Deniz salyası balıkları olumsuz etkiliyor

AA |  11 Mayıs 2021 Salı - 17:52 | Son Güncelleme : 11 05 2021 - 17:52

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yeşim Büyükateş, Marmara Denizi'nde görülen müsilajın (deniz salyası), balıkların beslenme, üreme ve göçlerini olumsuz etkilediğini söyledi.


Su Ürünleri Temel Bilimleri Bölümü Deniz Biyolojisi Ana Bilim Dalında  görevli Büyükateş, AA muhabirine, müsilajın biyolojik, kimyasal, fiziksel şartlar  uygun olduğunda çeşitli denizel organizmaların çoğalması sonucu doğal olarak  ortaya çıktığını anlattı.
 
Belirli iklimsel ve trofik (besin ağı) koşullar altında çeşitli  denizel organizmaların ürettiği organik maddenin düzensiz biriktiğini belirten  Büyükateş, "silisli sert kabukları olan ve fosilleri, kalın yer katmanları  oluşturan bir algler familyası" olarak tanımlanan diyatomenin sayısının  artmasının müsilaj oluşturduğunu vurguladı.
 
Büyükateş, "Bunlar (diyatome) su kolonunda askı halde kurdele şeklinde  yapılar olarak karşımıza çıkar. Başlangıçta belirli bir bölgede biriktikten sonra  yayılmaya başlayıp sonunda su yüzeyinin geniş bir bölümünü kaplar. Denizel  mikroskobik bitkiler olarak bildiğimiz fitoplankton, bunlarla beslenen hayvansal  organizmalar olan zooplankton, bunları ayrıştıran bakteriler ve çürümüş  parçacıklar müsilaj ile birleşip bir organik çorba oluşturur." dedi.
 
"Marmara Denizi'nde ilk olarak 1994'te meydana gelmiştir"
Son günlerde müsilajın Marmara Denizi'nin büyük bölümünde özellikle  Çanakkale Boğazı ve Tekirdağ sahillerinde gözlendiğini hatırlatan Büyükateş, bu  durumla bölgede daha önce de karşılaşıldığını aktardı.
 
Müsilaj görülmesine dair ilk bilgilerin Adriyatik Denizi'nde 1729  yılında kayıtlara geçtiği bilgisini veren Büyükateş, "1980'lerin sonundan bu yana  özellikle yaz aylarına kadar gözlemlenmiştir. Ülkemizde Çanakkale Boğazı ve  Marmara Denizi'nde ilk olarak 1994'te meydana gelmiştir. Dolayısıyla yeni bir  olay değil. Özellikle Çanakkale Boğazı ve Marmara'da 2007-2008 döneminde de  oldukça yoğun bir şekilde gördük ve süreç de oldukça uzundu." ifadelerini  kullandı.
 
Prof. Dr. Büyükateş, özellikle durgun hava şartlarında ve rüzgarın az  olduğu durumlarda bu olayın yoğun gözlendiğini vurguladı.
 
Deniz suyu sıcaklığının yükselmesi, ilkbaharın gelmesiyle güneş ışığı  açısının artması ve gündüz süresinin uzamasından dolayı fitoplanktonik  organizmalarda fotosentetik aktivitenin çoğaldığını, sistemde besin elementleri  az olunca da bu jelimsi, yapışkan maddenin ortaya çıktığını aktaran Büyükateş,  bunun sadece ekolojik değil ekonomik ve sosyal etkilerinin bulunduğunu dile  getirdi.
 
"Meteorolojik şartların değişmesiyle yaz aylarında devam etmesini  beklemiyoruz"
Balık av yasağı dönemine girildiğini anımsatan Büyükateş, müsilajın  avcılığın aktif yapıldığı dönemlerde balıkçıların ağlarının gözlerini kapatarak  teknelerin pompalarına, filtrelerine zarar verdiğini anlattı.
 
Müsilajın balık yaşamına etkilerine de değinen Büyükateş, şöyle devam  etti:
"Denizel sistemde sahte bir dip yapısı oluşturuyor. Bu sebeple  özellikle balıkların hem beslenmesine hem üremesi hem de göçleri üzerine negatif  etkileri oluyor. Deniz dibini kaplıyor. Deniz çayırlarının üzerini, balıkların  yuvalarını, yumurtaların üzerini örtebiliyor. Dolayısıyla oksijen alışverişinde  sıkıntı olabiliyor. Yine askıda katı madde yükü fazla olduğu için ışık  geçirgenliğini denizel sistemde etkileyip fotosentez mekanizması üzerinde negatif  etkisi söz konusu. Su sıcaklıkları fazla olduğunda bakteriyel parçalanma devam  ediyor. Parçalandıkça da bir kokuşma meydana gelebiliyor. Estetik açıdan da  sorunlar ortaya çıkıyor. Su sıcaklıklarının artması, özellikle rüzgarların  şiddetini artırması ve sistemin durgunluğunun azalmasıyla ortamdan kalkmasını  bekliyoruz."
 
Büyükateş, müsilajın kendi başına zehirli özellik gösteren  organizmalardan oluşmadığını belirtti.
 
Bunun estetik açıdan yaşam koşullarına negatif etkisinin bulunduğunu  dile getiren Yeşim Büyükateş, "Böyle bir organik çorba içinde kimse yüzmek  istemeyecektir. Özellikle meteorolojik şartların değişmesiyle yaz aylarında devam  etmesini beklemiyoruz. İnsan sağlığını doğrudan etkileyecek olmamasına rağmen  ortamda sirkülasyonun azalmasıyla çeşitli mikrobiyal faaliyetler meydana  gelebilir ve insan sağlığı olumsuz etkilenebilir. Bu nedenle müsilajın bulunduğu  alanda denize girilmemesi daha uygun olacaktır." diye konuştu.