YÖK Başkanı Saraç açıkladı! YKS ertelendi

AA |  26 Mart 2020 Perşembe - 13:10 | Son Güncelleme : 26 03 2020 - 15:03

YÖK Başkanı Yekta Saraç, "Bu sene bahar dönemi eğitim öğretim sürecini sadece uzaktan eğitim, açık öğretim ve dijital öğretimle sürdürmeye karar verdik." açıklamasını yaptı. Saraç, 2020 YKS'nin 25-26 Temmuz'da yapılacağını duyurdu. "Soruların kapsamı ve alanları Milli Eğitim Bakanlığı ile uyum içinde, onlardan gelen tekliflere göre şekillenecek." diyen Saraç, "Sınava girecek öğrencilerimiz rahat olsun, daha önce yapılan çerçevede bir sınav olacaktır." ifadelerini kullandı.


Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta  Saraç, "Bu sene bahar dönemi eğitim öğretim sürecini sadece uzaktan eğitim, açık  öğretim ve dijital öğretimle sürdürmeye karar verdik." dedi. 
Saraç, YÖK'te düzenlediği basın toplantısında, 12 Mart'ta devletin  kararıyla üniversitelerin de diğer okullar gibi eğitim öğretime ara verdiğini  anımsattı.
Eğitim öğretimin kesintiye uğramaması ve uygulamada birlik  düşüncesiyle 23 Mart itibarıyla verilen aranın sonlandırıldığını ve bir hafta  sonra dijital ortamda, uzaktan ve açıktan öğretimle başlatıldığını hatırlatan  Saraç, koronavirüs salgınının Çin'de ciddi boyutlara ulaşmasından itibaren  dünyada yükseköğretim alanında iyi olan ülkelerin açıklamalarını ve uygulamaya  sokmaya çalıştıkları önerileri mercek altına aldıklarını, iyi örnekleri  aradıklarını söyledi.
 
"Zor sürecin geleneksel yöntemlerle sürdürülemeyeceğini biliyoruz"
Önerilen tedbirlerin YÖK olarak uygulamaya koyduklarından farklı  olmadığını bildiren Saraç, pek çok ülkede halen belirsizliğin ve üniversite  hayatında kaosun sürdüğünü belirtti.
Salgınla ülkelerin önceliklerinin değiştiğini anlatan Saraç, sözlerini  şöyle sürdürdü:
"YÖK olarak bu zor sürecin geleneksel yöntemlerle sürdürülemeyeceğini  biliyoruz. Bundan dolayı bu mücadeleyi farklı bir kulvarda sürdürmemiz  gerektiğini düşünerek bir yıl önce başlattığımız uzaktan öğretim ve dijital  öğrenme imkanlarını devreye soktuk. Bugün dahil her gün binlerce materyal  öğrencilerimize dijital ortamda sunulmakta, her gün yeni sanal sınıflar devreye  sokulmaktadır. Diğer taraftan açık öğretim fakültelerindeki  eğitim öğretim de  devam etmektedir. İlaveten üç üniversitemizin katkılarıyla, açık öğretimdeki  programların ders materyallerini dijital ortamda 'YÖK Dersleri Platformu' adı  altında bütün üniversitelerimize açtık. Bu platform diğer üniversitelerimizin de  katkılarıyla sürekli gelişmekte ve zenginleşmektedir. Bu platform bilginin ve  bilimsel birikimin paylaşımına önemli katkı sunmaktadır."
Salgının bütün hızıyla sürdüğüne işaret eden Saraç, bir süre daha evde  kalmanın, devletin beyanlarına uygun şekilde sosyal faaliyetlerden feragat  etmenin sadece baş tacı yaşlı insanlar için değil, istikbalin teminatı gençler de  dahil bütün yaş grupları için elzem olduğunu dile getirdi.
 
