Hac ve Umre yolculuğu ile öze dönüş

31 Mayıs 2018 Perşembe - 2:30 | Son Güncelleme : 31 05 2018 - 2:30

Hac ya da umre yolculuğu, bir değişim ve dönüşüm yolculuğu olabilir insan için..


O zamana kadar biriktirdiğimiz kulluğumuzu, Yaradan’ın evine misafir olarak taçlandırır, Ravza’da Resulullah ile hasret gideririz. Bu sebeple kulluğunu aşk boyutunda yaşayanlar için bu yolculuğa niyet ile beraber bir farklılaşma hissedilir.. Zaman zaman gözleri demleyen, zaman zaman da yollara düşüren bu aşk, sevgi ve özlem ile gözyaşları yavaş yavaş süzülmeye başlar...  Ve biz bu özlem ve bu aşkla uçsuz bucaksız  çöllerden kutsal beldeye doğru çıkarız yola… Hasretini duyduğumuz, kelimelerle ifade edemediğimiz gizemli bir sahile atarız kendimizi… Hayalini kurduğumuz, hep düşlerimizi süsleyen cennet bahçelerinin mis kokuları sarar ruhumuzu… Gözlerdeki damlaların sıcaklığı, bir şefkat öpücüğü gibi izler bırakır yanaklarımıza… Ruhumuz tarifsiz bir hal alır o an ve kendimizden geçeriz…

Bu  mübarek  zaman ve mekânların etkisi kendini öylesine belli eder ki kelimelerimiz biter… Susarız, iç dünyamızla bir sohbete başlarız... Böyle sarsıcı bir sessizlik, en şiddetli silkinişlerden daha tesirli, en anlamlı sözlerden daha dokunaklı diye düşünür, yeni kararlar alıp bilincimizi tazeleriz hayatımızla ilgili... Yeni niyetler, yeni başlangıçlar için can bulur, yeniden taze bir nefes alırız..

Ve “Buyur” nidalarımızla arşa dayanır sesimiz... Arştan  üzerimize bir rahmet yağar, göz pınarlarımızı dolduracak kadar içli nağmeler fısıldar gönlümüze… Merhamet, bütün gücü  ile kuşatır dört bir yanımızı… Bir kuvvet bizi kendine doğru adeta çeker... Ve biz öyle bir sevgi ile dolarız ki o an artık, her şey sevgili olur bize, biz her şeye sevgili... Güneş çevresindeki gezegenler misali gireriz yörüngeye… O anda güneşin göz kamaştırıcı nuru akseder Kabe’ye... Hani “O” hep görüyordu ya gerçeği, “Sen O’nu görüyorsun” gerçeğine dönüşüverir birden… Tavafla birlikte Kabe’ yi adeta sema ederiz, yıldızların peşine takılan Samanyolu misali… Sanki tomurcuğa duran dalların, nisan yağmuruyla açıp, kendini sergileyen taze çiçekleri gibiyizdir o an… Tomurcuklanan gönül dallarımız filizlenir, bu kutsal beldede dal dal olup, süreriz onları yeniden hayata…

“Umrede neyi görmek isterseniz, onu göreceğinize inanın.” derler… Bu mübarek beldelere manevi lezzet alacak bir gönülle gelin… Bir çantanız olsun yanınızda. Oradan hayatınıza can verecek şeyler almasını bilin…” O aşkla melekler gibi tavaf edilir Kabe… O aşkla Hacer gibi Sultan’ın koşulur kapısına… Sonra kavuşma yeri olan Arafat’ta açılır eller Yaradana… Ve gönüller yine aşkla dolar bu mekanlarda…

UMRE VE HAC İBADETLERİNİN İNSANIN İÇ DÜNYASINA KATKILARI başlıklı seminer çalışmasından hazırlanmıştır.

Ramazanda sağlıklı beslenmenin püf noktaları için tıklayın!

ETİKETLER