Yeni ilaçlarla, tedavi altındayken HIV bulaştırma riski sıfır

DHA |  30 Kasım 2019 Cumartesi - 10:31 | Son Güncelleme : 30 11 2019 - 10:48

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Kliniği Koordinatörü Prof. Dr. Volkan Korten, Türkiye’de HIV tanısı almış birey sayısının resmi rakamlara göre 20 binlerde olduğunu ancak yapılan matematiksel modellemeye göre bu sayının aslında 50 binleri geçtiğini belirtti. Ayrıca HIV virüsünün yeni ilaçlarının Sağlık Bakanlığı tarafından ödendiği ve ilaçların virüsünün başkasına bulaşmasını engellediği vurgulandı.


HIV pozitif bireylerin, tedavi altında olduğu sürece enfeksiyonu korunmasız cinsel ilişki ile dahi başka birine bulaştırma riskinin olmadığını ifade eden Prof. Dr. Korten, HIV pozitif bireylerin yeni nesil ilaçlardan günde bir veya iki tablet alarak normal bir birey gibi sağlıklı bir yaşam sürebildiğini söyledi.
 
YENİ NESİL İLAÇLAR BULAŞTIRMA RİSKİNİ YOK EDİYOR
 
1 Aralık HIV/AIDS Farkındalık Günü'nün bu yılki ana teması 'Tedavi ile B=B, yani Belirlenemeyen = Bulaştırmayan seviyesine gelen pozitif birey, HIV’i cinsel yolla başkasına bulaştıramaz, sağlıklı bebek dünyaya getirebilir, herkes kadar sağlıklı bir yaşam sürebilir' mesajından oluşuyor. HIV pozitif bireylerin, tedavi altında olduğu sürece enfeksiyonu korunmasız cinsel ilişki ile dahi başka birine bulaştırma riski yok. Çünkü yeni nesil ilaçlar, kandaki virüsü tamamen yok edemiyor ama belirlenemeyecek düzeye kadar düşürüyor. HIV pozitif bireyler, günde bir veya iki tablet alarak herhangi biri gibi sağlıklı bir yaşam sürebiliyor. Uzmanlara göre henüz hiç test yaptırmamış biri, durumunu bilemediği için HIV pozitif tanısı almış bireylerden çok daha riskli. Bu nedenle toplumun HIV testi yaptırmaktan korkmaması gerekiyor.
 
"TÜRKİYE’DEKİ SAYININ 50 BİNİ GEÇTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ"
 
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Kliniği Koordinatörü Prof. Dr. Volkan Korten, Türkiye’de HIV tanısı almış birey sayısının resmi rakamlara göre 20 binlerde olduğunu, ancak yapılan matematiksel modellemeye göre bu sayının aslında 50 binleri geçtiğini, teşhisi konmuş kişilerin tedavisinin ise ülkemizde çok başarılı bir şekilde yürütüldüğünü belirtti. Prof. Dr. Korten, "Bu tahmini, kendi hastanelerimizde çok sayıdaki hastadan ürettiğimiz bilgileri Avrupa'daki Hastalık Kontrol Merkezi'nin bilgisayarlarına koyup orada bir matematik modelleme ile doğruya en yakın şekilde yapabiliyoruz" dedi.
 
"HIV İLE AIDS AYNI ŞEY DEĞİL"
 
En son verilere göre dünyada 37 milyon 900 bin kişinin HIV ile yaşadığını söyleyen Prof. Dr. Korten, "Bir kere HIV ile AIDS’in aynı şey olmadığını belirtmemiz lazım. HIV, bu virüsü taşıyan birey. AIDS ise bu virüsün belki uzunca bir süre tanınmadığı için vücutta ileri derecede hastalığa yol açtığı, yani bağışıklık sistemini çökerttiği ve bu şekilde de birçok nadir rastlanan enfeksiyonların ve kanserlerin ortaya çıktığı gruba diyoruz. Yani teşhiste oldukça geç kalan insanlara diyoruz" diye konuştu.
 
