Yeryüzünü tehdit eden asteroidler uzayın gizemlerine kapı aralıyor

AA |  29 Haziran 2020 Pazartesi - 16:00 | Son Güncelleme : 29 06 2020 - 16:00

Çarpma tehlikesi nedeniyle yeryüzüne tehdit oluşturan asteroidler, bilim insanlarına Dünya'nın ve Güneş Sistemi'nin oluşumu ve yapısına ilişkin sağladıkları bilgilerle, insanlığa uzayın gizemlerine dair yeni ufuklar açma potansiyeli taşıyor.


Dünya'ya yönelik asteroid tehlikesine farkındalığı artırmak ve  asteroidlere dair bilimsel ilgiyi canlı tutmak amacıyla her yıl 30 Haziran'da  etkinliklerle kutlanan "Dünya Asteroid Günü", 2020'de asteroidlere karşı gezegen  savunması geliştirmeye yönelik çalışmaların yanı sıra asteroidleri araştırma  projelerine odaklanıyor.
 
Uzaya savrulmuş "serseri mayınlar"
Asteroidler, gezegenlerin ve uyduların oluşumundan artakalan  malzemelerin onlardan küçük fakat meteorlar gibi küçük gök taşlarından büyük  öbekler halinde birleşmesiyle oluşan gök cisimleri olarak tanımlanıyor.
 
Güneş Sistemi’ndeki asteroidlerin büyük bölümü, Jüpiter ile Mars  arasında yer alan Asteroid Kuşağı'nda bulunuyor. Fakat bunlardan bazıları  yörüngeden ayrılarak Güneş Sistemi’nin iç kesimlerine savrulabiliyor hatta Dünya  yörüngesine kadar girebiliyor.
 
Bilim insanları, geçmişte dinozorların neslinin tükenmesine yol açan  olayda olduğu gibi Dünya üzerinde canlı yaşamına ve doğal çevreye büyük zararlar  verebilecek çarpışma olasılığına karşı Dünya'ya yakın asteroidlerin yakından  izlenmesi ve anlaşılmasının önemine dikkati çekiyor.
 
Asteroidlerle nasıl başa çıkılır?
İngiliz gökbilimci Edmund Halley, Aralık 1694'te Kraliyet Bilim  Cemiyetini acil toplantıya çağırmıştı. İçeriğinin kamuoyuna aktarılmaması  kararlaştırılan gizli toplantıda, Halley, asteroidlerin Dünya’ya çarpabileceğine  dair tahminlerini ilk kez cemiyet üyeleriyle paylaşmıştı.
 
Kuyruklu yıldızların güzergahlarını inceleyen Halley, bunlardan  bazılarının Dünya yörüngesiyle kesiştiğini, bunun çarpışmaları olası hale  getirdiğini fark etmişti.
 
Halley, İncil ve Tevrat’ta bahsi geçen doğal felaketlerin geçmişte  Dünya’ya çarpan asteroidlerden kaynaklanmış olabileceğini düşünüyordu.
 
Sibirya vakası
20. yüzyıl başında yaşanan bir asteroid vakası, küçük çaplı bir  asteroidin dahi Dünya’ya çarpması halinde ne gibi zararlara yol açabileceğini  ortaya koydu.
 
30 Haziran 1908’de Çarlık Rusyası’nda Sibirya bölgesine düşen küçük  bir asteroid, büyük bir şehrin yüz ölçümüne eşit miktarda ormanlık alanı yok  etti.
 
Yenisey eyaletindeki Stony Tuguska Nehri yakınına düşen asteroidin,  atmosferdeki sürtünme nedeniyle yanarak parçalanması ve alev toplarına dönüşen  kayaçların etrafa saçılmasıyla çıkan yangınlarda, Doğu Sibirya taygasındaki 2 bin  kilometrelik ormanlık alan yok oldu.
 
Bu olay, 30 Haziran tarihinin, gök taşı tehdidine karşı farkındalık  yaratmayı amaçlayan “Dünya Asteroid Günü” olarak kabul edilmesine ilham verdi.
 
Gök taşı tehdidine karşı farkındalık
Dünya Asteroid Günü'nün kutlanması fikri, ilk kez 2014'te Alman film  yapımcısı Gregory Richters tarafından ortaya atıldı.
 
"51 Kuzey Enlemi" adlı kurmaca filminde dünyaya çarpan bir gök taşının  yarattığı küresel felaketi anlatan Richters, İngiliz müzik grubu Queen'in  gitaristi olarak da tanınan astrofizikçi Brian May ile bu konuda öncülük yaptı.
 
