YÖK harekete geçti! Kampüslerdeki...

AA |  06 Eylül 2019 Cuma - 11:17 | Son Güncelleme : 06 09 2019 - 11:17

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, üniversitelerdeki gençlerin ruh sağlıklarının farklı açılardan ele alınması, sorunlarının çözümüne yönelik kısa ve uzun vadeli eylem planlarının oluşturulması için harekete geçtiklerini bildirdi.


 Gençlerin ruh sağlığının farklı açılardan ele alınması, yaşadıkları  sorunlara ilişkin iyi uygulama örneklerinin ortaya koyulması amacıyla  üniversitelerin rektör ve rektör yardımcıları, akademisyenler, Milli Eğitim,  İçişleri, Sağlık, Gençlik ve Spor ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler  bakanlıklardan yetkililer Saraç'ın başkanlığında YÖK'te bir araya geldi.
 
Toplantıda, akademisyenler gençlerin ruh sağlığının korunması için  üniversitelerde yapılabileceklere yönelik tavsiyelerini sundu, Bakanlıkların  yetkilileri sağlayabilecekleri katkılar çerçevesinde konuyu değerlendirdi.
 
Saraç, toplantıya ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de  129'u devlet üniversitesi, 73'ü vakıf üniversitesi ve 5'i vakıf meslek  yüksekokulu olmak üzere toplam 207 yükseköğretim kurumu bulunduğunu hatırlattı.
 
Yükseköğretim sisteminde 7 milyon 807 bin öğrenci, 82 bin 487'si  öğretim üyesi olmak üzere toplam 168 bin 326 öğretim elemanı bulunduğunu belirten  Saraç, "TÜİK verilerine göre 2018 yılı sonu itibarıyla 82 milyon 3 bin 882 olan  nüfusumuzun yüzde 15,8'ini yani 12 milyon 971 bin 396'sını 15-24 yaş grubundaki  genç nüfus oluşturmaktadır. Yükseköğretim istatistiklerine baktığımızda bu  nüfusun 3 milyon 620 bini yani yüzde 28'i yükseköğretimdedir. 18-22 yaş grubuna  baktığımızda ise bu nüfusun 40'ının yükseköğretimde olduğunu görüyoruz." dedi.
 
Saraç, Türkiye'nin sahip olduğu bu potansiyeli değere dönüştürme  hususunda toplumda herkese düşen ciddi görevler olduğunu dile getirerek şöyle  devam etti:
 
"Ruhsal anlamda önemli değişikliklerin yaşandığı gençlik döneminde  üniversite gençliği de hızlı değişimler yaşamaktadır. Bu çerçevede  yükseköğretimin, gençlere bir kılavuzluk, rehberlik yapma misyonunu da hatırlamak  durumundayız. Yükseköğretim kurumlarında eğitim alan gençlerin ruh sağlıklarının  farklı açılardan ele alınması, sorunlarının çözümüne yönelik kısa ve uzun vadeli  eylem planlarının oluşturulması için harekete geçtik. Üniversite gençliğinin  ruhsal sağlığı, toplum sağlığının en kritik bileşenidir. Bu kapsamda ruhsal  iyiliklerinin sağlanması adına yapılacak çalışmaların öncelikle bu husustaki  tespitlere dayalı olması gerekmektedir."
 
Dünyada bugün yaşanan süreçte, geleneksel değerlerle yeni değerler  arasında çatışmalar, insani, ahlaki ve kültürel değerlerde aşınmalar olduğuna  işaret eden Saraç, şunları söyledi:
 
"Toplumlar yeniden şekilleniyorlar. Değişikliklerin getirdiği  farklılıklar bazen olumlu bazen de olumsuz sonuçlar üretiyor. Toplum, aile,  gençlik ana kavramları birbiriyle iç içe geçmiş ve birbirinden çözülmesi mümkün  olmayan kavramlar. Genç ve dinamik nüfusa sahip, geleceğe dair iddiaları olan  Türkiye'nin hedeflerine ulaşması, milli ve manevi değerlerine sahip çıkan  nesillerimizle mümkün olabilecektir. Bu değerlere de her zaman için bilimin ve  nitelikli bilginin eşlik etmesi gerekiyor. Üniversitelerimizin bilgili insan  yetiştirmeyi hedeflediği gibi aynı zamanda doğru yurttaşlar yetiştirmeyi de  hedeflemesi gerekiyor."
 
