Yüzyılın tatlı zehri! Hastalıklara davetiye çıkarıyor

02 Ocak 2019 Çarşamba - 9:51 | Son Güncelleme : 02 01 2019 - 17:53

Uzmanlar, hazır yiyeceklerden unlu mamüllere, patates kızartmasından gofret ve çikolataya kadar çok geniş bir yelpazede kullanılan trans yağların, koroner kalp hastalığı ve inme riskini artırmasının yanında, tip 2 diyabet, insülin direnci, metabolik sendrom, obezite ve kanser gibi birçok hastalığa da davetiye çıkardığını belirtti.


 Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre, trans yağlar dünyada her yıl  yaklaşık 550 bin kişinin kardiyovasküler kaynaklı nedenler dolayısıyla ölümüne  neden olurken, sayısız hastalığın da görülme sıklığını artırıyor.
 
Uzmanlar, trans yağların halk sağlığı sorunu olarak da  değerlendirilmesi gerektiğine dikkati çekerken, bu yağların zararlı etkilerinden  korunabilmek için mümkün olduğunca az alınması gerektiğine işaret ediyor.
 
Dünyada ilk olarak 2003'te Danimarka'nın yapay trans yağ kullanımına  sınır getirdiğine dikkati çeken uzmanlar, Dünya Sağlık Örgütü'nün, 2023'e kadar  trans yağların gıda zincirinden tamamen kaldırılması için çağrıda bulunmasını da  önemli bir adım olarak görüyor.
 
Türkiye'de de kalp ve damar hastalıkları başta olmak üzere birçok  sağlık sorunundan korunmak için yapay trans yağların kullanımının azaltılması  amacıyla çeşitli çalışmalar yürütülüyor.
 
Bu kapsamda Türk Kardiyoloji ve Sağlığa Evet dernekleri iş birliğinde,  trans yağlar ve sağlığa olumsuz etkileri noktasında farkındalık oluşturmak  amacıyla "Trans Yağ Projesi" başlatıldı. Projeyle trans yağ konusunda halkı  bilinçlendirmek, karar vericilere kanıta dayalı öneriler sunmak ve mevzuat talep  etmek hedefleniyor.
 
"Bazı süpermarket ürünleri yüksek oranda trans yağ içeriyor"
 
Konuya ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Türk Kardiyoloji  Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Türkiye  Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ayça  Boyacı, trans yağın bir çeşit doymamış yağ asidi olduğunu ve doğal yolla oluşan  ya da endüstriyel olarak üretilen yağlar olarak iki gruba ayrıldığını söyledi.
 
Doç. Dr. Boyacı, doğal trans yağların et ve süt ürünleri gibi  hayvansal gıdalarda az miktarda bulunduğunu, yapay olanların ise bitkisel sıvı  yağlara hidrojen eklenerek elde edildiğini, bu yolla da yağın raf ömrü ve tekrar  ısıtılmaya karşı toleransı artırılarak ticari cazibe kazanacak şekilde  katılaştırıldığını aktardı.
 
Boyacı, günlük yaşamda tüketilen pek çok ürünün yapay trans yağları  içerdiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:
 
"Hazır yiyecek tarzı ürünler, unlu mamuller, patates kızartması,  mücverler, tavuk nugget ve bazı kebaplar gibi kızarmış yiyeceklerle, mikrodalga  fırına verilmeye hazır patlamış mısır, bazı bisküvi, gofret ve unlu mamuller, yağ  ve sıvı yağlar gibi bazı süpermarket ürünleri yüksek oranda trans yağ  içermektedir. Zararlı olduğu bilinen bu ürünleri toplumda esas olarak genç  yetişkinler, üniversite öğrencileri, çocuklar ve düşük gelire sahip aileler  tüketmektedir. Yapay trans yağlar kanda kötü kolesterol dediğimiz LDL kolesterol   ve trigliserid düzeylerini ve buna bağlı olarak da koroner kalp hastalığı ve inme  riskini arttırır. Ayrıca tip 2 diyabet, insülin direnci, metabolik sendrom, kilo  alımı ve obezite, meme, pankreas, kolon, prostat gibi bazı kanserler, cinsel  işlev bozuklukları ve kısırlık, erken doğum, gebelik hipertansiyonu, bebekte  görme ve sinir sitemi gelişiminde bozukluklar, alzaymır gibi bazı sinir sistemi  hastalıkları ve çocuklarda saman nezlesi, atopik dermatit, alerjik astım, egzema  gibi alerjik hastalıkların riskini de arttırmaktadır."
 
Doç. Dr. Boyacı, yapay trans yağların zararlı etkilerinden  korunabilmek için mümkün olduğunca az alınmasının önerildiğine dikkati çekerek,  dünyada ilk olarak 2003'te Danimarka'nın yapay trans yağ kullanımına sınır  getirdiğini aktardı.
 
