Gazetevatan.com » Yazarlar » Boğaz hattındaki lezzetli kıpırtılar

Boğaz hattındaki lezzetli kıpırtılar

02 Kasım 2013 Cumartesi


Lezzetli deyince aklınıza yiyecek geldi biliyorum ama benim bahsedeceğim kıpırtılar “dimağ” için lezzetli şeyler.. “Dimağ ne?” diyen genç okurlarımı da hemen aydınlatayım: Dimağ, Arapça beyin, kafa demek.

***


Gümüşlük Akademisi artık İstanbul Arnavutköy’de!

Ünlü yazarımız Latife Tekin’in Bodrum Gümüşlük’te yürüttüğü Gümüşlük Akademisi’nin şubesi İstanbul Arnavutköy’de açıldı. Farklı bir üretim, farklı bir eğitim ve farklı bir paylaşım anlayışıyla kurulan Gümüşlük Akademisi gayet bombastik bir programla Kasım’da başlıyor “çalışmalarına”! Şair Haydar Ergülen’in yönetimindeki programda gazetemiz yazarı Müge İplikçi ile “öykü çalışmaları”, Mario Levi ile “roman çalışmaları”, Küçük İskender ile “şiir çalışmaları”, Haydar Ergülen ile “yazı alıştırmaları”, Harun Tekin ile “şarkı yazma”, Ümit Ünal ile “senaryo bakışı”, İdil Akoğlu ile “reklam yazarlığı” ve İsmail Gezgin ile “Arkeoloji dersleri” olacak. Kasım ayına özel bir etkinlik ise yine gazetemiz yazarı Ruşen Çakır “Türkiye’de ve Dünyada Araştırmacı Gazeteciliğin Durumu”nu ele alacak 2 gün boyunca. Bu “şubeleşmenin” benim için en güzel tarafı olayın bizzat mahallemde geçmesi. Böylece hayatımda ilk defa bir yere gecikmeden varabileceğim. Diye umuyorum... (Detaylı bilgi için www.gumuslukakademisi.org)

***


Mona Lisa: Buruk bir Tebessümüm Kısa Hikayesi

Hazır Arnavutköy’e gelmişken, Feridun Oral’ın bu “hınzır” sergisini atlamak olmaz.

Feridun Oral, bir gün bir köy berberinin duvarında bir adet Mona Lisa görür. Bu “ilginç” rastlantıdan ilhamla Mona Lisa’nın, yıllardır insanların aklını kurcalayan o buruk gülümsemesinin peşine düşmüş. Floransa’ya gitmiş, Mona Lisa’nın yaşadığı dönemi incelemiş. “O gün ne olmuş olabilir?” diyerek fantastik ve komik bir öykü kurgulamış. Ve bu öyküsünü de üç boyutlu bir hale getirmiş.

Hikaye ta dedelerden babalardan başlıyor. Ama biz daha çok o gün, Mona Lisa için poz veren modelin başına gelenlere odaklanıyoruz. Daha doğrusu o buruk gülümsemenin ardındaki “bilinmeyene”. İstanbul ile de bağlantıları olan hikaye hem komik hem inandırıcı. Daha da çok inanalım diye türlü objelerle desteklenmiş.

Galeri Selvin sırf bu sergi için yeniden düzenlendi. Duvarlar Rönesans bordosuna boyandı, bazı yerlere kadife perdeler asıldı.

Sergilenen eşyaların ve tabloların hangisi orijinal hangisi Feridun Oral’ın fantazmasından çıkma ve üretilme hemen anlamak mümkün değil. “Bu kesin bir antikacıdandır” dediğiniz Oral’ın ürettiği bir güya dişçilik malzemesi iken, “böyle bir eşya olamaz!” dediğiniz ise hakikaten zamanında kullanılan, -diyelim bir “kulak kaşıma kaşığı”... Zaten eğlenceli olan da bu! Gerçek nerede başlıyor nerede bitiyor belli değil...

Mona Lisa’nın buruk gülümsemesinin kısa hikayesini merak ediyorsanız 17 Kasım’a kadar, Galeri Selvin, Dere sok No:3 Arnavutköy. Galeri ne yazık ki pazar günleri kapalı.