Vakıf üniversitelerinin kontenjanlarına alt limit getiriliyor

AA |  11 Ocak 2020 Cumartesi - 13:23 | Son Güncelleme : 11 01 2020 - 13:23

Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç "Yükseköğretim sistemine özel üniversitenin getirilmesi lazım. Türkiye'de artık özel üniversite kavramının tartışılması gerektiğini düşünüyoruz. Vakıf üniversitelerinin kontenjanlarına bir alt limit getireceğiz. Vakıf üniversitelerinde bütün program tam burslu olduğunda herhangi bir kontenjan kısıtı olmayacak" "Vakıf üniversitelerinde öğrencilere yüzde 75 indirim oranını mütevelli heyetlerin talepleri üzerine kaldırıyoruz ve tam burslu öğrenci okutmalarını teşvik ediyoruz" dedi.


Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta  Saraç, Türkiye'de artık özel üniversite kavramının tartışılması gerektiğini  belirterek, "Özel üniversiteden elde edilecek verginin de yüksek tahsilinde maddi  açıdan zor durumda olan çocuklara harcanması gerekir." dedi.  Saraç, Gebze Teknik Üniversitesinin ev sahipliğinde Araştırma Odaklı  İhtisaslaşma Üniversiteleri Çalıştayı'nın ardından gazetecilerin eğitime ilişkin  sorularını yanıtladı. Bölgesel kalkınma odaklı ihtisaslaşma projesi kapsamına 5  üniversitenin daha alınacağını ifade eden Saraç, araştırma üniversiteleri için 5  yeni aday adayı daha tespit edeceklerini söyledi. Saraç, bu projelerle yükseköğretim sisteminde bir yarışma heyecanının  oluştuğunu dile getirdi. Akademik performans için belirledikleri 35'e yakın kriterlerle  hesaplanan puanı düşen bazı araştırma üniversitelerin bu sistem içinde  kalamayacağını ifade eden Saraç, "Biz onları niye tutacağız? Tutmayacağız.  Adaylardan araştırma üniversitelerine çıkacak olanlar var. Çalışanı  ödüllendirmemiz lazım, başarısızı da uyarmak gerekir." diye konuştu.
 
 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın üniversitelerden başarı ve  kalkınmaya katkı sağlamalarını beklediğini aktaran Saraç, YÖK olarak ilk dönemi  biten, ikinci dönemi gelen rektörlerle ilgili bir karne sunduklarını ifade etti. Yabancı uyruklu öğretim üyelerine yönelik yeni kriterler  belirleyeceklerini bildiren Saraç, araştırma üniversitelerindeki 524 yabancı  uyruklu öğretim elemanının sadece 170'inin doktoralı olduğuna dikkati çekerek  şöyle devam etti:  "Yeni kriterler getirerek bu sayıyı tersine çevirmek istiyoruz.  'Yabancı dil öğretiyorum.' diye bu milletin çocuklarını kandırmayacağız. Ben Türk  dili ve edebiyatı profesörüyüm ama ben bile yabancılar için Türkçe hocalığı  yapamam, o ayrı bir yetkinlik. Ana dilleri yabancı dil olan, Türkiye'ye gelince  ana dilini öğretir dediğimizde bu yanlış olur. Biz ondan vazgeçilmesini  istiyoruz. Bundan sonra yabancı öğretim görevlilerinin yabancı dil öğretimi ile  ilgili tecrübesini belgelemesi gerekecek. Bu kriteri, devlet ve vakıf  üniversitelerine de getireceğiz. Getireceğimiz bir diğer yenilik ise eğer belirli  sıralamalarda yer alan üniversitelerde doktorasını bitiren bir yabancı öğretim  üyesi istihdam edilecekse biz o öğretim üyelerine yüksek ücret vermeyi de kabul  edeceğiz. Ciddi sayıda patenti, araştırması ve yayınları atıf alan bir öğretim  üyesiyse ona da yüksek ücret vermeyi kabul edeceğiz. Gelen hocaların yürüttükleri  proje çerçevesinde kendi doktora öğrencilerini Türkiye'ye getirebilmesine imkan  sağlanacak. Bunlar, ülke için çok yeni hususlar. Türkiye'yi nitelikli yabancı  uyruklu hocalar için cazibe merkezi haline getirmeye çalışacağız."
 
