1 derecelik sıcaklık artışı atmosferde tutulan su buharı miktarını yüzde 7 artırıyor

AA |  20 Temmuz 2021 Salı - 17:36 | Son Güncelleme : 20 07 2021 - 17:36

Küresel ısınmayla atmosferde yaşanan her 1 derecelik artışla, atmosferdeki su buharı miktarı yüzde 7 artarken, bu da özellikle Kuzey Atlantik bölgesi ülkelerinde sel ihtimallerini güçlendiriyor.


AA muhabirinin Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), Dünya Sağlık Örgütü  (WHO) ile iklim üzerine araştırmalar yürüten organizasyonların verilerinden  derlediği bilgilere göre, küresel ısınma, buzulların erimesine, bu yolla suların  yükselmesine ve sellere neden olurken yağış kaynaklı sellere de doğrudan etki  ediyor.
 
WMO verilerine göre, dünyada sıcaklık 1900 öncesi döneme kıyasla 1,2  derece arttı. Bu veriler ışığında 2016, dünya tarihinin en sıcak yılı, 2020 ise  en sıcak ikinci yıl oldu.
 
Sıcaklığın artması ile buzulların erimesi ve suları buharlaşma  oranları da yükseldi. İngiltere merkezli ActionAid insani yardım kuruluşunun  paylaştığı verilere göre, her 1 derece sıcaklık artışı, atmosferde tutulabilen su  buharı miktarını yüzde 7 oranında artırıyor.
 
Bu durum, bulut oluşumunu da etkilerken ekvatordan kutuplara gittikçe  yağış miktarını ve sürekliliğini de artırıyor, özellikle de sıcak hava akımının  hareket yönündeki Kuzey Atlantik bölgesini etkiliyor.
 
Kuzey Atlantik bölgesinde aniden bastıran şiddetli yağışlar sellere  neden olurken uzun süre devam eden yağışlar baraj ve nehirlerin taşarak su  baskınları oluşturmasına sebebiyet veriyor.
 
Bu bölgenin tarihi olarak su baskınlarına alışık ülkelerinden  Hollanda, suyla mücadele için sel setleri inşa ederken bu duruma alışık olmayan  veya geri kalmış ülkeler ise selle mücadelede zorluklar yaşıyor.
 
Küresel ısınma nedeniyle buzullarda erime ise son 25 yılda 3 trilyon  tona ulaşırken bu durum deniz suyunu 8 milimetre yükseltti.
 
Amerikan Uzay ve Havacılık Ajansı (NASA), en kötü senaryoda bu  seviyenin 2100'de 0,6 metre ile 1,1 metre arasında olacağını, 2300'de ise 5  metreye ulaşacağını tahmin ediyor.
 
Almanya'da "yüz yıllık" sel yaşandı
Kuzey Atlantik Bölgesi, Kuzey Avrupa'da okyanus kıyısına 300 kilometre  uzaklıkta bulunan tüm bölgeleri kapsıyor. Bu bölgeler arasında geçen hafta selin  vurduğu Almanya, Hollanda ve Belçika'daki bölgeler de yer alıyor.
 
Alman Meteoroloji Dairesi sözcüsü Uwe Kirsche'nin yaptığı açıklamaya  göre, ülkedeki sel için uyarı sistemi çalışıyordu ancak bu kadar yüksek miktarda  yağış beklenmiyordu. Kirsche bu miktar için, "Yüz yıllık bir sel nitelendirmesini  yapmak yetersiz kalacaktır." açıklamasını yaptı.
 
Uzmanlara göre, bu boyutta yüksek bir yağış, Kuzey Atlantik bölgesine  iklim değişikliği ve küresel ısınmanın verdiği bir mesaj olarak kabul ediliyor.
 
ABD merkezli Woodwell İklim Araştırmaları Merkezi araştırmacısı  Jennifer Francis'e göre, dünyada görülecek fırtınalar eskisine göre daha fazla su  taşıyacak, yani daha yüksek miktarda yağışlar gerçekleşecek.
 
Francis'e göre bu durum, sellerin yanında nehirlerin taşmasına da  neden olacak.
 
Hollandalı araştırmacı Geert Jan van Oldenborgh ise Almanya'yı vuran  selde iklim krizinin yanı sıra şehirleşmenin de kötü etkileri bulunduğuna vurgu  yaptı.
 
Dünya-Hava İlişkisi Örgütünün (WWA) oluşturduğu çalışma grubunda yer  alan van Oldenborgh, nehirlerin taşıyacağından fazla suyla dolduğunu ifade  ederken, nehirlerin çevresindeki yerleşimlerin fazla suyun toprak tarafından  emilmesinin önüne geçtiğini söyledi.
 
Yerel ve merkezi yönetimlerin zararı minimuma indirmesi için  önlemler alması gerekiyor
Küresel ısınmanın ve iklim krizinin yol açtığı sel felaketlerine karşı  alınacak önlemlerin başında küresel ısınmayı yavaşlatacak ve durduracak önlemler  geliyor.
 
Sera gazlarının atmosfere salınımını azaltarak dünyanın ısınması,  böylelikle buzulların erimesi ve atmosferin su buharı tutmasının önüne geçildiği  biliniyor.
 
Ancak bu süreçte insanları ve devletlerin atması gereken adımlar da  bulunuyor. İnsanların afetlerin yaşanma ihtimaline karşı binaları güçlendirmesi  ve afetlere hazırlık için erzak ve kıyafet çantaları oluşturması gerekiyor.
 
Ayrıca sel alarmı verildiğinde yüksek bölgelere ve noktalara çıkmaları  tavsiye ediliyor.
 
WHO, devletlere ise zayiatı minimuma indirecek tavsiyelerde bulunuyor.  Buna göre, yerel ve merkezi yönetimlerin sel ve taşkın suyunun toprak tarafından  emilmesi için özellikle dere yatakları çevresinde yağışın birikebileceği çukur  noktalarda boş araziler bırakması gerekiyor.
 
Bu yöntem, selin sebep olduğu toprak kaymaları riskine karşı da  öneriliyor.
 
Dere yataklarının temiz ve su akışını engellemeyecek şekilde düzenli  tutulması da yönetimlere verilen tavsiyeler arasında yer alıyor.
 
Sel riski olan bölgelerdeki yapılaşmanın da sele dayanıklı olması için  devletlerin önlem alması gerekliliği WHO'nun tavsiyelerinden biri.