TÜRK HASTALAR ÇOK ŞANSLI"
 
HIV tedavisinin artık çok kolaylaştığına işaret eden Prof. Dr. Korten, şu bilgileri verdi: Hastaların ilaç sayısı son 4-5 yıldır günde tek bir tablete kadar indi. Tedavi altındaki hastalarda virüs miktarları ölçülemeyecek seviyeye geldiğinde, bulaştırıcılıkları bitiyor. Bu çok güzel ve yeni bir bilgi. Son 2- 3 yıldır yapılan çalışmalar gösterdi ki; eğer ilacını düzenli kullanıyorsa ve en az 6 aydır virüs ölçülemeyecek seviyede gidiyorsa, bunu cinsel yolla başka birine bulaştırma şansı yok. Bir sürü hastamız var bu şekilde, doğal yollardan çocuk sahibi olabiliyorlar. Onun için Belirlenemeyen= Bulaştırmayan şeklinde slogan var. Bizim asıl sıkıntımız hastayı bulmakla ilgili. Aslında Türkiye'deki hastalar dünyanın birçok ülkesindeki hastalara göre çok şanslı. En yeni ilaçlara kolayca ulaşabiliyorlar, herhangi bir kısıtlama yok. Mesela Afrika'da, hatta İngiltere’de Londra’da, önce daha ucuz olan bir ilaç veriliyor, şayet onda ciddi yan etkiler görülürse, yeni nesil ilaçlara o da heyet kararıyla falan geçilebiliyor.
 
"GÜNDE BİR TABLETLE NORMAL BİR HAYAT"
 
25 yıl önce çok yakın bir arkadaşının, zamanında teşhis almadığı için AIDS aşamasına gelerek hayatını kaybetmesinin ardından, HIV pozitif bireylerin hakları, toplumun bu konuda bilinçlenmesi için aktivist olarak çalışmaya başlayan Pozitif-iz Derneği’nden Önder Bora ise test yaptırmaktan korkmanın anlamsız olduğunu söyledi. Bora, "Tanı almış HIV pozitif bir birey günde sadece bir tablet içerek normal sağlıklı bir yaşam sürebiliyor. Üstelik tedaviye başladıktan birkaç ay sonra, kandaki virüs sayısı belirlenemeyecek düzeye indiği için; enfeksiyonu bulaştırma riski yok. Yani kendi durumunu bilip ilaç tedavisi altında olan HIV pozitif bir birey, hiç test yaptırmamış herhangi birine göre çok daha güvenli" dedi.
 
"SAĞLIK SORUNU DEĞİL SOSYAL SORUNLAR YAŞIYORLAR"
 
Önder Bora, HIV pozitif bireylerin sağlık problemi değil, toplumsal baskı problemiyle boğuştuğunu vurgulayarak sözlerini şöyle noktaladı: Arkadaş çevresi, aile, iş hayatı, pek çok yerde dışlanabiliyor bu insanlar. Tüm bunların asıl sebebi ise aslında HIV’i bilmemekten kaynaklanıyor. Fişlenme diye bir durum aslında kanunen yok. Hatta bu konuda Sağlık Bakanlığı’nın da önemli çalışmaları var. Yani tanı almış bir bireyin Sağlık Bakanlığı’na ulaşan bilgileri kodlarla gidiyor. İsminiz hiçbir zaman açık olarak iletilmiyor, belirtilmiyor kayıtlarda. Dolayısıyla bu konuda korkulacak hiçbir şey yok. Biz herkesi test yaptırmaya ve durumunu bilmeye davet ediyoruz. Kalp, tansiyon, diyabet, diğer kronik rahatsızlığı olan bireyler gibi HIV pozitif bireyler de günde bir ilaç alarak yaşamlarını normal bir şekilde sürdürebiliyor