Ziya Selçuk: Ders çeşitliliği azalacak

22 Nisan 2019 Pazartesi - 9:14 | Son Güncelleme : 22 04 2019 - 9:44

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ile öğrencileri bekleyen yenilikleri anlattı. Çocukların çok sayıda derse girmesi sonucunda hiçbir dersi tümüyle öğrenemediğini belirten Selçuk “Gelişmiş dünya ülkelerinde olduğu gibi bizde de ders çeşitliliğinin azalması çocukların belli alanlarda derinleşmesini sağlayacak” dedi.


Yeni düzenlemeler milyonlarca kişiyi ilgilendiriyor. Kantine girecek ürünler,ders çeşitliliğinin fazlalığı,dijital ortamdaki tehditler ve daha birçok konuyu Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ile Milliyet yazarı Abdullah Karakuş konuştu. İşte Karakuş'un yazısı...
 
Bizi köyü Emirler’de ağırlayan Bakan Selçuk öğrencilere çok kitap okuma tavsiyesinde bulundu. Ortaöğretimdeki ders çeşitliliğinin azaltılacağını belirten Selçuk, “Gelişmiş dünya ülkelerinde olduğu gibi bizde de ders çeşitliliğinin azalması çocukların belli alanlarda derinleşmesini sağlayacak, orta öğretimin kalitesi yükselecek” dedi.
 
 
Belli logosu olmayan ürünlerin kantinlere giremeyeceğini ve bununla ilgili altyapının tamamlandığını belirten Selçuk, özel öğretim kurslarıyla ilgili bir yasal düzenlemenin yakında geleceğini söyledi. Öğrencilerin soruları sadece sınavlarda görüp ani şoklar yaşamalarını istemediklerini belirten Selçuk, “Soruları önceden takdim ediyoruz, benzer sorular gösteriyoruz, bunlarla ilgili öğretmen eğitimi yapıyoruz” dedi. Bakan Selçuk sobalı bir köy kahvesinde Milliyet’in sorularını şöyle yanıtladı:
 
‘Önce alt yapı çalışması’
 
- Öğrencileri nasıl yenilikler bekliyor yeni dönemde?
 
Bizim çalışmalarımız sistemin yapılandırılmasına ilişkin çalışmalar ağırlıklı olarak. Bu bir altyapı çalışması anlamında ifade edilebilir. Yapılan çalışmaların hem öğretmenlerin, hem yöneticilerin, hem velilerin, hem de öğrencilerin hayatına dokunacak olumlu anlamda dokunacak çalışmalar olmasını çok önemsiyoruz. Bunun için de önce sistemin bütün alt sistemlerindeki yapısal değişiklikler ya da dönüşümlerle uğraşıyoruz. Bu dijital altyapı dönüşümü, öğretmen yetiştirme dönüşümü, okulların yapı ve süreçlerinin değişimi, bütün bunların hepsini aslında doğrudan ya da dolaylı olarak öğrencilerin hayatını etkileyecek. Ama burada asıl önemli olan şey; önce çok ciddi anlamda sistemi yapılandırıp, organize edip mevcut iş ve işlemleri çok daha hızlı etkili biçimde yapmak; yani hedef bu. O amaçla da öğretmen yetiştirmeyi düzenliyoruz, onun ötesinde okul öncesi eğitimin zorunlu hale gelebilmesi için hazırlık çalışmaları devam ediyor. Bunun dışında hizmet içi eğitimin uzaktan ve yüz-yüze şekilde yeniden modellenmesi çalışmaları devam ediyor. Yani sistemin bütün alt bileşenleriyle ilgili çalışmalar sürüyor.
 
‘Ani değişiklikler yok’
 
- Ani değişiklikler olacak mı eğitimde?
 