"Yükseköğretim eşitlilik, farklılık, özgünlük temelinde yükselir"
Yükseköğretimin kendine has özellikleri olduğuna dikkati çeken Saraç,  şu değerlendirmede bulundu:
"Yükseköğretim eşitlilik, farklılık, özgünlük temelinde yükselir. Bu  onu daha faal ve operasyonel kılar. YÖK'ün son yıllarda sergilediği çevik  yönetimle Türk yükseköğretiminin zeminini, asgari standartlarını muhkem kılması,  üniversitelerimizin yetkinliğiyle birleştiğinde bu küresel ölçekteki tehdit ve  tehlikeyle de mücadele etme konusunda farklı imkanlar ortaya çıkardı. Ayrıca   geçtiğimiz yıllarda yeni YÖK olarak başlattığımız Dijital Dönüşüm ve Açık Bilim  Projeleri bu konuda üniversitelerimize yardımcı olmaktadır.
Yetki devri süreçleri ile gelişimini desteklediğimiz üniversitelerimiz  ülkemizde aslında sağlam bir zeminde durmaktadır. Bu olağanüstü günlerin  yaşandığı süreçte pek çok ülkeye göre neyi nasıl yapabileceğini çok daha iyi  bilen devlet ve vakıf  üniversitelerimiz bulunmaktadır."
Saraç, dünyada ilk 100'de bulunan üniversitelerin bile öğrencilerine  net şekilde yol haritası sunamadığı bir ortamda olunduğunu vurguladı.
Dünyanın çeşitli ülkelerinde salgın sırasında okulların ve  yükseköğretim kurumlarının yaklaşımlarını ve aldıkları önlemleri  incelediklerinde, yükseköğretim kurumlarının salgın süresince eğitime devam  etmediğini veya bunu dijital ortamda sürdürdüğünü belirlediklerini anlatan Saraç,  dünya genelinde 150'den fazla ülkenin çeşitli derecelerdeki üniversitelerini  kapattığını, bazı ülkelerde üniversitelerin bir kısmı kapalıyken, bir kısmının  kendi kararıyla açık olduğunu ifade etti.
 
"Kore'de üniversitelerde online eğitim teşvik ediliyor"
Büyük ölçüde hakim olan durumun belirsizlik olduğuna dikkati çeken  Saraç, "Salgının tatil dönemine denk geldiği ülkelerde dönem açılışları,  belirlenemeyen ileri tarihlere bırakılmış durumda. Avrupa'da, Almanya gibi bazı  ülkeler bahar döneminin açılışını erteliyor yani eğitim öğretimi bahar döneminde  sürdürmek için tatil ediyor. İsveç ve Fransa'da eğitime ara verildiğini  görüyoruz. Kore'de üniversitelerde online eğitim teşvik ediliyor. Üniversite  özelinde bakacak olursak belirsizliklerin sürdüğünü, sadece dijital ortamları  tavsiyeyle yetinildiğini görüyoruz. Harvard Üniversitesinin de salgın sırasında  yüz yüze eğitimi durdurduğunu, kampüsteki derslerini dijital ortamda yürütmek  üzere hocaları teşvik ettiğini biliyoruz." şeklinde konuştu.
Saraç, böyle bir ortamdan toplumun bütün katmanlarının, iş dünyasının,  sanayi, turizm ve ekonomik faaliyetlerin, hatta dış politikaların etkilendiğinin  ortada olduğunu söyledi.
Avrupa Birliği gibi küresel projelerin bile anlamını kaybettiği bu  süreçten üniversitelerin, bilimin, akademinin etkilenmemesi gibi bir durumun söz  konusu olamayacağına işaret eden Saraç, kendilerine, bilimsel süreçlerin,  akademik faaliyetlerin en az hasarla bu badireyi atlatmasına çalışmanın düştüğünü  dile getirdi.
 
