‘Dün yüzüme gülenler bugün bana küfrediyor’
.
Suriyeli gazeteci Hüsnü Mahalli, uzun bir süredir
Türkiye’de çalışıyor. Mahalli, bir dönem yaşanan Türkiye-Suriye yakınlaşmasında Erdoğan ile Esad arasındaki ikili görüşmelere katılacak kadar etkin rol alan bir isim. İkili ilişkilerde yaşanan sert değişim, Mahalli’nin kişisel ilişkilerine de yansımış
Tunus’ta başlayan Mısır ve Libya’nın ardından Suriye’ye dayanan ‘Arap Baharı’ sürecini Suriyeli gazeteci Hüsnü Mahalli ile konuştuk. Mahalli sorularımızı şöyle yanıtladı...
- Bugün Suriye’de yaşananları Arap Baharı’nın kaçınılmaz bir parçası olarak tarif edebilir miyiz?
Arap Baharı dediğimiz projede sadece iki ülkede yönetim değişti, Libya da işgal edildi. Arap coğrafyasında 22 ülke var, geri kalan ülkeler neden bir şey yok? Ürdün ya da Körfez ülkelerinde yaprak kıpırdamıyor, neden? Suriye bu süreç içinde kilit ve en önemli ülkedir. Suriye, İsrail’e sınır, 100 bin Hizbullah militanı olan Lübnan’a ve Türkiye’ye sınır. Bu oynanan büyük oyunun hedefi Türkiye’dir. 100 yıl önce oynanan oyunun aynısı, aynı oyuncularla bir kez daha Türkiye üzerinde oynanıyor. Şerif Hüseyin’in devamı olan Suudi Arabistan mutlaka Türkiye’ye kazık atacaktır.
- Türkiye zamanında gereğinden fazla Esad’a destek vermişti. Şimdi ise hüsrana uğrayan Türkiye hüsrana yine aşırı mı tepki veriyor?
Türkiye Suriye ilişkileri hızlı bir şekilde gelişti, neredeyse iki ülke birleşiyordu. Sınırlar kaldırılmış, Antep, Halep ile birleşmiş, ortak şirketler kurulmuştu. Mayıs 2011’de Suriye, Türkiye, Lübnan, Ürdün ve Irak liderleri İstanbul’da bir araya gelecekti, ortak pazar kurulacaktı. ‘Şamgen’ dediğimiz birleşme olacaktı. Ama martta Suriye’de ayaklanma başladı ve bu iş bitti. Ben rüyamda görsem inanmazdım bu ilişkilerin kısa sürede bu hale geleceğine. Bunda bir gariplik var. Esad’a diktatör diyebilirsin, antidemokratik diyebilirsin ama Esad Türkiye’ye kötü bir şey yapmadı. Başbakan Erdoğan, Esad’a reform yap dedikçe Esad yapmadı sonunda Erdoğan kızdı. Olan oldu...
- Türkiye Suriye konusunda önemli bir aktör olabilir mi? Türkiye’nin avantaj ve dezavantajları neler?
Türkiye önemli bir aktör değil, önemli aktör olmaya provoke ediliyor. Cemil Çiçek ‘Herkes bize gaz veriyor’ dedi. Türkiye’den Suriye muhalefetine silah veriliyor, neden Ürdün’den silah verilmiyor da Türkiye’den veriliyor? Tarih boyunca Türkler’i Araplar’a düşman etmek istiyorlar. Türkiye’nin Katar ve Suudi Arabistan gibi yönetimlerle bir arada durması benim sinirime dokunuyor.
- Suriye’de rejim Irak’taki savaşla mı, yoksa Tunus, Mısır ve Libya gibi halk hareketi ile mi çöker?
Suriye’de rejim çökmez. Rusya desteğini sürdürdüğü sürece asla çökmez. Rusya olduğu sürece de Esad gitmez. Suriye çökerse Akdeniz’deki bütün limanlar Amerikan işbirlikçisi olacak. Açık denizlere çıkmak isteyen Rus savaş gemileri lojistik alamayacak. Suriye çökerse ilk yapacakları iş Hizbullah’ı bitirmek. Hizbullahsız ve Suriyesiz bir İran, ertesi gün Amerika tarafından bombalanır. Ayrıca Hizbullah’ın Lübnan’da 100 bin militanı var. Suriye’de herhangi bir risk olsaydı, şu an Suriye’de 100 bin Hizbullah militanını görürdük. Neden sokmuyorlar? Suriye ordusu 350 bin kişi. Bir yıldır ordu parçalandı diyorlar ya kaç kişi muhalifler? 4 bin. Kendileri söylüyor bu sayıyı. Bunlar da Taliban, El Kaide ve Müslüman Kardeşler gibi radikal İslamcı guruplar.