Apollo 9 misyonunda görev alan ABD'li Astronot Rusty Schweickart ve  "bilimi ve teknolojiyi kullanarak gezegenin geleceğini korumayı amaçlayan" B612  sivil toplum örgütünün kurucusu Danica Remy'inin de desteğiyle yılda bir günün,  bu konudaki bilgilendirici etkinliklere kutlanılmasına karar verildi.
 
Bu özel gün, yeryüzüne yönelik asteroid tehlikesine karşı serinkanlı  bir farkındalık yaratmanın yanı sıra asteroidlere yönelik bilimsel ilgiyi canlı  tutmayı amaçlıyor.
 
Bu yıl, Dünya Asteroid Günü kapsamında yapılacak etkinlikler,  asteroidlere karşı gezegen savunması geliştirmeye yönelik çalışmaların yanı sıra  asteroidleri araştırmaya yönelik uzay görevlerine de odaklanacak.
 
Asteroidlere nasıl müdahale etmeli: DART ve Hera görevleri
Dünya’ya yaklaşan bir uzay kayasına karşı korunmak, gök taşlarının  hareketlerini titizlikle izlemeyi ve gerektiğinde müdahale ederek yönlendirmeyi  gerektiriyor.
 
ABD Havacılık ve Uzay Ajansının (NASA), “Asteroid İkilisi Yeniden  Yönlendirme Testi” (DART) adı verilen uzay görevi kapsamında, uzay aracıyla bir  asteroide çarparak onun yönünü ölçülebilir şekilde değiştirmeyi amaçlıyor.
 
Temmuz 2021’de uzaya fırlatılması planlanan aracın, Dünya ile Mars  arasındaki ikiz Didymos asteroidlerinden birine çarpması planlanıyor.
 
DART uzay aracı, asteroidlerden daha küçük olan ve 170 metre çapındaki  Didymos b’ye çarptırılarak yörüngesinden saptırmaya çalışacak.
 
Çarpışmayı fotoğraflamak üzere İtalyan Uzay Ajansınca (ISA)  geliştirilen, “LICIACube” adlı bir hafif küp uydu, DART uzay aracına eşlik  edecek.
 
Öte yandan Avrupa Uzay Ajansı (ESA), “Hera” adını verdiği araştırma  görevi kapsamında 2024’te Juventas ve APEX küp uydularını Didymos b asteroidine  göndererek etki değerlendirmesi yapacak.
 
Didymos asteroidleri Dünya’ya en yakın gök taşları olarak biliniyor.
 
Gök taşlarının 100 yıldan önce Dünya’ya yaklaşması beklenmese de test,  gezegen savunması amacıyla asteroidlerin yönlerinin değiştirilmesi fikrini  pratiğe dökmesi açısından yararlı olacak.
 
Asteroidlerden neler öğrenilebilir: Hayabusa 2 ve OSIRIS-REx  görevleri
Öte yandan gezegenlerin ve diğer gök cisimlerinin oluşumuna dair  önemli ipuçları barındıran asteroidler bilimin de ilgi alanına giriyor.
 
Japonya, "Hayabusa 2" uzay aracıyla "Ryugu" asteroidinden, ABD ise  "OSIRIS-REx" uzay aracıyla "Bennu" asteroidinden kaya örnekleri toplamayı  amaçlayan uzay görevleri yürütüyor.
 
Hayabusa 2'nin Ryugu asteroidinden topladığı örnekleri bu yıl içinde  Dünya'ya yollaması beklenirken, OSIRIS-REx'in ağustosta Bennu asteroidine inmesi  ve 2023'te topladığı örneklerle Dünya'ya dönmesi hedefleniyor.
 
Asteroid Kuşağı'ndaki Apollo grubu asteroidleri arasında yer alan  Ryugu ve Bennu, bilim insanlarına Güneş Sistemi'nin ve Dünya'nın oluşumuna ufuk  açacak yeni bilgiler sunabilir.
 
Asteroid Kuşağı'ndan ayrılarak Güneş'e yakın bir yörüngeye yerleşen,  ardından bir merkezkaç savrulmayla yeniden Asteroid Kuşağı'na gelerek Dünya'ya  yakın bir yörüngeye yerleşen Ryugu'nun yolculuğu, asteroidlerin devinimine dair  ipuçları barındırıyor.
 
Güneş Sistemi'nin erken oluşum evresinde şekillendiği anlaşılan Bennu  ise yüzeyinde bol miktarda su ve karbon molekülerinin izlerini taşıyor.
 
Canlı yaşamının ortaya çıkmasına elverişli bileşenlere işaret eden  izler, bilim insanlarına Dünya gibi gezegenin nasıl oluştuğuna dair yeni bilgiler  sağlayabilir.