ABD Başkanı Biden'a emekli generallerden açık mektup! "Derin tehlike..."

AA |  12 Mayıs 2021 Çarşamba - 12:44 | Son Güncelleme : 12 05 2021 - 12:44

ABD’de emekli üst düzey askerlerden oluşan 124 kişilik bir grup, Başkan Joe Biden'ın yönetimi altında Anayasal haklara yönelik saldırı olması nedeniyle ABD halkının "derin bir tehlike" içinde olduğuna dair açık mektup kaleme aldı.


Kendilerine "Flag Officers 4 America" adını veren emekli general ve  amirallerden oluşan bir grup tarafından 10 Mayıs'ta kaleme alınan mektupta,  başkanlık seçimlerinde Joe Biden'ın lehine hile yapıldığı ve Anayasal haklara  yönelik saldırı olduğu gerekçesiyle Amerikan halkının derin bir tehlike içinde  olduğuna ilişkin endişeleri bulunduğu kaydedildi.
 
Biden yönetimi altında ABD'nin, Sosyalizm ve Marksizme doğru radikal  bir dönüş yaptığı görüşüne yer verilen mektupta, "Her zaman Anayasal  Cumhuriyetimizi savunmak için hareket edecek kongre ve başkan adaylarının  seçilmesiyle şimdi buna karşı gelinmesi gerekiyor." ifadeleri kullanıldı.
 
 
Mektupta, "Ulusumuz büyük bir tehlike içinde. 1776'daki kuruluşumuzdan  bu yana hiçbir zaman olmadığı kadar Anayasal olarak hayatta kalma savaşı  veriyoruz. Çatışma, Anayasal özgürlük ve özgürlük taraftarlarına karşı Sosyalizm  ve Marksizm taraftarları arasındadır." denilerek Kasım 2020'deki ABD başkanlık  seçimleri öncesinde 317 ABD'li emekli general tarafından yazılan uyarı  mektubunun, Demokratların iktidarındaki sol ve Marksist eğilimler nedeniyle bunun  doğru çıktığı vurgusu yapıldı.
 
Adil seçimlerin önemine işaret edilen mektupta, "Halkın iradesini  doğru yansıtan adil ve dürüst seçimler olmazsa Anayasal Cumhuriyetimiz kaybolur.  Seçim bütünlüğü, yasal oy kullanılmasını ve sayılmasını gerektirir. Yasal oylar,  meclisin onaylı kontrolleri tarafından devlet kimlikleri, doğrulanmış imzalar  kullanılarak tanımlanır. Günümüzde pek çok kişi, adil ve dürüst seçimlerden  kaçınmak için bu tür sağduyulu kontrolleri ırkçı olarak nitelendiriyor.  Uygunluğun kanıtını bastırmak için ırkçı terimler kullanmak başlı başına bir  gözdağı taktiğidir. İlaveten, bütünlüğün sağlanması için seçim süreçlerimizde  hukukun üstünlüğü ilkesi uygulanmalıdır. FBI ve Yüksek Mahkeme, seçim  usulsüzlükleri ortaya çıktığında hızlı hareket etmeli ve 2020'de olduğu gibi  bunları görmezden gelmemelidir." görüşlerine yer verildi.
 
 
Mektupta, Biden yönetiminin "diktatörce" bir şekilde Anayasal haklara  saldırı başlattığı iddia edilirken, "Kongre'yi atlayarak 50'den fazla İcra Kararı  hızla imzalandı ve çoğu önceki Yönetimin etkili politikalarını ve düzenlemelerini  tersine çevirdi. Dahası, kısıtlamalar, okul ve iş yerlerinin kapatılması, yazılı  ve sözlü ifadelerin sansürlenmesi gibi temel haklarımıza yönelik doğrudan  saldırılardır. Sosyalizme ve Marksizme karşı hareket edecek, Anayasal  Cumhuriyetimizi destekleyen ve özel çıkarlara veya aşırılık yanlısı gruplara  değil, tüm Amerikalılara, özellikle orta sınıfa odaklanırken mali açıdan sorumlu  bir yönetimde ısrar eden politikacıları desteklemeli ve sorumlu tutmalıyız."  değerlendirilmesinde bulunuldu.
 
 
Mektupta maddeler halinde şu ifadeler yer aldı:
"- Açık sınırlar, insan ticaretini, uyuşturucu kartellerini, terörist  girişini, sağlık tehlikelerini ve insani krizleri artırarak ulusal güvenliği  tehlikeye atar. Kaçakların ülkemize akın etmesiyle bazı eyaletlerde yüksek  ekonomik maliyetlere, suça, maaşların düşürülmesine ve yasa dışı oy  kullanılmasına yol açıyor. Sınır kontrol personelimizi desteklerken sınır  kontrollerini yeniden kurmalı ve duvarı inşa etmeye devam etmeliyiz. Egemen  ulusların kontrollü sınırları olmalıdır.
 
