Gazetevatan.com » Yazarlar » Modern kadının bahar temizliği: Zayıflamak

Modern kadının bahar temizliği: Zayıflamak

09 Mart 2014 Pazar


Çiçekler açar, kadınların aklına fazla kiloları gelir. Fiks mevzuu.. Modern kadın için “bahar temizliği” demek “kilo temizliği” demek. Zira kış, tombul kadının can simididir.

Çekersin altına simsiyah mus çoraplarını (bacakları ince gösterir, selülitleri örter) üstüne de dar bir etek (iyice semirmiş kalçayı dar gösterir, şişmiş göbeği toplar) üste de bol bir kazak (kalınlaşmış kolları ve yağlanmış sırtı örter) en altına da topuklu bir pabuç… İyi bir makyaj, havalı saç…

Tamam… Bakarsın aynaya, “oldu bu tarz” dersin.

“Balıketi seksiliği” diye de bir trend yarattığını “sanıp” mutlu mesut gezersin.

Ama yazın yemezler…

Her şey kabak gibi ortadadır…

Seni kurtaracak hiçbir şey kalmamıştır.

Çorap, manyak bir takım hatunlar yüzünden (aslında) kışın da “out” ama hadi “üşüyorum lan!” diyerek kurtarabilirsin.

Fakat yazın?!

Akşam bile sana ten rengi çorap giydirmez çorapmafyası.com.

Çorap yoksa dar mini eteği de unut..

Göbek için bol tişört falan mümkün ama Macar salamı gibi ortaya çıkan kolları ne yapacağız?

Velhasıl, ne yaparsan yap, yaz tombullar için kâbus mevsimidir.

“En iyisi zayıflamak” dersin ve işe koşulursun.

***


Bugünler “son pazar” günleri..

Nerede aşırı miktarda yemek yiyen, kahvaltıda reçelleri, börekleri, simitleri hapur hupur götüren bir tombul görürseniz bilin ki o pazartesi rejime başlayacaktır.

“Son pazarım yeaaaa” diyip suyunu çıkartıyordur.

İşini güçleştirdiğinin farkındadır ama olsun! “Bir idam mahkûmunun son isteği” psikolojisiyle patlayana kadar yer.

Sonra “ilk pazartesi”ler gelecek.

Sahilde, parkta çok ciddi bir suratla koşar adım yürüyen bütün tombullar ilk pazartesi sendromuna girmiştir.

Sen bütün kış metrolarda, AVM’lerde, havaalanlarına yürüyen merdivenlere, yürüyen yollara bin, şimdi yürü babam yürü tabii.

Yüzü aşırı ciddidir çünkü hesapça çok kararlıdırlar! Aynı zamanda etrafa da “ben aslında her gün yürüyorum da bakmayın totomun bu kadar semirmiş olmasına. Menopoz/hastalık/insülin direnci/iş/güç/bebek vs vs var” imajı yaymaya çalışırlar.

Dikkat edin zayıflar ise gayet mütebessim yürür. Kulaklarına kulaklık, ellerinde su şişesi, altlarında tayt… (Üşümez de haspalar...)

“İlk pazartesi”den sonra “ilk salı” gelir. Her bir kasın tutulduğu gün. Bir gün önce çok ciddi bir suratla yürüyen tombul, bu sefer ekşimik bir suratla yürür. Zira acı içindedir. (Ya ne acayip di mi! Ensendeki kas bile tutulmuş! Tabi sen bütün kış parmağını kıpırdatma, sonra ilk gün 8 kilometre yürü.. eh… hak ettin)

Acılı “ilk salı”dan sonra “ilk yağmurlu çarşamba” gelir.

Sokağa çıkılamadığı için çok ama çok üzülünür ki 24 yıl aralıksız spor yapmış bir maraton koşucusu bile o kadar kederlenmez.

Ve akla “evde spor yapmak” gelir.

Ve o ilk çarşamba internet siteleri dolaşılır. Ucuza, ikinci el koşu bantları, eliptik bisikletler aranır.

Uzun, çok uzun bir çabadan sonra (ki o vakitte evde 20 mekik, 20 şnav çekse ona aslında daha faydalı olacaktır) saçma (ama o an dünyanın bütün sorunlarına çözüm gibi gelen) bir şey bulunur… paraya kıyılır ve heyecanla malın gelmesi beklenir.

İlk Perşembe de o nedenle güme gider.

Hatta ismi lazım değil bazılarımız, bakkala gitmeye üşenirken gider taaaaa Esenyurtlardan eliptik bisiklet alır… Gidiş dönüş 5 saati gitmiştir, bu süre içinde evinden çıkıp Rumelihisarı’na yürüyüp çoktan geri dönmüş ve 600 kalori yakmıştı ama olsuuun... Kararlı tombul, gece yarısı DA spor yapacaktır! Günde iki antreman yapacaktır. (He.. he..)

Daha da şuursuz tombul gider spor salonuna yazılır…

Ama havalı görünmek için önce gider yeni spor kıyafetleri alır. Bahane: Motivasyonumu arttırsın. (Tabi, tabi.) Spor mağazasındaki çakal satıcı da “hiç hareket etmesen de zayıflatıyor, giymen yeter, süper düper nano teknolojik tasarım” diye pahalı pahalı taytları, bluzları kaskaslar, tombulun gözü döner, küçük bir servet bırakıp çıkar dükkandan. (Halbuki zayıfa bak, çarşamba pazarından alınma taytla, sahilde gayet “motive”dir.)

Ah ah… Nasıl da “kendimi spor yaptıkça daha zinde hissediyorum”dur, nasıl da “spor yapmamak ne büyük aptallıkmış”dır, nasıl da “zayıflamadım ama vücudum şekilleniyor”dur… Böyle anında havaya girmeler…

Sonuç çoğunlukla hüsran. Eliptik bisiklet çarşaf kurutma aparatı, güya kendi kendine zayıflatan tayt pijama, spor salonu üyeliği “bağış”, rejim listesi de çöp kağıt…

Yine de vazgeçmeyiz di mi? Zaten vazgeçmeyin. Zayıflamaya çalışmak umudu kaybetmemiş olmak demek. Bu da iyi bir şey..