de yasaklama kararını aynı gerekçelerle 6 aylık süreyle uzatma kararı verdi.  "Terör örgütü propagandası yapmak" suçundan açılan dava 9 Ekim 2012'de zaman  aşımı nedeniyle düştü.
 
Aysel Tuğluk, İrfan Dündar, Doğan Erbaş, Hatice Korkut, Aydın Oruç,  Mahmut Şakar ve Türkan Aslan, kovuşturmanın esas olarak doğruluğu kanıtlanmamış  makalelere dayandığı, bağımsız ve tarafsız mahkeme önünde gerçekleşmediği  gerekçeleriyle haklarının ihlal edildiğini, haklarında kesin hüküm olmadan  Öcalan'ı temsil etmekten yasaklanmalarının masumiyet karinesine aykırı olduğunu  öne sürerek AİHM'e başvurdu.
 
Başvurucular, ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini, ayrımcılığa maruz  kaldıklarını, getirilen kısıtlamanın meşru amaç gütmediğini ve Avrupa İnsan  Hakları Sözleşmesi'nde (AİHS) belirtilen iyi niyet ilkesine de aykırı olduğunu  iddia etti.
  
AİHM, başvuruyu ilk olarak AİHS'in 10. maddesinde yer alan ifade  özgürlüğü kapsamında incelemeye aldı. Başvurucuların ifade özgürlüğüne yapılan  bir müdahalenin varlığını kabul eden AİHM, bu müdahalenin açıkça kanun tarafından  öngörüldüğünü ve meşru amaç taşıdığını tespit etti.
 
Müdahalenin demokratik toplumda gerekli olup olmadığını da inceleyen  AİHM, avukatların mahkeme içindeki rolüne dikkati çekti.
 
AİHM, adaletin iyi işlemesi için avukatların sorumlu bir şekilde  davranması gerektiğine yönelik kararlarına atıf yaptı.
 
Basın toplantılarının kamuoyunu bilgilendirme amacı gütmediği tespit  edildi
 
Başvurucuların terörist başı Öcalan ile görüştükten sonra yaptıkları  basın toplantılarının Öcalan'ın savunmasına, adaletin işleyişine ilişkin  kamuoyunu bilgilendirme amacına yönelik olmadığını belirleyen AİHM, bunların  Öcalan'ın, PKK'nın izlemesi gereken stratejiyle iligili değerlendirmeleri  olduğunu tespit etti.
 
Öte yandan AİHM, Türk makamlarının başvurucular hakkındaki yasaklama  kararıyla, Öcalan'a yapılan ziyaretler kullanılarak Öcalan ve PKK arasındaki  iletişimin sağlanmasını engelleme amacı güttüğünü belirledi. AİHM, bu  yasaklamanın zorunlu bir toplumsal ihtiyaca cevap verdiğini belirtti.
 
"Güdülen meşru amaçla orantılı"
 
AİHM, 1,5 yıl süreyle geçici şekilde uygulanan yasaklama kararının  güdülen meşru amaçla orantılı olduğunu ifade etti.
 
Bu tedbirin başvurucuların Öcalan dışındaki müvekkilleriyle olan  profesyonel hayatlarına negatif bir etkisi olmadığına dikkati çeken AİHM,  uygulanan yaptırımın başvurucuların mesleki kurallara aykırı davranışlarına  ölçülü bir cevap olduğunu belirleyerek, şikayetlerin AİHS'in 10. maddesi  bağlamında açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna vardı.
 
AİHM, yasaklamaya ilişkin izlenen usullerin adil ve çelişmeli  yargılama ilkesine uygun olduğunu tespit etti.
 
Mahkeme, iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle  başvuruyu kabul edilemez buldu.

ETİKETLER