"Bu çark tamamen durmamalı"
Bütün devletlerin şu veya bu oranda ama mutlaka zararla ve hasarla  çıkacağı bu süreç sonlandığında en büyük görevin yine bilim ve akademiye  düşeceğini anlatan Saraç, şunları kaydetti:
"Onun için devletimizin bilim çarkı hiçbir zaman durmamalıdır.  Yavaşlayabilir, bir başka surete evrilebilir, pek çok yararlı husustan bir  süreliğine vazgeçilebilir ama bu çark tamamen durmamalı. Türk yükseköğretimi pek  çok ülkede olmayan bir tecrübeye sahiptir. Bu tecrübe bugünler içindir ve bu  tecrübeden azami oranda istifade etmekteyiz. Bugün YÖK Genel Kurulumuzda bazı  hususlarda kararlar aldık. Bu sene bahar dönemi eğitim öğretim sürecini sadece  uzaktan eğitim, açık öğretim ve dijital öğretimle sürdürmeye karar verdik.
Yani bahar döneminde yüz yüze eğitim yapılmayacak. Üniversitelerimiz  yukarıda zikrettiğimiz uzaktan eğitim, açık öğretim ve dijital öğretim imkanları  altında sunamayacakları programları, dersleri ve uygulamalı dersleri, yaz  aylarında belirledikleri takvim içinde tamamlayacaklar. Diğer bir ifadeyle, bu  program ve dersler için bahar dönemi takvimini yaz aylarına taşımış oluyoruz."
Türk yükseköğretiminin yaz okulu tecrübesinin, üniversiteler için son  derece değerli bir imkan sunduğuna dikkati çeken Saraç, yaz okulunun bitiş  tarihleri göz önünde tutularak gelecek yıl eğitim öğretim takvimini de  belirleyeceklerini dile getirdi.
Bu hususta da geçmiş yıllarda sıra dışı durumlarda gerçekleştirilen  uygulama ve tecrübeler ışığı altında bu konunun rahatlıkla yönetebileceğine  değinen Saraç, "Kontrolden çıkan bir durum söz konusu olmadan inşallah bu  olağanüstü zor süreci yönetmeye çalışıyor ve en az hasarla atlatacağımıza  inanıyoruz. Kampüslerde rektörlüklerce gerekli görülmeyen durumlar dışında  öğrenci bulunmaması en doğru olandır." ifadelerini kullandı.
Yekta Saraç, idari ve akademik personelin de asgari oranda ve  seyreltilerek görevlerini yapmaları için gerekli tedbirlere dair yönlendirme ve  kararlarının bulunduğuna işaret ederek, şunları söyledi:
"Üniversitelerimizle daimi olarak 7/24 irtibat halindeyiz. Bugün  gençlerimizden istediğimiz, dünyanın ve ülkemizin yaşadığı bu zor süreçte,  mesuliyetinin idrakinde bir vatandaş olarak, sağlık alanında yapılan bütün  ikazları dikkate almaları ve bu süre içinde kendilerini geliştirebilecekleri,  kültür dünyalarını zenginleştirecekleri kaynaklara yönelmeleridir. Her şeyin daha  önceki gibi yürümesini ve rutinin değişmemesini beklememeliler.
Dünya iki ay önceki dünya değildir. Bugün farklı bir dünya var.  Kurallar değişti, demokrasinin bayraktarlığını yapan devletlerin en basit insan  haklarına bile kamu yararı için kısıt getirdiği günleri yaşıyoruz. Dolayısıyla  gençlerimizin de beklentilerilerinin ve taleplerinin bu çerçevede olması icap  ediyor."
Amerika ve Avrupa ülkelerinde öğrencilerin eğitim öğretimlerinin de  sonlandığına, bir kısmının da uzaktan öğretim ve dijital öğretimi hocalarına  tavsiye ettiğine dikkati çeken Saraç, birçoğunun da sadece üniversiteleri  kapatarak, öğrencilerine belirsizlik ortamı sunduğunu anlattı.
 
