Yaşamın zahmetleriyle örülü hikayeler: Kendine dayanıyor insan...

02 Ekim 2020 Cuma - 17:01 | Son Güncelleme : 02 10 2020 - 17:01

Yaşamın zahmetleri ile örülmüş olaylar ve yaşanmışlıklar… Yoğun duygular içeren öyküler, insan içinde başka insanlara, zaman içinde başka zamanlara yolculuğa çıkarıyor okuru.


Kendine Dayanıyor İnsan,  aşk, ölüm, yalnızlık, sevgi, kuşatılmışlık gibi insanlığın ortak acılarını ve modern bireyin kuşatılmışlıklarını anlatıyor bizlere.  Gülden Kılıç’ın “Kendine Dayanıyor İnsan” adlı öykü kitabı Postiga Yayınevi tarafından okuyucunun beğenisine sunuldu. Kitap, zaman içinde başka zamana, mekan içinde başka mekanlara, insan içinde başka insanlara kapı aralıyor. Kitap günlük hayatın ayrıntılarına, fark edilmemiş ve toplumsal yaşam içerisinde kendisini var edememiş olana dokunuyor. 
 
 
Gerçekçi yaklaşımları yer yer lirik bir dille anlatıyor yazar, bazen öykülerin sınırlarını zorluyor. Özellikle aşk gibi baştan keyifle başlayan duygular, zamanla çarpıntı, sınıktı, gittikçe büyük ve şiddetli duygulara, tutkulara dönüşüyor.  Aşk, sonsuz bir noktada adeta dondurularak ölümsüz kılınıyor. “Buralar Sensiz Gibi”, “İşte Aşk Buydu” gibi hikayelerle aşkın sonsuzluğunu ve ulaşılmazlığını anlatıyor bizlere, aşkı naif bir heyecandan çok ötelere, bir varoluş meselesine dönüştürüyor. “Ona ait, ondan olan, ona giden, onda ölen. Makası karnıma saklıyorum bak anne.” Öykülerde bireysel gibi gözüken olayların, toplumsal taraflarına da işaret ediliyor, meselelere her iki açıdan bakıyor. Toplumun görmek ve anlamak istemediği sorunlara karşı açılımlar yapıyor yazar. Örneğin, “Yaşamın Kıyısında”, “Köprüdeki Son Bakış”, “Başka Evlerde”, “Yüzleşme” gibi hikayelerdeki kahramanlar, topluma bir yerde hep “beni gör; beni anla; benim yanımda ol; ben iyi değilim; beni şefkatle sar” mesajını vermeye çalışıyor. Bireysel ve toplumsal sorunları birbirinden ayırt etmeyen yazar, okurda bu anlamda bir yüzleşmeyi gerçekleştiriyor. 
 
Her öykü kahramanının kendine özgü bir yalnızlığı vardır, her insanda olduğu gibi. Ancak yazar özellikle yalnızlığı keşfetmeyi ve onun üzerinden bir varoluş meselesi oluşturmayı başarıyor. Hayatın, kimsesizliğin, çaresizliğin yalnızlığı kadar varlık olarak insanın doğuştan gelen yalnızlığına da vurgu yapıyor. Aslında yazar bu farklı yalnızlıkları birbirinden ayırt etmiyor, bir yalnızlığı başka türden bir yalnızlığın aynası kılıyor. “Ve benimkisi çaresizlikten gelen yalnızlıktı.” Kitap insanın temel acılarına odaklanıyor, olayları, duyguları bireysel olmaktan çıkarıp tüm insanlığa mal ediyor. “Hepimiz ve yaşadıklarımız farklı olsa da insanın olmanın çıkmazları ve acısı birdi.” 
 
Kitapta, bugün toplumsal yaşam içerisinde pek çok soruna maruz kalan çocukların ve kadınların dünyasına özel bir yer ayrılmış izlenimi mevcut. Bunda yazarın kadın olmasının payı olabilir. “Mumdan Kadın Heykeli” , “Kadın Tesellisi”, “Sadece Yüzü Olan Kadın” hikayeleri bu bağlamda okuyucusunun karşısına çıkıyor. “Bir Türlü Yazamadıklarım” gibi hikayeler ise entelektüel kesimin hayal kırıklıklarına ve mutsuzluklarına ayna tutuyor.
 

ETİKETLER

kitap insan duygu