'Niye ben kendime jeep almıyorum? dedim

22 Şubat 2014 Cumartesi - 13:34 | Son Güncelleme : 22 02 2014 - 13:34


Ünlü şarkıcı Yeşim Salkım Sabah'tan Sonat Bahar'a özel bir röportaj verdi. Mesleğinde 25. yılını geride bırakan ünlü yıldız samimi açıklamalarda bulundu. İşte o röportaj:

CİDDİ BİR KADINIM, EVLENİYORUM

- Siz nasıl bir kadınsınız?


- Hayatı kolaylaştıran bir kadınım. Birlikte çalıştığım insana da, hayatımdaki erkeğe de kapris yapmam. Şımarık, çok fazla istekleri, talepleri olan bir kadın değilim. Hayatın ortak paylaşımında üzerine düşen görevi yeterince yerine getiren bir kadınım. Herkese de bunu tavsiye ediyorum. Kadınlar, eşlerine de, patronlarına da, dostlarına da böyle davransın. Hemen beklentiyle yaklaşmasınlar, 'Ne zaman?' baskısı yapmasınlar. Evlilik günümüzde moda gibi görülüyor, 'Aman evlenelim de, sonrası mühim değil' noktasındalar. Flörtöz bir kadın olmadım ben, bana sorsanız 'Flörtleriniz var mı?' diye, sayamam...

- Evet siz direkt evleniyorsunuz...

- Ben evleniyorum. Böyle bir durumum var. Ciddi bir kadınım. Birbirimizle tahammül edebileceğimiz noktada yürüyebiliyorsak yürüyelim. Çok fazla taviz vermem. Çok değerli bir kaledir eviniz. Doğru yaptığım bir şeyler var ki, insanlar benimle aynı yolda yürümek istiyorlar.

- Hayatınıza giren insanlar güçlü-paralı-nüfuslu... Eşiniz bu anlamda en sade olan kişi. Tercihleriniz mi değişti?
- Dengimi buldum. Dengim Hakan'mış da, yanlış sularda yüzüyormuşum.

HAYAT BANA ÇOK ŞEY ÖĞRETTİ

- Bir röportajınızda 'Sakin ve mutlu bir yuva hayaliyle Hakan Uzan'la evlendim' demişsiniz... Sizi sahne hayatı bu kadar zorluyor muydu?


- Bir kadın çok genç yaşta hayata başladığında, tüm sorumlulukları üzerine aldığında, kadınlığını unutmaya başlar. Sadece gider çalışır, para kazanır evine getirir. Tıpkı erkeğe yüklenen sorumluluklar gibi. Benim için bu durum tabii ki zordu. Sabah 06.00'lara kadar şarkı söylüyordum, eve geliyordum, sabaha karşı uyuyup, akşam uyanıyordum. Metabolizmam bile değişmişti. Güneşi göremiyordum. Benim için tabii ki zordu, babasız bir çocuk büyütmeye çalışıyordum, bir de erkek kardeşimin babası olmuştum. 20 yaşımdayken, 14 yaşındaki erkek kardeşime hem annelik, hem babalık yapıyordum. Annem de hastaydı. O yüzden benim için zor bir dönemdi. Bir yuva kurup, şartlar bu kadar ağır olmadan hayatımı sürdürmek istemiştim.

- Hayatınızın hangi dönemi size neyi öğretti?

- Her dönem bir şey öğrendim. 20 yaşımdaki düşüncelerimle, 43 yaşımdakiler çok farklı. 35'imde bambaşkaydım. Hayatın plan ve programla yürümediğini, kaderin bize ne getireceğini bilmediğimizi öğrendim. Hayatta kazık yiyip, çok acı da çekebileceğimi, dostum dediğim insanların hatta hayatımı paylaştığım insanların bile sırtımdan vurabileceğini öğrendim. Düşmanlarımın ne kadar yakında olduğunu öğrendim. Şu dönemde ya da şu evliliğimde şunu yaşadım diyemiyorum, her birinde bir şey öğrendim. Hayat bana çok şey öğretti.

- Epey iniş çıkışlı bir hayatınız var...

- Evet, biraz ilginç bir yolum var. Kader... Bir tercih yaparken, mutlaka bir diğerinden vazgeçerek yapmışımdır. Hayatım içinde yeteneklerime ihanet ettiğim dönemler oldu. Ve hayat en çok bu anlamda beni üzdü. Şarkı söyleyebilen, oyunculuk yapabilen bir kadınım ve bunları yapmam lazım. Fakat dönem dönem bu vazgeçmelerim, küsmelerim yaptığım hatadır.

- Birine sığınma ihtiyacı mı yaşadınız hep. Bu yüzden bu kadar çok evlilik yapmış olabilir misiniz?

- Aslında burada bir cehalet var. Hayatta sizi sizden daha iyi koruyup, kollayabilecek kimse yoktur. Buna anne-baba-eş dahil. Benim orada bir cahilliğim olmuş. Anne ve babamın evliliğinin 26 sene sonra bitmesi bende, 'Onlar başaramadı, ben başarırım' hissi yarattı. Galiba ben biraz bu çabayı gösterdim ve inatla bu işin üzerine gittim. Çok gerekli miymiş? Değilmiş!

- Geçmişinize dair konuşmak sizi ya da eşinizi rahatsız ediyor mu?
- Mesleğimde beni destekleyen, yan yana durduğum bir arkadaşım var yanımda. O insanın kırılmasını üzülmesini hiç istemiyorum. İnsanlar geçmişe dönerek 100 metre engelli koşamaz. Biz uzun bir maratondayız eşimle beraber. Eğer arkamıza dönüp bakarak, koşmaya çalışırsak düşeriz. O yüzden biz hiç arkamıza bakmamaya çalışıyoruz. Sadece ileriye bakıyoruz, çocuğumuzu yetiştirmeye odaklandık.