Gazetevatan.com » Yazarlar » Son 20 günde hayata dair öğrendiklerim…

Son 20 günde hayata dair öğrendiklerim…

06 Ağustos 2015 Perşembe


Annem 15 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra kendine geldi. Bugün bir aksilik olmazsa kalp ve beyin anjiyosu yapılacak ve inşallah sağlığına kavuşacak. “Hayatı öğrenmenin en iyi yolu yaşamaktır” denir. İşte hayata dair son günlerde öğrendiklerim...  

Annem yirmi gün önce gecenin bir vakti aniden solunum yetmezliği, bilinç kaybı ve kalp durması yaşadı. 3 yıl önce babamı kaybederken yaşadığım manzaranın aynısını görmek büyük bir acıydı. Annemi, ambulansla Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi aciline yetiştirdik. Yaklaşık 15 gün hastanenin yoğun bakımında ve dahiliye servisinde kaldıktan sonra kendine geldi ve bu kez de Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne transfer edildi. Bugün bir aksilik olmazsa kalp ve beyin anjiyosu yapılacak ve inşallah sağlığına kavuşacak. Bu arada, annemin sağlık sorunlarıyla uğraşırken iki gün önce benim tansiyonum 21-11 ile zirve yaptı ve bu kez de ben acilen Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gittim. Gece boyu hastanede yattım ve tahlil sonuçlarımın temiz çıkması sonucu taburcu edildim.
 
“Hayatı öğrenmenin en iyi yolu yaşamaktır” denir. Ben de bu son yirmi günde yaşadıklarımdan hareketle hayata dair kendi öğrendiklerimi ve çıkarımlarımı sizlerle paylaşmak istedim:
 
Hayat “an”lardan ibarettir. Doğumdan ölüme bir ömür yaşıyoruz. Ömür dedikleri kimine hiç bitmeyecekmiş gibi gelen kimine de göz açıp kapayana kadar çabuk geçen bir zaman dilimi… Geleceğe dair bir çok plan yapıyoruz ve gelecekten sayısız beklenti oluşturuyoruz. Bu kaçınılmaz bir şey ama çoğu zaman geleceği planlarken “an”ın anlam ve değerini kaçırabiliyoruz. Sonuçta, her an her şey olabiliyor. Geleceği yaşayacağım derken “an”ı kaçırmamalısınız.
 
İyi ve kötü kardeştir. Hayatın içinde iyi ya da kötü bir çok şey yaşıyoruz. Bu öyle bir iç içe geçmişlik ki, iyinin ardından kötü, kötünün ardından iyi geliyor. Bazen küçücük iyi bir haber kocaman bir servet değerinde oluyor, bazen küçücük kötü bir haber ruhunuzu daraltıyor. Sanki hayatla aranızda bir köşe kapmaca oynanıyor.Geriye çekilip baktığınızda ise hayatın hep aynı döngüyle devam ettiğini fark ediyorsunuz. İşte bu yüzden ne iyiyi ne de kötüyü abartmamalı, hayatı olgunlukla karşılamalısınız.
Zaman sandığımızdan hızlı akıyor. Zor şeyler yaşadığınızda hayatın bütünü gözlerinizin önünden geçmeye başlıyor. Bir tür hızlandırılmış muhasebe yapıyorsunuz. Doğrularınız ve yanlışlarınız, yaptıklarınız ve yapamadıklarınız bir bir kendini size hatırlatıyor. Her hatırladığınız yaşantı duygularınızı harekete geçiriyor. Sonra dönüp tekrar bugüne geldiğinizde zamanın ne kadar da hızlı akıp gittiğini anlıyorsunuz. 
 
Dostlar ve dostluklar biriktirmelisiniz. Kimi zaman hiç beklemediğiniz anda ve hiç beklemediğiniz samimi yürekli dostlardan “Senin için ne yapabiliriz?” diye bir ses duyduğunuzda tekrar enerji doluyorsunuz. Tüm samimi akrabalar, komşular ve arkadaşlar teşekkürün en güzelini hak ediyor. 
 
Aileniz hayatınızdaki en değerli şeylerden biridir. Her duygunuzu sizinle paylaşan bir aileniz olması müthiş bir şey. Aileniz, mutluluk ve sevinçlerinizi artırırken, üzüntü, kaygı ve öfkenizi azaltır. 
Sağlık çalışanlarına hak ettikleri değer verilmelidir. Bu ülkede sağlık çalışanlarının işi gerçekten de çok zor. Hastasıyla ayrı, ziyaretçisiyle ayrı uğraşıyorlar. Laftan sözden anlamayan, kural tanımayan, istediği şey olmadığında tehdide bile başvuran bir anlamazlar grubuyla boğuşarak işini yapmaya çalışmak büyük başarı. 
 
Zor günlerimde desteklerini ve emeklerini esirgemeyen Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yoğun Bakım Servisi ve Dahiliye Servisi çalışanlarına, Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Servisi çalışanlarına ve Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servis çalışanlarına bütün kalbimle teşekkür ederim.