Öğrencilerin hayatında çok ani bir değişiklik olmayacak. Öğrenciler yavaş yavaş sistem iyileştikçe değişiklikleri görecekler. Ani değişiklikler, ani çözümler anlamına geliyor ve şimdiki çözümlerimiz daha sonraki problemlerimiz haline gelir eğer ani çözümler üretirsek. Biz zaten üç yıllık kalkınma içerisinde neyi ne zaman yapacağımızı çok net olarak ifade ettiğimiz için hangi sene, hangi ay, hangi işler yapılacak, bunun takvimini ortaya koyduğumuz için beklentilerin de netleşmesini istiyoruz. Yani işte birkaç ay oldu, hemen niye eğitim sistemi değişmedi biçimindeki ifadeler sistemin nesil yetiştirmekle ilgili olduğunu unutmamak lazım. Biz bardak üretmiyoruz, biz sandalye üretmiyoruz, biz nesil yetiştirmekle ilgileniyoruz. Dolayısıyla eğer bu konu eğer birkaç ayın içerisinde bir değişikliğe tabi olursa, birkaç ay sonra da çok daha büyük problemlerimiz oluşur. Bundan dolayı da ben biraz sabırlı olmalarını ve bizim takvimi takip etmelerini istiyorum toplumumuzun, öğretmenlerimizin, velilerimizin. Bu takviye riayet ettiğimizde, bilimsel metotlara göre bu takvimin gereğini yaptığımızda zaten süreçteki iyileşmeyi giderek fark edecekler. Ama hâlihazırda çocukları bir sürpriz beklemiyor, velileri çok ani bir değişiklik beklemiyor. Biz her yapacağımız değişikliği önceden haberdar ediyoruz ve insanlar hazırlansın, strese girmesinler istiyoruz. Öğrencilerimize mesela LGS sorularıyla ilgili olarak soruları sadece sınavda görsünler ve ani bir şok yaşasınlar istemiyoruz, soruları önceden takdim ediyoruz, benzer sorular gösteriyoruz, bunlarla ilgili öğretmen eğitimi yapıyoruz. Bu soruların mahiyetiyle ilgili uluslararası standartları getiriyoruz. İllerimizde ölçme-değerlendirme merkezleri kuruyoruz. Ve bu ölçme-değerlendirme merkezlerinin okullara nasıl destek olacağıyla ilgili mevzuata hazırlıyoruz. Sonuçta her okul istediği her desteği aldığında öğrencilerin de hayatında biraz önce ifade ettiğim gibi bu tür ani değişiklikler olmayacak. Ama bu değişim sistemli bir şekilde hızlanarak devam edecek.
 
- Ders sayılarının düşürülmesine yönelik yol haritası nasıl?
 
Yakında bunu toplumla paylaşacağız, bu özellikle ortaöğretimden başlayacak. Ortaöğretimdeki ders çeşitliliğini azaltmak niyetimiz var. Ortaöğretimdeki ders çeşitliliğinin temel amacı, aslında ortaöğretimin kalitesini bütünsel olarak yükseltmek ve yükseköğretime daha donanımlı öğrenciler göndermek. Bu sadece ders saatinin azalması ya da çoğalmasıyla ilgili bir konu değil, bu öğrencinin belirli bir alanda derinleşebilmesi, yoğunlaşabilmesi ve belirli konularda daha çok bilgi birikimine sahip olmasını sağlamakla ilgili. Çocuğun çok sayıda derse girmesi sonucunda hiçbir dersi tümüyle öğrenememe, hepsini yüzeysel olarak değinebilme fırsatı ortaya çıkıyor; bu da çocukların çok iyi yetişmelerinin önündeki bir engel. Bu bütün gelişmiş dünya ülkelerinde olduğu gibi bizde de ders çeşitliliğinin azalması çocukların belli alanlarda derinleşmesini sağlayacak, orta öğretimin kalitesi yükselecek.
 
Kantinlere girmeyeceklerle ilgili alt yapı hazırlandı
 
- Kantinler tartışılıyor, obezite konusu var. Bu konuda neler yapıyorsunuz?
 
Biz orada Tarım Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı’mızla bir protokol imzaladık ve belli logosu olmayan ürünler kantinlere girmeyecek dedik, bununla ilgili altyapıyı tamamladık. Şimdi burada bu aslında sadece kantin meselesi değil, kantin dışında evdeki beslenme, çocuğun okul dışındaki, ev dışındaki beslenme alışkanlıkları; yani bu aslında bir eğitim meselesi. Sonuçta biz bu meseleyi bir kantindeki yiyecek listesi olarak değerlendirmiyoruz, bunu genel olarak bir beslenme eğitimi olarak görüyoruz ve meseleye sadece Milli Eğitim Bakanlığı olarak da bakmıyoruz, ilgili tüm bakanlıklarla ortak hareket ediyoruz.
 
