Mükemmel olmak isterken hayatı kaçırmayın!

19 Mayıs 2021 Çarşamba - 15:23 | Son Güncelleme : 19 05 2021 - 15:23

Bireyin karar verirken bazen hatalar yapabileceğini de belirten Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Hatalar bizim içindir. Hatalarımız aslında büyümemizin, yaptığımız işin daha iyi olmasının bir parçasıdır. O yüzden hata yapmaktan korkmamak gerekiyor. Hata yapmaktan korkan insanlar ne yaparlar biliyor musunuz? Hiçbir şey yapmama hatası yaparlar. O küçük hatayı yapmamaktan korkarken daha büyük bir hata yaparlar” dedi.


Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, karar verme ve karar vermede etkili olan psikolojik faktörler hakkında değerlendirmelerde bulundu.
 
 
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 2000'li yıllardan itibaren psikolojinin en çok merak ettiği konulardan birinin insanın nasıl karar verdiği ve beynin nasıl karar verdiğine ilişkin çalışmalar olduğunu söyledi.
 
YAŞAMIN İLK YILLARINDAN BAŞLAYARAK KARAR VERİYORUZ
 
İnsanoğlunun yaşamın ilk yıllarından itibaren birçok karar aldığını kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “İnsan doğar doğmaz hayatta bir yolculuğa çıkıyor. Annenin karnında çok konforlu bir alanda yaşarken dünyaya geldiği anda ilk şoku yaşıyor. İlk tepkisi ağlamak oluyor. İnsana ilk güven veren nesne nedir? Annedir. Annenin kokusunu ve sıcaklığını alıp rahatlıyor, uyuyor. Kendine güven alanı oluşturuyor. Çocuk daha sonra o güvenli alanda büyürken yürümeye başlıyor. Yürümeye başlamayla birlikte kararlar da başlıyor. Çocuk karar almayı ilk yürümeye başladığında öğreniyor ve en çok da oyun esnasında öğrenir. Buradaki oyuncakla mı oynayayım, yoksa bu oyuncaklı mı oynayayım diye karar veriyor.” dedi. 
 
İnsanda diğer canlılardan farklı olarak bir özgür irade fonksiyonu olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “İnsan bu özgür irade fonksiyonu dolayısıyla kararları sadece   temel ihtiyaçlarına göre almıyor. Hayallerine göre, korkularına göre alıyor. Beklentilerine göre alıyor. Hırslarına, isteklerine göre alıyor.” dedi.
 
IQ YÜKSELDİKÇE ALINAN KARARLAR DA ARTIYOR
 
Karar verme konusunda kişiden kişiye göre farklılık olduğunu da kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Karaciğer nasıl safra üretiyorsa beynimiz de düşünce ve duygu üretiyor. IQ’su 70'in altında olanlar ortalama günde 300-500 kelime ile konuşur. Hayatlarını sürdürürler ama IQ yükseldikçe beyin bin kelime, 2 bin kelime, 3 bin kelime, 5 bin kelime üretiyor. Bunu yönetmek daha zordur. Devamlı kararlar vermesi gereklidir.” dedi.
 
 
OKB KARAR VERME BOZUKLUĞUDUR
 
Beynin karar verme bozukluğu ile ilgili olan en önemli hastalığın obsesif kompulsif bozukluk yani OKB olduğunu kaydeden Tarhan, “Çünkü OKB hastaları bir türlü karar veremiyorlar. Yarım saat banyoda elini yıkıyor. Temiz oldu mu, olmadı mı diye bakıyor.” Diye konuştu.
 
KARAR VERİRKEN BEYNİN ÖN BÖLGESİ, DENEYİM SİMÜLATÖRÜ OLARAK KULLANILIYOR
 
Sağlıklı insanlar karar verirken beynin ön bölgesini “deneyim simülatörü” olarak kullandığını kaydeden Prof. Dr. Tarhan, şunları söyledi:
 