- Çin, ABD için en büyük dış tehdittir. Çin Komünist Partisi (ÇKP) ile  iş birliğine dayalı ilişkiler kurmak, onları askeri, ekonomik, politik ve  teknolojik olarak dünya hakimiyetine doğru ilerlemeye devam etmeleri için  cesaretlendiriyor. Dünya hakimiyet hedeflerini engellemek ve ABD'nin çıkarlarını  korumak için daha fazla yaptırım ve kısıtlama uygulamalıyız.
 
 
- Anayasamızdaki ifade özgürlüğü ve basına ilişkin maddelerin de  gösterdiği gibi, serbest bilgi akışı Cumhuriyetimizin güvenliği için kritik öneme  sahiptir. Konuşma ve ifadeyi sansürlemek, konuşmayı çarpıtmak, devlet  görevlileri, özel kuruluşlar ve medya tarafından dezenformasyon yaymak, serbest  bilgi akışını bastırmak kapalı toplumlarda kullanılan zalimce bir yöntemdir.  Büyük iletişim devlerini İletişim Uygunluk Yasası'nın 230 numaralı düzenlemesinin  korumasından çıkarılmasından başlayıp buna tüm cephelerde karşı koymalıyız.
 
- 'Kusurlu' İran Nükleer Anlaşması'na yeniden dahil olmak, İran'ın  nükleer silahları ve bunları teslim etme yollarını elde etmesiyle sonuçlanacak  böylece Orta Doğu barış girişimlerini altüst edecek ve sloganları ve hedefleri  'ABD'ye ölüm' ve 'İsrail'e ölüm' olan bir terörist ülkeye yardım edecektir. Yeni  Çin-İran anlaşmasına direnmeli ve İran Nükleer Anlaşmasını desteklememeliyiz.  Ayrıca, Orta Doğu barış girişimlerine ve İsrail'e desteğe devam edin.
 
- Keystone Boru Hattını durdurmak, yakın zamanda oluşturduğumuz enerji  bağımsızlığımızı ortadan kaldırır ve bize dost olmayan ülkelere enerji bağımlı  olmamıza neden olur. Ulusal güvenlik ve ekonomik nedenlerle boru hattını açmalı  ve enerji bağımsızlığımızı yeniden kazanmalıyız.
 
- ABD ordusunu siyasi piyonlar olarak kullanmak, var olmayan bir  tehdide karşı devriye gezmek ve bölücü eleştirel ırk teorisi gibi siyasi olarak  doğru politikaları savaş pahasına orduya dayatmak ulusumuzun savaşları kazanmaya  ve savaşmaya hazır olma durumunu ciddi şekilde düşürür ve büyük bir ulusal  güvenlik sorunu yaratır. Askerimize ve gazilerimize destek olmalıyız, savaşa  odaklanmalıyız, moral ve savaş motivasyonuna zarar veren siyasi doğruluğun  ordumuza aşındırıcı etkisini ortadan kaldırmalıyız.
 
 
- 'Hukukun üstünlüğü' Cumhuriyetimiz ve güvenliğimiz için esastır.  Bazı şehirlerde görülen anarşiye müsamaha gösterilemez. Kolluk kuvvetleri  personelimizi desteklemeli ve bölge savcılarının ve mahkemelerimizin kanunları  herkese karşı eşit, adil ve tutarlı bir şekilde uygulaması konusunda ısrar  etmeliyiz.
 
- Genelkurmay Başkanı'nın zihinsel ve fiziksel durumu göz ardı  edilemez. Her yerde, gece veya gündüz yaşamı ilgilendiren konularda doğru ulusal  güvenlik kararlarını hızla verebilmelidir. Demokratların nükleer kanun  prosedürleri hakkındaki soruşturmaları, nükleer silahlı düşmanlara tehlikeli bir  ulusal güvenlik sinyali göndererek, kimin 'amir' olduğu sorusunu gündeme  getiriyor. Her zaman tartışılmaz bir emir komuta zincirine sahip olmalıyız.
 
- Tüm vatandaşları, ABD'yi, Anayasal düzeni kurtarmak için harekete  geçecek ve şu anda görevde olanları sorumlu tutacak siyasi temsilcileri seçmek  için yerel, eyalet veya ulusal düzeyde dahil olmaya çağırıyoruz. Halkın iradesi  duyulmalı ve takip edilmelidir."