- Suriye’de mezhep savaşı başladı mı?
Alevi-Sünni çatışması olsaydı ordunun yüzde 90’ı öbür tarafa geçmesi gerekiyordu. Çünkü Aleviler’in nüfusu yüzde 10. Dışişleri Bakanlığı’nda bir tane Alevi yok, 200 ülkede temsilcisi var, bir tanesi bile isyan edip ayaklanmadı. Halk hâlâ Esad’ı destekliyor, ordu destekliyor. Rusya, Çin, İran ve Hindistan destekliyor. Esad isyancıları bu nedenle temizler.
-Robert Fisk ‘Humus Srebrenitza’nın devamı mı? diye soruyor? Humus’ta neler yaşanıyor?
Her devlet kendisine karşı ayaklanan gruplara kim olursa olsun izin veremez. Türkiye 30 yıldır PKK ile savaşıyor. PKK 1990’lı yıllarda Güneydoğu Anadolu’da bazı yerleri ele geçirmişti. İyi mi yaptı kötü mü? Şimdi konuşuyoruz, 20 bin civarında faili meçhulden bahsediyoruz. Silah kullanmak kötü ama o da silah kullanan insanlara kendi mantığı içinde yanıt verecek.
Esad hatasız kul mu?
Esad babasından antidemokratik verasetle intikal ederek başkan oldu. Bu adam için çağdaş adam diyorlardı Batılılar. 30 yıldır babasının mirasını üç gün içinde değiştiremez. Beşar Esad iktidara geldiğinde Suriye’de faks yasaktı. Şimdi tüm bu kargaşaya rağmen Suriye’de her şey serbest, 3G çalışıyor, uydular çalışıyor, internet çalışıyor, telefon açık. Faks yasak bir ülkeden bu hale gelmişse bir ilerleme olmuş demektir.
Dün Suriyeli bir gazeteci olmanın ayrıcalığını yaşıyordunuz bugün size bakışlar nasıl?
Bana kızıyorlar artık. Ben hem Türkiye’deki hem de Suriye’deki olumsuzlukları anlatıyorum. Dün yüzüme gülenler bugün küfür ediyor. İslamcı gazeteci arkadaşlar dün benden daha fazla Suriye taraftarıydı, bugün hepsi birer Suriye düşmanı. İlkesel ve ideolojik olarak savrulmuşlar ve bana küfrediyorlar. Bugün küfredenlerin hepsi, arkadaşımdı. Ben Beşar Esad’ın toplantısına giren, Hariri’nin evine giren, Talabani ile arkadaş olan bir adamım. Her zaman bildiğim doğru gazeteciliği yaparım.
‘Ortadoğu’da kanlı bahar’
Hüsnü Mahalli’nin yeni kitabı ‘Ortadoğu’da Kanlı Bahar: Acılı Bir Coğrafyanın Uyumlu İslam’la İmtihanı’ bölgede yaşananlara ışık tutarken, Suriye’de rejimin çökmesiyle çıkacak iç savaşın Türkiye’yi de içine çekeceğini belirtiyor. Kitapta, Batı’nın bu coğrafyaya ait 100 yıl önceki planlarını tamamladığını ve artık önümüzdeki 100 yılın planını yapmaya başladığını ileri sürüyor. ‘Planın özünde İslam’ı kullanma hobisi’ olduğunu vurgulayan Mahalli, söz konusu planın Batı tarafından Sevr’in 100’üncü yıldönümünde yani 2020’de imzalaması için Türkiye’nin önüne konulacağını da iddia ediyor. Mahalli, Batı’nın Osmanlı İmparatorluğu ile ve bu coğrafyadaki tüm birinci cumhuriyetlerle hesaplaştığını vurguluyor.




