Yargıtay'dan kredi masraflarına ilişkin zaman aşımı süresi kararı

AA |  25 Mayıs 2019 Cumartesi - 16:15 | Son Güncelleme : 25 05 2019 - 16:24

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, davacıların icra takibinde bulunmasının, bankalarca alınan kredi kullandırım masraflarının iadesi için 10 yıl olarak belirlenen zaman aşımını durduracağına hükmetti.


Yargıtay'dan milyonlarca kişiyi ilgilendiren çok önemli karar. Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre, Ankara'da yaşayan tüketicinin,  bir bankadan 26 Mayıs 2005'te kullandığı kredi nedeniyle alınan 400 liralık  masrafın iadesi için Ankara 17. İcra Müdürlüğüne yaptığı başvuru üzerine 11  Ağustos 2014'te icra takibi başlatıldı.
 
Banka tarafından icra takibine itiraz edilmesi üzerine, tüketici, 16  Haziran 2015'te dosya masrafı alacağının tahsili talebiyle Yenimahalle Tüketici  Hakem Heyeti Başkanlığına başvurdu. Hakem heyeti, başvuruyu zamanaşımına uğradığı  gerekçesiyle reddetti. Başvurucunun, hakem heyeti kararının iptali istemiyle Ankara  8.Tüketici Mahkemesine yaptığı müracaat da reddedildi.
 
Karar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca kanun yararına bozulması  talebiyle temyiz edildi. Dosyayı görüşen Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, Ankara  8.Tüketici Mahkemesinin kararını bozdu. Kararda, dosya masrafının davacıdan tahsil edildiği tarihte yürürlükte  bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi hükmüne göre, sözleşmeye  dayalı alacak davalarında zamanaşımının 10 yıl olduğu, dava konusu olayda da 10  yıllık sözleşme zamanaşımının uygulanması gerektiği belirtildi.
 
Alacağın tahsili için icra takibinde bulunulmasının, zamanaşımını  kesen sebeplerden olduğuna işaret edilen kararda, şunlar kaydedildi: "Bu durumda mahkemece davacı tarafça 10 yıllık zamanaşımı süresi  dolmadan önce 18 Ağustos 2014'te icra takibi başlatılmasıyla zamanaşımının  kesildiği ve yeni bir sürenin işlemeye başladığı, böylece Yenimahalle Tüketici  Hakem Heyeti'ne başvuru tarihinde, alacağın zamanaşımına uğramamış olduğu  anlaşılmakla hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yanlış  değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı  olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma talebinin  açıklanan bu nedenle kabulü gerekir."