Gazetevatan.com » Yazarlar » Sağanak altında piknik

Sağanak altında piknik

09 Eylül 2013 Pazartesi


Ruh sağlığım açısından aldığım en iyi kararın Türkiye ile ilgilenmemek olduğunu düşünüyorum... Halkımızın yüzde 90’ıyla aynı “umursamazlık potasına erimek”harbiden en güzeli... Bir süre sonra “memleket” nasıl uzaklaşıyor biliyor musunuz? Uçaktan baktığın zaman gördüğün köyler kasabalar gibi...

Piti ile dağ serüvenimiz dev bir piknik ile sonlandı. Pazar günü yeni evlilerin şerefine piknik yapıldı. Köy 1600 metrede. Ama bu yetmiyor, piknik için 2000 metreye çıkıyoruz. Şahane bir düzlük alan. Etrafta devasa ladin ağaçları... Bir derecik nazlı nazlı akıyor.. Birgün HES olacağını bildiği için mi ne eskisi gibi gür akmıyormuş...

Pazar yazımda anlattığım gibi burada bir şey yemek istiyorsan kendin üretmek dışında bir yolun yok. “Satın almanın” gelmemekte direttiği bir noktadayım... (Memlekette kaç yer kaldı acaba böyle?) Piknikte cağ kebabı yapılacağı için sabahtan minik danacık kesildi. Onlar dana diyor ama aslında buzağı. Çok da sevimliydi itiraf edeyim. Gördüğün ve okşadığın bir hayvanı yemek de... Neyse girmeyelim bu konulara...

Danacık kesildi ve uzun meşakkatli işlemlerden sonra nefis bir cağ kebabına dönüştü. O dev döneri güzel güzel sarmalayıp, arabalara doluşup yukarıya, mesire yerine çıktık. 1 saatlik yolculuktan sonra artık daha da yüksekteydik. Yani memleket daha da uzaktaydı...

Ateş yakmak için önce ormandan kuru ağaç kestik. Eskiden baltayla yaparlarmış neyse ki şimdi benzinli testereler var. Çok uzun sürmedi. Yerlere kocaman kocaman su geçirmez yaygılar döşedik. Galiba tır brandası. Veya samanların üzerine örttükleri örtülerden. Burada her şeyin birkaç işlevi oluyor...

Çok ama çok şahane bir piknikti. Etten sonra karpuzlar, kavunlar kesiliyor, köz üzerinde çay üstüne çay demleniyor... Horonlar, futbol maçları.. Sonra gri bulutlar kapladı üzerimizi.. “Yağmur yağacak” diyorum.. “Hmmm” diyorlar.. “Toplanmayacak mıyız diyorum?” “Yok” diyorlar.. Bir bildikleri vardır diye sesimi çıkartmıyorum. Ama gözüm de hamakta mışıl mışıl uyuyan Piti’de... Bildikleri şuymuş. Yağmur yağana kadar, hiç yağmayacakmış gibi davranıp, hatta bir iki damlaya da aldırmayıp pikniğin keyfini çıkarmak. Yağmaya başlayınca da eline bir şey alıp arabalara doluşmak.. Kucağımda Piti, yarı ıslak arabaya kendimi atınca diyorum “Siz delisiniz! Harbi delisiniz... ” “Evet” diyerek gülüyorlar. “Yağmurdan korkacak olsaydık dağda işimiz ne?”

Kazara Ekolojik

Ah “batı” ne komik görünüyor buradan! Ayşe, elinde eğri büğrü elmalarla geldi. “Bu elma İstanbul’da olsaydı adı organik olacaktı ve kilosuna 10 lira verecektiniz di mi? Burada ise kimse ilgilenmiyor. Şansı varsa inek yiyor. Al sana hayatı boyunca hiç ilaç görmemiş, hiç suni gübre görmemiş bir elma..”

Gülüşüyoruz. “Eh maden organik, kaçırmak ayıp olur” diyorum ve bir tanesine yumuluyorumÖ Tatlı ekşi mayhoş bir tadı var. “Ay çok güzel.. Bunlardan cumartesi Bomonti’de pazarda buluyoruz. Bak mis gibi.. Ay çok doğal..” derken ağzımda bir kıpırtı hissediyorum. Tükürüyorum, sevimli bir kurtçuk! Bir an huylanıp elimdeki elmayı uzağa atıyorum. “A hahahaaÖ Kurt da organik merak etme. Önemli olan yarım mıydı tam mıydı?” diye dalga geçiyorlar benimle...

Burası, hiç kast etmediği halde kazara über ekolojik bir bölge. Ne hayvan ne bitki ne meyve hiçbir şey ilaç görmemiş.. Toprak, dünya yaratıldığında ne kadar temiz ise o kadar temiz. Meyvelerin kurtlu kısımlarını kesip ayırıyoruz. Sonra kurutuyoruz. Her canlıya bir pay var burada. Eşek arısına da kurtçuğa da tilkiye de ayıya da.. İnsan yemezse inek, inek yemezse ayı, ayı yemezse böcek... Hiçbir şey ziyan olmuyor. Peynir oluyor, kaymak oluyor, tereyağ oluyor, kalan alt sular pişirilip lor oluyor, kuymak oluyor.. Çöp çıkmayan köy! İlla bir çöp çıkarsa o da fırında yakılıp su ısıtmak için kullanılıyor... Ege’de Akdeniz’de ekolojik köyler kurmaya çalışıyorlar ya... Anlatıyorum akşam soba etrafında otururken, gülümsüyoruz hep beraber... “Hadi ya” diyorlar. “İnsanlar orada kalmak için para mı veriyor?” “Evet” diyorum.

Aklıma huysuz inek geliyor. Hani sütünü sevmediğine vermeyen... Bence Acun, Survivor’u burada yapsın. Ve huysuzu sağmak da yarışmaya dahil olsun...