İslam cahilliğe karşı

Kuran-ı Kerim kendinden önceki dönemi cahillik, bilgisizlik olarak adlandırmıştır. Bu döneme cahillik denilmesinin sebebi, bu dönemde yaşayan insanların sadece bilgice eksikliği değildir. Onlar pek çok şeyi biliyorlardı. Mesela ticaretle ilgili ince hesaplarda, faiz hesaplarında devirlerinin bankacılarıydılar denilebilir. Cahilliğin anlamı sadece sözlüklerde yer aldığı üzere bilgisizlik, bilgiden mahrum olma değildir. Şüphesiz ilk akla gelmesi gereken anlamı budur. Mesela Hz. Peygamber, oruç ve namazla ilgili vakitleri sahabesine anlatırken, “Biz bilgisi olmayan bir topluluğuz, o yüzden ben size ellerimle güneşin hareketlerine göre işaretler yapıyorum” buyurmuştur. Bu sözle anlatılan şüphesiz, gökbilimle ilgili bilginin yetersizliğidir.
Erdemin ve faziletin zıddı
Kuran-ı Kerim ayetlerinden çıkarılan yorumlar göstermektedir ki, cahillik aynı zamanda merhametsizliktir, Arapça tabirle “hilmin” zıddıdır. Bir başka deyişle cahillik zulümdür. Filozofumuz Farabi’nin “Medine-tül Fazıla” isimli eserinde belirtmiş olduğu üzere cahillik, erdemin ve faziletin zıddıdır. Kuran’da cahilliğin kaynakları olarak birinci derecede sorgulama yetersizliği, çoğunluğu taklit ve atalara (geleneğe) uymak gösterilir:
Kitaba ve peygambere uyun
“Yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan, seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar ancak başkalarının zannına uymaktadırlar ve sadece tahminde bulunuyorlar” (6 Enam:116 ). “Onlar, utanç verici bir şey yaptıkları zaman, babalarımızı böyle yapar bulduk, Allah bize bunu emretmiştir, derler. Sen de ki, Allah utanç verici işleri emretmez. Allah’a bilmediğiniz şeyleri mi yakıştırıyorsunuz?” (7 Araf: 28 ). “Onlara, gelin Allah’ın indirdiği kitaba ve peygambere uyun dendiğinde, atalarımızı üzerinde bulduğumuz yol bize yeter derler. Ya ataları doğru yolda olmayan, cahil kimseler idiyseler? Ey İnananlar! Siz kendinizden sorumlusunuz, doğru yolda iseniz sapkınlar size zarar vermez. Hepinizin dönüşü Allah’adır, işlemekte olduklarınızı size haber verecektir” (5 Maide: 104-105).
Kalpsizliğin telafisi yoktur
Cahilliğin ikinci derecedeki kaynakları, acele karar vererek zanna ve nefsin ayartmalarına uymak gösterilir:
“Onların çoğu zanna uyarlar, oysa zan, hakikatin yerini tutamaz. Allah, onların yaptıklarını bütünüyle bilmektedir” (10 Yunus: 36 ). “Eğer Rahman dilemiş olmasaydı, biz bunlara (putlara) asla tapmazdık derler. Buna dair hiç bir bilgileri yoktur, sadece zannediyorlar” (43 Zuhruf: 20 ).
Nefislerinin ayartmalarına uyanları, uyarmanın zorluğuna karşı, Hz. Peygamber uyarılmıştır: “Aralarında seni dinler gibi olanlar vardır, sen akıllarını kullanmayan sağırlara işittirebilir misin? Aralarında sana bakıp duranlar vardır, sen bakar-körleri hidayete erdirebilir misin?” (10 Yunus: 42-43).
Bilgi eksikliğiyle yapılan yanlışı Allah affediyor çünkü onun düzeltilmesi mümkündür, gördüğü halde görmezden gelmenin, kalpsizliğin ise telafisi yoktur, onu affetmiyor Allah.

DİĞER YENİ YAZILAR