 
 
‘Çift kanatlı’ çocuklarımız yetişmeli
 
- Çift kanatlı olmak söyleminizle öğrencilere ne mesajı veriyorsunuz?
 
Bizim çocuklarımız tek yönlü yetişiyor. Buradan kastettiğim şey şu: İnsan aslında duygu, akıl ve fizik dediğimiz, fizik, beden, duygusal özellikler, bir de düşünsel özellikler, yani akılla ilgili şeyler. Çocuk bu üçünde birden gelişirse, yani maddi ve manevi olan birlikte gelişirse, o zaman çift kanatlı olur. Eğer sadece belirli düşünsel konularda ya da belirli akademik konularda belli bilgilere sahip olmak söz konusuysa çocuk tek kanatlı yetişir. Çünkü hareket olmadığında çocuk obez olabilir, hareket olmadığında çocuk çocukluk depresyonuyla ilgili sorunlar yaşayabilir. Eğer duygusal eğitim olmazsa, duygu, sanat, şahsiyet eğitimi yapılmazsa, çocuklarda başka psikolojik problemler, özgüven sorunları ortaya çıkabilir. Yani bir çocuğun duygusal olarak da tatmin olması gerekiyor, fiziksel hareket bakımından da tatmin olması gerekiyor, düşünsel gelişiminin de tatmin olması gerekiyor. Eğer bunlardan sadece bir tanesiyle ilgiliysek, o zaman çift kanatlı bir çocuk yetişmez. Tasarım-beceri atölyeleri de çift kanatlı yetişmenin fiziki mekânları.
 
Dershanelerle ilgili yeni model geliyor
 
- Özel öğretim kursları bu yıl bitiyor mu?
 
Özel öğretim kurslarıyla ilgili bir yasal düzenleme gerekiyor, o yasal düzenleme de gündeme gelecek. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın talimatı doğrultusunda dershanelerle ilgili olarak yeni bir model geliyor, ama biz meseleyi dershane meselesi olarak görmüyoruz. Biz meseleyi Türkiye’deki ortaöğretim sisteminin kalitesinin artması meselesi olarak görüyoruz. Ve velilerimiz şunu fark edecekler: Bir çocuğun ortaöğretimde daha nitelikli bir eğitim alması ve yükseköğretime daha güçlü bir şekilde hazırlanabilmesi için sadece ders konuları değil hayat becerileri anlamında da daha iyi yetişebilmesi için bunun bütünsel bir sistem olduğunu vurgulamak isterim. Bu sadece dershane kalktı, yerine ne konuyor meselesi olmaktan ziyade, çocukların bütün öğrenme ihtiyaçlarını tamamlayacak bir altyapı kurmak ve bu arada da ortaöğretimdeki öğrenmenin kalitesini yükseltmek, temel hedef bu. 
 
'ÇOCUKLARI SİBER ÂLEMDEKİ SALDIRILARDAN KORUMALIYIZ'
 
- İnternet ve dijital ortamlardaki tehditlere yönelik neler söyleyeceksiniz?
 
Bugün okula başlayan çocuklarımızın üniversiteden mezun olduklarında karşılaşacakları dünyayı hep birlikte hayal edelim. 5G, Kuantum Bilgisayar, Otonom Teknolojiler, Dijital İkizler... Dijitalleşme günümüz dünyasının yadsınamaz bir gerçeği. Bünyesinde fırsatları ve riskleri barındırıyor. Neredeyse tüm sektörlerin çatısını ve omurgasını yeni baştan şekillendiren bir sayısal dönüşüm bu iklimde gerçekleşiyor. Böyle bir süreçte çocuklarımızı yeni çağın gereksinimlerine uygun yetiştirmek zorundayız. Hem çocuklarımızı siber âlemdeki tüm risk ve saldırılardan korumalıyız hem de onları insanlık yararına akıllı uygulamalar, robotik teknolojiler ve yapay zeka yazılımları geliştiren dijital okuryazarlar haline getirmeliyiz. Unutmayalım yavrularımızı bilgilendirirken bile en etkili araçlar yine internet ve dijital platformlar... Onları insanlık yararına kullanmak için yeni adımlar atmalıyız. Bu amaçla çocuklarımızı siber dünyada karşılaşabilecekleri zararlı içerikler hakkında bilinçlendirmeyi amaçladığımız Siber Güvenlik Portalımızda videolar, oyunlar, uygulamalar ve info grafikler mevcut.
 
