Gazetevatan.com » Yazarlar » Ense kokusunun açıklanamayan sırrı nedir?

Ense kokusunun açıklanamayan sırrı nedir?

22 Temmuz 2013 Pazartesi


Tartışmamız şu: Bebeklerin tuhaf bir hareketi vardır biliyorsunuz. Gözlerini birden iki üç metre ötede bir noktaya dikerler. Dakikalarca dikkatle bakarlar. Baktıkları yere sen bakarsın, dikkate değer bir şey yoktur.. O zaman neye bakarlar?

İddia şu: Meleklere bakarlar! Çünkü melekler o yaştaki bebelere görünürmüş ve (haliyle) o kadar güzelmişler ki bebeler dakikalarca bakmaktan kendilerini alamazmış...

Haydaaa!!! Böyle bir şey bana nasıl söylenir? Bunu duyduğumdan beri veledim her dalıp gittiğinde, deli gibi onun baktığı yere, üstelik aynı onun gibi gözlerimi kocaman açarak bakar oldum...

Manzarayı hayal edebiliyor musunuz? Kucağındaki bebeğiyle aynı noktaya uzun uzun bakan yetişkin bir kadın!

Komik mi? Komik tabii.. Biri görse tırlatmış der.

Bu kadarla kalsa yine iyi.. Geçen gün mızmızlanıyordu, görünürde de bir ihtiyacı yoktu, aynı onun gibi yapmaya başladım. Bebek ve ben aynı anda aynı sesleri çıkarıyorduk. Ben biraz daha yüksek sesliydim ama notalar birdi...

Sonuç enteresandır: Pes eden bebek oldu. O kadar şaşırdı o kadar şaşırdı ki kaşlarını çatıp dik dik bana bakmaya başladı.

Fakat işin garibi o sesleri çıkarmak acayip hoşuma gitti. Mızmızlanmaya yepyeni bir boyut getirdim. Melodili mızmızlanma, operavari mızmızlanma, türkü şeklinde mızmızlanma..

Sonunda beni arabadan atmaya karar verdiler. Bebeğin mızmızlanması daha çekilir bir şeymiş...

***


Dört hafta önce başvurum kabul edilip bana bebek teslim edildiği gün hatırlarsanız şunu sormuştum: İnsan doğurmadığı bebeği sevebilir? O sevgi ne zaman başlar? Ve ne kadar yoğun olur?

Çilek bebekle dört haftadır beraberiz. Beraber uyuyor, beraber (sabahın köründe... hmmpfff...) uyanıyoruz. Artık ihtiyaçlarını karşılamada panik devri bitti. Yüz hareketlerinden, sesinden anlıyorsun. Şöyle yapınca acıkmış, böyle yapınca altı ıslak, öyle yapınca uykusu gelmiş... Kurala uyarsan hiçbir sorun yok. Fena da bir anne olmadım bu arada ayıptır söylemesi...

Başlardaki koyu, ağır merhamet duygusu gün be gün daha hafif, daha aydınlık bir duyguya bıraktı yerini. Vazifesini yerine getiren titiz bir bakıcıdan arkadaşını özleyen, uyansa da oynasak diyen, “vucini” “gucini” gibi seslerle bebeği mıncık mımcık eden bir anneye dönüştüm... Bu metamorfoz nasıl oldu peki?

Düşündüm ve işin sırrını keşfettim: ense kokusu!

Sanırım o kokuda bağımlılık yaratan bir madde var.

Yarım gün ayrı kaldığımız bir gün aklıma ensesinin kokusu geldi ve bir eroinman gibi eksikliğini hissetmeye başladım. Gidip bir giysisini kokladım. Hah dedim. İşte şimdi hapı yuttun sen...

Oldun!

Harbiden ne var o kokunun içinde bilen var mı?