comScore
Gazetevatan.com » Yaşam » `Türk Çernobili yaşanabilir'

`Türk Çernobili yaşanabilir'

NASA'da görev yapan Türk mühendis Turgut Çakırağa'yı en çok Türklerin hangi özelliği korkuyor?


ıldız Teknik Üniversitesi'nden mezun olup 1976'da gittiği ABD'de lisansüstü eğitimden sonra 1987 yılına kadar nükleer santraller alanında çalışan ardından NASA'nın uzaya gönderdiği mekiklerin atış odası başkanlığını yürüten Türk roket mühendisi Turgut Çakırağa, Türkiye'de nükleer santral yapılmasını doğru bulmadığını söyledi. Kendisini en çok Türkler'e has `Olursa olsun' anlayışının korkuttuğunu belirten Çakırağa, "30 saniyelik bir ihmal bizde Çernobil yaratabilir" dedi.

Türkiye'nin Amerika'ya eğitim için gidip kalan beyinlerinden biri olan Muğla doğumlu 55 yaşındaki Turgut Çakırağa, İzmir'de Özel TAKEV Lisesi'nin konuğu oldu. Öğrencilere tanıtılan Çakırağa'nın Makine Mühendisi olarak gittiği Amerika'da Tufts Univercity'de roket mühendisliği üzerine master öğrenimi gördüğü belirtildi. 5 yıl süren yüksek lisans ve doktora eğitiminin ardından Bekdel firmasında mühendis olarak göreve başlayan Çakırağa'nın 1981-1986 arasında nükleer santralların dizayn projelerini hazırladığı, ABD, Kore ve Tayvan'daki 4 nükleer santral onun çizdiği projeler doğrultusunda inşa edildiği bildirildi.

1986 yılında sivil ve askeri uçak üretimi yapan Boeing firmasında `gizlilik belgesi' almaya hak kazanan Çakırağa'nın mühendis-bilimadamı olarak göreve başladığı, uzay mekikleri üzerinde 15 yıl çalıştığı ifade edildi. Gösterdiği üstün başarı nedeniyle bu sürenin son 5 yılının Senior Engineer Scilutist (Kıdemli Mühendis Bilimadamı) sıfatı ile atış odası başkanlığında geçtiği belirtilen Çakırağa'nın uzay mekiklerinin imalatında, 5 yılda bir gerçekleştirilen revizyonlarında, mekiklerin uzaya fırlatılışında en yetkili kişi olarak komut verdiği kaydedildi.

Aldığı eğitimler ve yaptığı işler hakkında özet bilgi verilen Çakıroğlu daha sonra öğrencilere California'daki uzay üssündeki çalışmalarını anlattı. Uzay üssündeki tüm kontrollerden sonra yapılan `yeşil ışık' ve `motor' komutlarını verdiğini belirten Çakırağa, gençlere mekiklerle ilgili görüntülü sunum yaptı. Çakırağa, ABD'den bugüne kadar 600 astronotun uzaya gidip geldiğini, en uzun yolculuğun 17.5 gün sürdüğünü söyledi. Uzaya yolculuğun süresinin ortalama 15 gün olduğunu belirten Çakırağa, uçuşların en az 2 en fazla 7 astronotla yapıldığını sözlerine ekledi.

Çakırağa DHA muhabirinin de sorularını yanıtladı. Dört yıldır Boeing firmasının Türk silahlı Kuvvetleri için üretmekte olduğu Awax uçaklarının dizayn ve projeleri üzerinde çalıştığını belirten Çakırağa, 2 yıl önce üç yıllığına Ankara'ya gelme ihtimalinin doğduğunu ancak gerçekleşmediğini söyledi. Üzerinde çalıştığı bir proje yüzünden şirketinin izin vermediğini belirten Çakırağa, 3-4 yıl sonra Türkiye'ye dönmeyi ve savunma sanayinde hizmet vermek istediğini kaydetti. Türkiye'ye gelecek Awax sisteminin yeni bir sistem olduğunu, Amerikan ordusunda bile bulunmadığını belirten Çakırağa, "Bu sistem Türkiye'nin yanısıra Avustralya ve Kore'de var. Amerika'da başka radar sistemi olduğu için buna ihtiyaç yok. Bu sistemde uçaklar Amerika'da yapılıyor ancak tüm elektronik donanım, kumanda sistemi herşey Türkiye'de gerçekleşiyor. Bu çok önemli. Bu uçaklardan bir de NATO'da var. Türkiye sanırım bu uçakları kullanıyor" dedi.

Öte yandan Çakırağa, Türkiye'nin nüklerer santraller yapılması ile ilgili kararını da değerlendirdi. Türkiye'de nükleer santral yapılmasını doğru bulmadığını belirten Çakırağa şunları söyledi:

"1980'lerin ortasından beri dünyanın hiçbir yerinde nükleer santral yapılmıyor. Teknoloji şu anda ilerlemiş durumda değil. Yapılan bazı sistemler var, aşağı yukarı 20 yıldır üzerinde uğraşılıyor. Hala daha atıklarla ilgili sistemler gelişmedi. Atık problemi çok önemli. Atıklarda, yüzlerce yıl radyoaktif duruyor. Televizyonlardan duyuyorum, 'sökeriz' deniliyor. Sökülme diye bir şey yok. Nükleer santral sökülmez, kapatılır. Tamamen kapatılıyor, içine beton dökülüyor, üzeri çeşitli metallerle kapatılıyor, radyoaktif azaltılmaya çalışılıyor. Onun maliyeti çok daha fazla. Dünyanın ilk üretim yapan reaktörünün kapatılma işleminde çalışmıştım. Çok zor. Bu nedenle Türkiye'de nükleer santral yapılmasını doğru bulmuyorum. Eğer illaki yapılacaksa çok çok iyi bir düşünceyle, güzel bir ekiple kontrolleri yapılmalı. Amerikan Nükleer Konseyi'nin kriterleri tek tek uygulanması lazım. Benim en çok korktuğum 'olursa olsun' şeklindeki Türk düşüncesi. Beni en çok korkutan o. 30 saniyelik bir ihmal çernobil yaratabilir bizde."

ETİKETLER