Gazetevatan.com » Yazarlar » Her çocuğun bir başarı hikayesine ihtiyacı var

Her çocuğun bir başarı hikayesine ihtiyacı var

Çocuklar doğdukları andan itibaren dış dünyayla sürekli bir alışveriş içindedir. Bu etkileşimin, onun büyüme ve gelişme süreçleri açısından çok büyük bir etkisi vardır. Çocukluğumuzun öyküsü, geleceğimizin genetik kodları olur.


 
Çocuğun bedensel, zihinsel, sosyal, duygusal ve davranışsal gelişimi, çevre ile kurduğu ilişkinin ürünü olarak şekillenir. Çocuk bu süreçte kendini keşfeder ve tanır; bulunduğu ortamdaki yerini ve konumunu öğrenir; etki ve güç alanını kavrar. Bu etkileşimde en özel yere sahip olan ortamlar da, ev ve okuldur. Bu ortamlarda çocuğa sunulanlar, onun dış dünya ile etkileşiminin kalitesini belirler ve dolayısıyla kişisel gelişimini de olumlu ya da olumsuz olarak etkiler.
 
Çocuk ve dış dünya arasındaki etkileşimin çocuğa etki alanlarından bazıları şunlardır:
 
Düşünme becerilerinin gelişimi:  Çocuk dış dünyanın bilinmezleri ile karşılaştığında sürekli bir soru sorma ve sorgulama yaşar. Sorduğu sorularla ilgili izlediği yollar ve bulduğu cevaplar onun düşünme becerilerini geliştirir. O nedenle, çocuklarda özellikle ‘derin düşünme’ gücünü geliştirmek çok önemlidir.
 
Kişilik gelişimi:  Kişilik, bizim dış dünyaya tepki verme örüntümüzdür. Genetikten etkilenmekle birlikte, dış dünya ile alışverişimizin yansıma alanlarından biridir. Çocuğun kişilik motiflerinin nasıl şekilleneceği, hangi motiflerin daha baskın olacağı çevre ile etkileşimin izlerini taşır.
 
Yeteneklerin açığa çıkması:  Her çocuk doğuştan belirli yetenek alanlarına yatkın olarak dünyaya gelir. Bu potansiyel yeteneklerin hangilerinin açığa çıkacağı ona sunulan deneyimlere bağlıdır. Özellikle okul öncesinden başlamak üzere çocukların yetenek ve becerilerinin sürekli ve düzenli olarak takip edilmesi gerekir.
 
Benlik algısı ve özgüven:  Benlik algısı, çocuğun kendini algılaması olarak tanımlanır. Kendini algılamada en kritik duygu da özgüvendir. Bu algı ve duygu, özellikle ruh sağlığı açısından çok önemlidir. Yaklaşık olarak 1 yaşlarından itibaren gelişmeye başlayan benlik algısı ve özgüven duygusu, ergenliğin sonuna kadar kritik süreçlerden geçer. Bu nedenle, çocuğun büyüme ve gelişme yolculuğunda ona verilen geri bildirimlerin çok önemi vardır.
 
Çocuğa bir başarı hikayesi nasıl yazdırılır?
 
Her insanın bir başarı hikayesine ihtiyacı vardır. Hepimiz geriye dönüp baktığımızda başarısızlıklarımızdan çok başarılarımızı anlatmayı severiz.
 
Bu da doğaldır. Yetişkinliğimizde yazdığımız başarı hikayelerimizin başlangıç noktası, çocukluğumuzda yazdığımız hikayelerdir. Öyleyse, her çocuğun başarı hikayesi yazmaya hakkı vardır. Bu noktada, aşağıdaki birkaç öneri işinize yarayabilir:
 
Çocuğun özellikle güçlü alanları gözden kaçırılmamalıdır: Çocuğun güçlü olduğu alanlar gözlenmeli ve özellikle güçlü olduğu alanlarda sık sık kendini ifade etme, bir şeyler üretme şansı verilmelidir.
 
Başarı duygusu tattırılmalıdır:  Özellikle okul ortamlarında çocuklara mutlaka ‘yapabileceği’ türden sorumluluklar verilmeli ve başardığını görmesi sağlanmalıdır. Ödevlendirmeler, projeler gibi sorumluluklar verilirken, onun özellikleri ve tercihleri dikkate alınmalıdır.
 
Başarısızlıkların üstünde çok fazla durulmamalıdır:  Eğer çocuk bir konuda istenen performansı gösterememişse, onun üzerinde uzun uzun durulmamalıdır. Elbette ki, başaramadığı şeylerle ilgili konuşulabilir, ipuçları verilebilir, öneriler geliştirilebilir. Ancak, özellikle küçük yaşlarda başarısızlık algısının güçlenmesine yol açacak davranışlar sergilenmemelidir.
 
Başarı dosyası hazırlanmalıdır: Çocukların ürünlerini içeren bir dosya, pano hazırlanmalıdır. Bu dosya ya da panoda çocuk kendi seçtiği ve istediği ürünleri saklayabilmeli ve sergileyebilmelidir. Bu çalışmaları hakkında çocuğun kendi istediği zamanlarda konuşma yapılmalı; bunları hangi duygularla yaptığı, kendisi için ne anlam ifade ettiği sorulmalı ve özellikle dile getirdiği olumlu duygu ve düşünceler desteklenmelidir. Elbette ki, bunun için çocuğun tercih ettiği zamanlar seçilmelidir.