"Araştırma merkezlerinde çözüm üretilmeli"
 
Saraç, gençlerin karşılaştığı sorunlar arasında teknoloji  bağımlılığının da bulunduğuna dikkati çekerek "Teknolojinin, bilgiyi  yaygınlaştırdığından ve kolay erişilebilir kıldığından bahsederken bir bağımlılık  haline geldiği durumunu da göz ardı etmemek gerekiyor. Gençlere, teknolojiyi  bağımlılık haline getirmeden doğru kullanabilme becerisini kazandırmamız  gerekiyor." diye konuştu.
 
Üniversitelerde, bağımlılıkla mücadeleyle ilgili 7'si devlet, 2'si  vakıf üniversitesinde olmak üzere toplam 9, gençlik konularıyla ilgili 12'si  devlet 2'si vakıf üniversitesinde olmak üzere toplam 14, ruh sağlığı ve sinir  hastalıklarıyla ilgili devlet üniversitesinde 2 uygulama ve araştırma merkezi  bulunduğunu bildiren Saraç, bu uygulama ve araştırma merkezlerinin  verimliliklerinin önemini vurguladı.
 
Saraç, üniversitelerin, geleceğin teminatı olan gençliğin  beklentilerini anlamaya çalışması gerektiğini ifade ederek "Gençlerin ahlaki ve  temel değerlerimizle bilinçlendirilmesi, tarihi ve kültürel miraslarımızın  kodlarının gençlerde yer almasının sağlanması, yaşam becerilerinin  geliştirilmesi, ruh sağlıklarının korunması ülkemizi daha da ileriye  götürecektir." şeklinde konuştu.
 
 "Kampüslerdeki sosyokültürel faaliyetler artırılmalı"
 
YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Zeliha Koçak Tufan da gençlerin  beden kadar ruh sağlığının korunmasının da önemine işaret ederek üniversite  eğitimine başlayan gençlerin, farklı bir ortama, bazen kampüs hayatına, değişen  konjonktüre uyum sağlayamayarak yalnızlaştığını ve yaşadıkları sıkıntılar sonucu  zararlı alışkanlıklara yönelebildiğini anlattı.
 
Gençlerin hem değişen yaşam koşullarına hem de kampüs hayatına adapte  olabilmesi için üniversitelerin çeşitli önlemler alması gerektiğini aktaran  Tufan, "Üniversite eğitimi alan gençlerimize hem ruh hem de beden sağlığı  açısından destek olmak gerekiyor. Uyuşturucuya başlama yaşına baktığımız zaman  özellikle üniversite birinci sınıfta yoğunlaştığını görüyoruz. Bu da hayatla başa  çıkamayıp, çözüm yolu bulamayıp belki de sorunlarını bu şekilde çözmeye çalışan  çocuklar var demek." diye konuştu.
 
Tufan, gençlerin kampüs yaşamlarını sadece eğitim öğretim süreçleri  değil sosyal, sportif ve kültürel faaliyetlerle de doldurmasından yana  olduklarını vurgulayarak şunları kaydetti:
 
 "Çünkü tabiat boşluk kabul etmez. Gençlerimiz enerjik, bir şeyler  yapmak istiyorlar, var olduklarının farkına varılmasını istiyorlar. Yalnızlaşma  umutsuzluğa sürüklüyor. Sadece eğitim öğretim süreçlerinde yer aldıklarında,  kampüs yaşamı sadece ders öğrenilen yer haline geliyor. Kampüslerin, rol  modelleriyle birlikte sosyokültürel faaliyetlerin yapıldığı, bütünleşmenin  sağlandığı, öğrencilerin vakitlerini dolu dolu geçirdiği alanlar olmasını  istiyoruz. Dolayısıyla kampüs yaşamında ne kadar fazla sosyal, kültürel ve  sportif faaliyetler yapılırsa gençlerimizi o kadar çok kazanabileceğimizi ve  farklı mecralara, zararlı alışkanlıklara, bağımlılıklara sürüklenmeyeceklerini  düşünüyoruz."
 
  
 

ETİKETLER