Ayrıca, 2018'de Amerika ve Kanada'da trans yağlara sınırlama  getirildiğini vurgulayan Boyacı, "AB komisyonu da yakın zamanda trans yağ  kısıtlaması için taslak metin hazırlamış ve parlamentoya sunmuştur. Taslak,  2021'e kadar trans yağ kısıtlamasının tamamlanmasını hükme bağlamaktadır.  Ülkemizde de en önemli ölüm nedeni olan kalp ve damar hastalıklarından korunmak,  sağlıklı ve uzun ömürlü nesiller yetiştirebilmek için zararlı etkileri bilinen  yapay trans yağların diyette mümkün olduğunca azaltılması ve üst sınırın  dünyadaki örneklere benzer şekilde yasal bir çerçeveyle belirlenmesi  hedefimizdir." şeklinde konuştu.
 
"Hiperlipideminin önlenmesi koroner kalp hastalığı riskini  azaltıyor"
 
SBÜ Sultan Abdülhamid Han Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji  Uzmanı Doç. Dr. Zafer Işılak da kan yağları üzerine yapılan kapsamlı  araştırmalara göre, hiperlipideminin önlenmesinin koroner kalp hastalığı riskini  azalttığını ifade etti.
 
Sağlıklı bir beslenme için diyet içeriğinde faydalı doymamış yağların  bulunmasının, doymuş yağ olarak adlandırılan trans yağlardan uzak durulmasının  tavsiye edildiğine dikkati çeken Işılak, şunları kaydetti:
 
"Endüstriyel trans yağlar yaygın kullanımıyla, kanda yağların  taşınmasında rol alan LDL seviyelerini artırmaktadır. Bu yağlar LDL yapısını  bozarak, küçük yoğun LDL oluşmasına yol açmakta, ayrıca iyi huylu kolesterol olan  HDL seviyelerini azaltmaktadır. Trans yağlarla yapılan beslenme neticesinde  vücutta sistemik enflamasyon dediğimiz kronik, düşük seviyeli yangı durumu ortaya  çıkarmaktadır. Bu durum vücuttaki tüm damarların iç yüzeyini kaplayan,  salgıladığı birtakım düzenleyici biyokimyasal maddelerle damarın fonksiyonel  olarak düzgün çalışmasını sağlayan endotel adı verilen hücrelerin yapısının  bozulmasına neden olmaktadır. Ayrıca, hem damar tıkanıklığına zemin hazırlamakta  hem de bunun ilerlemesine yol açmaktadır."
 
  
"Trans yağlar yerine tekli doymamış veya çoklu doymamış yağ"
 
Dünyada trans yağın kullanımının sınırlandırılması noktasında yaşanan  gelişmelere de değinen Doç. Dr. Işılak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
 
"Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, yalnızca trans yağlar her yıl tüm  dünyada 550 bine yakın insanın kardiyovasküler nedenli ölümüne sebep olmaktadır.  Büyük çaplı iki bilimsel çalışmada total enerji ihtiyacının yüzde 2'den  fazlasının trans yağlardan karşılanması durumunda koroner kalp hastalığı ve kalp  krizine bağlı ölümler yüzde 23 oranında artmaktadır. Tüm bu bilimsel veriler  nedeniyle Dünya Sağlık Örgütü, tüm dünya ülkelerine 2023'e kadar trans yağ içeren  toksik besin maddelerinin kullanımın etkili bir şekilde ortadan kaldırılması için  çağrıda bulunmuştur. Endüstriyel trans yağlar enerji kaynağı olmalarının dışında  faydalı bir besin öğesi olduğu yönünde bir kanıt saptanmamıştır. Beslenme  içeriğindeki endüstriyel trans yağların alternatif yağ kaynaklarıyla  değiştirilmesinin koroner kalp hastalığı  riskini azaltmakta olduğu ve bu konuda  en büyük ilerlemenin endüstriyel trans yağlar yerine tekli doymamış veya çoklu  doymamış yağlar ile değiştirilmesi olduğu bulunmuştur."
 
Işılak, Sağlık Bakanlığı'na bağlı bilim kurulunca bu konuda rehber  hazırlandığını, rehbere göre, ambalajında ya da etiketinde "trans yağ asidi  yoktur ibaresi" bulunmayan ürünlerin reklamının yapılmayacağı kuralının  getirildiğini aktardı.
 
Doç. Dr. Işılak, "Kalp hastalığı riskini azaltmak için konunun bir  halk sağlığı problemi olarak ele alınması, özellikle çocuklar, genç erkekler,  üniversite örgencileri ve düşük ekonomik gelir düzeyindeki geniş toplulukların  trans yağların zararları açısından bilgilendirilmeleridir. Konu hakkında  toplumsal farkındalığın arttırılması, endüstriyel trans yağ içeren ambalajlı  hazır gıda tüketiminin azaltılması, bu tür ürünlerin içeriklerindeki trans yağ  oranlarının etiketlerinden kontrol edilmesi, endüstri tarafından üretilen  ürünlerdeki trans yağların, tekli doymamış veya çoklu doymamış yağlarla  değiştirilmesi, gereksiz kalori alımının azaltılması, doğal beslenmeye önem  verilmesi, egzersizin artırılması önem arzetmektedir." ifadelerini kullanarak,  sözlerini tamamladı.
 

ETİKETLER