Öğrencilere tavsiyeler
 
- Öğrencilere Milli Eğitim Bakanı olarak tavsiyeleriniz ve mesajlarınız ne olacak?
 
Öğrenciler öncelikle kendileri için bir öz gelecek yazsınlar. Yani hep Türkiye’de özgeçmiş yazılır, fakat öğrenci için öz gelecek çok önemli. Ve şimdiki ilkokuldaki, ortaokuldaki öğrenciler çok farklı bir dünyaya doğru gidiyorlar, yani dünya tarihinin çok ilginç bir dönemine doğru geliyoruz. Dijital olanla biyolojik olanın, fiziksel olanın iç-içe girip aynı bedende bedenlendiği bir döneme doğru gidiyoruz. Dolayısıyla üretim sistemleri değişiyor, iletişim sistemleri değişiyor, tüketim alışkanlıkları değişiyor. Çocukların muhakkak surette bu gelecek dünyaya ilişkin olarak hazırlanması ve öğrendiklerinin hayatta işe yarayıp-yaramayacağı konusunda sorgulama içinde olması ve araştırıcı olmaları, soru sormaları, merak etmeleri çok önemli. Bunu yapmazlarsa, sadece taklit ederler ve işe yaramayan şeyleri hafızalarında tutarlar. Ama takım olma becerisi, ekip çalışması, problem çözme becerisi, eleştirel düşünme becerisi, yorum yapma becerisi, bunlara doğru yönelmeleri lazım. Bunlara yönelmezlerse iş hayatına atıldıklarında soru çözmek değil sorun çözmek istenir. İş dünyası onlardan soru çözmelerini istemeyecek, sorun çözmelerini, problem çözmelerini isteyecek. O sebeple çocukluktan itibaren problem çözmeye yönelmeleri, sosyal hayata katılmaları, düğün, bayram, cenaze, akraba, misafir, bütün bunlarla daha çok ilgilenmeleri, çok kitap okumaları bizim için çok önemli.
 
‘Çocuklarımızın çok kitap okumaları lazım’
 
- Sınav, çocukların en zorlandığı konulardan biri. Belli dönemlerde hep stres halinde oluyorlar. Meslek seçiminden başlayarak bu konuda öğrencilere ne tür mesajlar verirsiniz?
 
Şimdi bu sınavlar giderek uluslararası sınavların standartlarına yaklaştırılıyor. Ve bizim çocuklarımız da uluslararası araştırma ve sınavlarda belirli bir çıtayı yakalasınlar diye sınav sistemlerinde, soru sistemlerinde de değişiklikler yapılıyor. Örneğin LGS ile ilgili olarak ortaya çıkan soru örneklerinden de anlaşılacağı gibi daha çok okuduğunu anlama, eleştirel düşünme, akıl yürütme ve benzeri becerileri içeren sorular. Yani bu hafızaya dayalı hatırlama temelli sorular olmaktan ziyade yorum yapmayı gerektiren sorular. Bundan dolayı da çocukların muhakkak surette çok kitap okumaları gerekiyor. Kitap okuma oranı düşükçe bu soruları yapma oranı da düşer. Bu soruların belirli bir mekaniğini ezberlemek değil de, belirli bir şablona göre soruyu cevaplamak değil de bu soruların arkasında yatan anlamı keşfetmek, bu sorularla ilgili yorum yapabilmek. Bu ve benzeri becerilerin daha çok beklendiği bir sınav geliyor ve buna hazırlanması gerekiyor. Ama bu sadece çocuğun hazırlanmasıyla ilgili bir konu değil. Okullardaki ders işleme yaklaşımlarının da buna göre dönüşmesi gerekiyor.