‘Müzik, eksilmeyen tek hobim’

Sercan Kısmet |  04 Temmuz 2018 Çarşamba - 2:30 | Son Güncelleme : 04 07 2018 - 2:30

Amerika’da büyük başarılara imza atan Sırma, ilk Türkçe parçası ‘Belki Bir Gün’ü hayranlarının beğenisine sundu. Şarkıcı, “Müzik, çocukluğumdan itibaren hayatımdan hiçbir zaman eksilmeyen tek hobiydi” diye konuştu


2013 yılında Berklee College of Music’teki eğitimini tamamlayan Sırma, müzik kariyerine devam etmek üzere New York’a taşındı. Beş yıldır Amerika’da yaşayan şarkıcı, ilk kez Türkçe bir parçayla hayranların karşısına çıktı. Yurt dışında büyük başarılara imza atan Türk müzisyen, “New York’ta internet üzerinden eğitim veren prestijli bir müzik okulunda, şarkı yazımı, aranjörlük ve prodüksiyon üzerine eğitim veriyorum” dedi. Sırma’yla müzikal yolculuğunu sektörünü konuştuk.

İlk defa Türkçe bir şarkı söyleyeceksiniz. Neler hissediyorsunuz?

Yayınladığım ilk Türkçe şarkı bu. Türkçe ana dilim, hep böyle bir niyetim vardı aslında. Türkçe şarkı söylemenin ayrı bir hissiyatı, keyfi bulunuyor. Ama şimdiye kadar yapmadıysam söylemekten çekindiğimden değil de, yazmaktan çekindiğimdendi... Türkçe şarkı yazmak alışkın olmadığım bir şey.

‘Belki Bir Gün’ şarkısının hikayesi nedir?

Bir gece uykuya dalmaya çalışırken düştü ilk dizeleri aklıma... Böyle durumlarda hemen telefonuma kaydediyorum. Düzenlemesiyle ilgili fikirler aklıma aynı anda geldi, onları da mırıldanarak kaydettim. Ertesi gün ise üzerinde çalışmaya başladım. Bu şarkı, ayrılık sonrasında hepimizin yaşadığı o panik halinin hikayesi.

Parçadan nasıl geri dönüşler aldınız?

Şu ana kadar çok güzel, memnunum. Spotify’da New Music Friday Türkiye listesine girdi, benim için bir ilk bu. Sözü, müziği, düzenlemesi, kayıtları ve tüm prodüksiyonuyla tek başıma ilgilendiğim ilk proje. Dolayısıyla güzel tepkiler alması benim için çok özel.

Daha önce hep İngilizce parçalar seslendirdiniz. Bu defa neden Türkçe tercih ettiniz?

Türkçe çok güzel bir dil. Ana dilimde şarkı yazmamdan, söylememden daha doğal bir şey olamaz. İçime sinen bir Türkçe parça yapmayı başarır başarmaz da bitirip yayınladım.

Müzik tutkunuz nasıl başladı?

Müzik, çocukluğumdan itibaren hayatımdan hiçbir zaman eksilmeyen tek hobiydi. Klasik piyano dersleriyle başladım, vokal eğitimiyle devam ettim. Arif Mardin bursunu kazanıp, Berklee College of Music’te yaz programına katıldım ve işte o zaman iş ciddiye bindi. Liseyi Robert Kolej’de okumama rağmen son anda, Berklee’ye başvurdum. Sınavı burslu kazandım. Yeteneğin, yatkınlığın olması ötesinde benim şansım, hobim olarak bellediğim müziğin hayatımda bir vazgeçilmez olmasıydı. Müzikten vazgeçemediğim için kariyerim haline geldi.

‘Dijital platformlar müzik dünyasını ele geçirdi’

Türkiye’de müzik gün geçtikçe daha kötü duruma geliyor. Amerika’da yaşayan bir müzisyen olarak sebepleri neler sizce?

Artık dijital platformlar müzik dünyasını ele geçirmiş durumda. Popülaritesi arttıkça, müziğin basındaki önemi azaldı. İnsanlar yeni müzikler bulmak için önce bloglara, müzik dergilerine göz atıyorlardı, şimdi tamamen üyesi oldukları platformlardaki listelere bakıyorlar. Sanatçılar da dijital platformların dikkatini çekebilmek için sosyal medya kampanyalarına önem veriyor. Artık plak şirketlerine ihtiyaç duymadan şarkılarını bu platformlarda yayınlama özgürlüğüne eriştiler. Böylece satışlar azaldı ve plak şirketleri yavaş yavaş batmaya, batmadıysa da bütçe küçültmeye başladı.

New York’ta müzik dışında neler yapıyorsunuz?

İnternet üzerinden eğitim veren prestijli bir müzik okulunda, şarkı yazımı, aranjörlük ve prodüksiyon üzerine eğitim veriyorum. Ek iş olarak reklam müziklerine vokal kaydı ve prodüksiyonu yapıyorum. Bir de solo projem var.

Peki, gelecek hayallerinizde neler var?

 

Müzik endüstrisinde yapabileceğim çok iş olduğunu düşünüyorum. Hem okuduğum alandan ötürü hem de çok çalışmaya hevesli hissettiğim için... Ama en büyük hayalim, solo projemden geçinebilecek noktaya gelmek. Sadece kendi şarkılarımı yaptığım, dünyanın her yerinde konserler verdiğim bir hayatım olsa ne güzel olur.

ETİKETLER