"Örgün öğretime ara vermek durumundayız"
YÖK Başkanı Yekta Saraç, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bizler de biliyoruz ki uzaktan öğretim ve dijital öğretim yöntemleri  örgün öğretimin asla alternatifi olamaz. Üniversite hayatı eşsiz bir sosyalleşme  ortamıdır. Fakat sevgili öğrencilerimiz, yaşadığımız bu olağanüstü günlerde örgün  öğretime ara vermek durumundayız. Bu süreçte dijital imkanlardan sizler için  sonuna kadar istifade etmek istiyoruz.
Bazı programlar uzaktan öğretimle, açık öğretimle sürerken bazıları  yaz okuluna kalabilir. Bu yeni durumu kabullenmek durumundayız. Ayrıca her bir  programın doğası nasıl farklı bir talebelik öngörüyorsa burada da  üniversitelerimizin bölümden bölüme farklı uygulamalarını anlayışla karşılamanızı  istiyoruz. Bu uygulamalarda önceliğin sizlerin sağlığınız olduğunu, ülke çapında  bir pişmanlığa düşülmemesi için bu tedbirlerin alındığını lütfen bilin."
 
YKS, 25-26 Temmuz'da yapılacak
Diğer bir konunun da YKS olduğunu belirten Saraç, "YKS'nin, 25-26  Temmuz'da yapılmasını karara bağladık. Bu kararı almamızdaki neden, tedbirli  olmak ve öğrencilerimizin daha salim ve dingin bir zihinle hazırlanarak bu  imtihana girmesidir. ÖSYM ile bu takvimi birlikte sürdürüyoruz. Öğrencilerimiz ve  ailelerimiz rahat olsun. Bu konudaki planlamalarımız tamamdır." açıklamasında  bulundu.
 
Saraç, şöyle konuştu:
"YKS'de sorulacak müfredatla ilgili önceliğimiz ise bugünün  gerçeklerinin yansıdığı bir şekilde öğrencilerimizin lehine olanı aramaktır.  Sınavda sorulacak sorular, bu soruların kapsamı ve alanları Milli Eğitim  Bakanlığımız ile uyum içinde onlardan gelen tekliflere göre şekillenecektir.  Yükseköğretime giriş sınavlarının ortaöğretimi desteklemesi gerektiğinin  farkındayız. Sınava girecek öğrencilerimiz şu açıdan rahat olsunlar. Daha önce  yapılan çerçevede bir sınav olacaktır. Fırsat eşitliği ve sosyal adalet bizim  vazgeçmeyeceğimiz bir esasımızdır."
Saraç, anne-babalara yönelik de "Gençlerimiz için bu zor günlerde en  iyisini sürekli arıyor ve yapmaya çalışıyoruz. Onların bu süreçten en az şekilde  etkilenmesi için gayret ediyoruz. Dünyadaki üniversitelerde bu konuda ne oluyor,  ne tür kararlar alınıyor, sürekli izliyoruz. Geleceğe yönelik planlamalar  yapıyoruz ve tedrici bir şekilde bunları hayata sokuyoruz. Şu an kontrollü bir  süreç izlemekteyiz. Bugünleri de hep birlikte, birbirimize kenetlenerek, dikkat,  anlayış ve sabırla aşacağız inşallah." mesajını paylaştı.
 
"Bu söylediğimiz ön lisans, lisans ve lisans üstü için de geçerli"
Saraç, basın mensuplarının uzaktan eğitime ilişkin, "Bu süreç, yüksek  lisans ve doktora öğrencilerini de kapsayacak mı?" sorusuna da "Evet, bu  söylediğimiz eğitim öğretimin bütün düzeyleri, ön lisans, lisans ve lisans üstü  için de geçerli. Bu hususta asla bir ihmalkarlık söz konusu olmasın istiyoruz."  yanıtını verdi.
Türk yükseköğretim sisteminin pek çok konuda çok geniş tecrübeye sahip  olduğunu vurgulayan Saraç, konuşmasını şöyle tamamladı:
"Yaz okulu da bunlardan birisi. Yaz okulları öğrencilerimizin  mağduriyet yaşamaması, başarısızlıklarını bir şekilde telafi etmeleri veya  birtakım kendi ellerinde olmadan devamsızlıklarını telafi etmeleri için  öngörülmüş, sisteme kazandırılmış bir husus. Yaz okulu tecrübesi bu zorlu  günlerde yaz öğretimi sürecine evrilerek, üniversitelerimizin bu sıkıntılı  günleri aşmasına da yardımcı olacaktır."