“Aslında bu beynimizden daha büyük bir şey, kuantum beyin var.   Kuantum beyin ile çalışıyor.   Burada beynimizin üstünde böyle bir beynin olması gerekir. Nasıl fizikçiler şu anda atomu inceledikleri zaman yüzde 4’ü madde, yüzde 96’sı antimadde diyorlar. Madde cinsinden olmayan, fiziksel olmayan bir parçası var evrenin. Karar verdiğimiz sırada beynimizin cinsinden olmayan bir parçası var. Kuantum beyin, genellikle bilinç olarak biliniyor. Kişinin bilinçli olup, olmamasıdır. Bilinçli karar verip, vermemesidir. Bunun için beyin düşünürken ön bölgesini deneyim simülatörü olarak kullanıyor. Ne yapıyor mesela, kişi geçmiş deneyimleri alıyor ve öncelikleri belirliyor. Kişinin öncelik piramidi varsa kolay karar veriyor. Önemli olanları öne alıyor. Eğer önem piramidi varsa kolay karar veriyor. Korkuları varsa, kişi eğer korkularını biliyorsa kolay karar veriyor. Kişide sonuç bilinci alışkanlığı varsa yani dürtüleriyle aniden karar vermiyorsa akıllı davranır. Mesela dürtüyle hareket eden çocuk yola birden fırlar. Hâlbuki sonuç bilinci olan çocuk ne yapar? Sağa bakar, sola bakar araba geliyor mu ona göre yola çıkar. Özellikle hiperaktivite olan çocuklarda dürtü kontrol bozukluğu olduğu için sonucu düşünmeden hareket ederler. Aklına ilk geleni yapar. Böyle durumlarda biz dikkat eksikliği, hiperaktivite de sadece ilaç vermiyoruz, sonuç bilinci üzerinde çalışıyoruz. Davranışının doğal sonucunu yaşamasını, görmesini sağlıyoruz. Karar vermeyi hayal ettiriyoruz. Karar vermeyi hayal et, şimdi bu kararı verirsen ne olur? Kısa vadeli sonuç ne olur, orta vadeli sonuç ne olur, uzun vadede sonuç ne olur? Bunu düşünmesi gereklidir.”
 
BU KARARI VERİRKEN BENİ NE BEKLİYOR?
 
Karar vermede tek doğru olmadığını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “En iyi kararı kişi kendisi belirliyor, kısa vadeli sonuç kişinin mesela o genellikle birkaç günlük önüne çıkacak ihtimalleri düşünmesi, orta vadeli sonuç birkaç aylık ihtimalleri düşünmesi, uzun vadeli düşünmesi seneler hatta hayatın sonundaki ihtimalleri düşünmesidir. Bu kararı verirken beni ne bekliyor gibi düşünmek gerekiyor.” dedi. 
 
HATALARIMIZ BÜYÜMEMİZİN BİR PARÇASIDIR
 
Bireyin karar verirken bazen hatalar yapabileceğini de belirten Tarhan, “Hatalar bizim içindir. Hatalarımız aslında büyümemizin, yaptığımız işin daha iyi olmasının bir parçasıdır. O yüzden hata yapmaktan korkmamak gerekiyor. Hata yapmaktan korkan insanlar ne yaparlar biliyor musunuz? Hiçbir şey yapmama hatası yaparlar. O küçük hatayı yapmamaktan korkarken daha büyük bir hata yaparlar.” diye konuştu.
 
 
MÜKEMMEL OLMAK İSTERKEN BİRÇOK ŞEYİ KAÇIRMAYIN!
 
Mükemmelliyetçi olmanın pek çok olumsuz yönleri olduğunu belirten Tarhan, “Siyah-beyaz düşünen tipler vardır. Ya siyah ya beyaz, gri alanlar yoktur. Bu kişiler ya 100 alacak ya çalışmayacak. 97 alınca kendini suçlar. Bu kişiler genellikle mükemmel olmak isterken birçok şeyi kaçırırlar.” dedi.
 
SAĞLIKLI KARAR VERMEDE KENDİNİ TANIMAK GEREKİYOR
 
Sağlıklı karar vermede kişinin önce önündeki sorunu tüm yönleriyle bilmesinin ve kendini tanımasının önemine işaret eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Karar vermeden önce ilk başta problemi tanıması lazım. Kendisini analiz edecek. Güçlü yönleri, zayıf yönleri nedir onlara bakacak. Daha sonra veri toplayacak. Veri topladıktan sonra önem ve önceliklerini belirleyecek. Daha sonra bu kararı verirken sonucun ne olacağını hayal edecek. Bu sadece kişinin hayatını ilgilendiren evlilik, yatırım gibi kararlarda değil,  finansal kararlarda da önemlidir.” diye konuştu.