"Üniversitelerdeki yemek ücretlerinin makul olması gerekir"
 
İstanbul Üniversitesinin yemekhane ücretlerine ilişkin karar  hatırlatılarak, yükseköğretim kurumlarındaki yemek ücretlerine yönelik bir  standardın getirilip getirilmeyeceğinin sorulması üzerine Saraç, üniversite  öğrencileri için bu ücretleri bir sorun olmaktan çıkarmak gerektiğini vurguladı. Bu ücretlere bir standart getirilmesinin çok gerçekçi olamayacağını  dile getiren Saraç, "Her üniversitenin geliri, harcamaları, döner sermayesi çok  farklı. Yemek ücretlerinin makul düzeylerde tutulması için üniversitelerimizin  önceliğinin olması lazım ama aynı ücretin olması gerçekleştirilmesi zor bir  husus." değerlendirmesinde bulundu.İdari ve mali açıdan özerk olan vakıf üniversitelerinin ise yemek  fiyatlarını belirleme imkanlarının bulunduğuna işaret eden Saraç, buraya müdahale  etmelerinin söz konusu olamayacağını ancak öğrencilerden "YÖK'ün vakıf  üniversitesi raporlarına, öğrenci yemek ücretlerini de koyun." talepleri  geldiğini aktardı.
 
 Bu talebi yerinde bulduğunu dile getiren Saraç, şöyle konuştu:
 "Vakıf üniversitelerinde yemek ücretleri YÖK'ün vakıf üniversitesi  raporlarına girecek. Öğrencilerin nerede okuyor ise yemek maliyetinin ne  olacağını bilmesi lazım. Sosyal adalet ve fırsat eşitliği gibi ana kavramlardan  vazgeçilmemesi gerekir. Devlet üniversitelerinde de yemek ücretlerinin makul  düzeyde olması için telkinlerde bulunuyoruz." Vakıf üniversitelerindeki öğrencilere uygulanacak indirimler konusunda  mütevelli heyet başkanlarından talepler geldiğini aktaran Saraç, "Bütün sistem  için geçerli olmak üzere tam burslu, yüzde 25 ya da yüzde 50 indirim bir de  ücretli öğrenci önerisi geldi. Yani yüzde 75'lik indirim oranının kaldırılması  talep edildi. Bu kapsamda vakıf üniversitelerinde öğrencilere yüzde 75 indirim  oranını mütevelli heyetlerin talepleri üzerine kaldırıyoruz ve tam burslu öğrenci  okutmalarını teşvik ediyoruz." bilgisini paylaştı.  Üniversite kontenjanlarına ilişkin planlamada vakıf üniversitelerinin  muaf tutulması gibi bir durumun söz konusu olamayacağının altını çizen Saraç,  "Madem 'üniversiteli işsizler' diye bir sorun var. Bu bütün üniversiteleri  ilgilendiren bir konu. 'Sadece devlet üniversitelerini ilgilendirsin, vakıflara  bir kısıt gelmesin.' demek 'Bu ülkenin çocuklarını parayla okutun.' demektir. Bu  bize uymaz." dedi.
  
Vakıf üniversitelerinin kontenjanları
 
Saraç, vakıf üniversitelerinin kontenjanlarına ilişkin bir soru  üzerine, geçen yılki sınav sonuçlarına göre üniversitelere yerleştirilen öğrenci  sayısına artı 10 eklenecek şekilde bir düzenlemenin yapılmasının söz konusu  olduğunu bildirdi. "Bu ciddi bir iyileştirme." diyen Saraç, "Vakıf  üniversitelerinin kontenjanlarına bir alt limit getireceğiz. Vakıf  üniversitelerinde bütün program tam burslu olduğunda herhangi bir kontenjan  kısıtı olmayacak." bilgisini de verdi.
 
"Sürekli büyüme yerine nitelikte ve kalitede derinlik" beklentisi
 
 Vakıf üniversitelerinden sürekli büyüme yerine nitelikte ve kalitede  derinlik kazanmalarını beklediklerini bildiren Saraç, "Devlet üniversitelerinin  kontenjanlarında çok rasyonel bir planlamaya geçtik. Aynı şekilde vakıf  üniversiteleri de bu planlamaya dahildir. Dolayısıyla sınırsız bir büyüme söz  konusu olmayacaktır. Vakıf üniversitelerinin ülkenin beklentilerini ve istihdam  noktasındaki projeksiyonları dikkate alarak kendilerini konumlandırmaları lazım.  " ifadesini kullandı. Bir örnekle konuyu değerlendiren Saraç, 2018'de YÖK'ün verdiği 60  kontenjanın sadece 6'sını dolduran bir vakıf üniversitesinin buna rağmen 2019  yılında aynı bölüm için 110 öğrencilik kontenjan talep ettiğini belirterek  sözlerine şöyle devam etti:
 "Biz tabii ki bunu gerçekleştirmedik ama üniversitelerdeki bu boş  kontenjanlar, bu tür rasyonel olmayan talepler yüzünden olmuyor. Vakıf  yükseköğretim kurumlarında sürekli büyüme kontenjanlarda sürekli şişme hevesini  bir tarafa bırakıp nitelik, keyfiyet ve kalite sürecine geçmemiz lazım." Üniversitelerde boş kontenjan meselesini Türkiye'nin gündeminden  çıkarmak istediklerini söyleyen Saraç, istihdamla ilişkili bir planlama  yapılmasında mesafe almayı hedeflediklerini vurguladı.
 
 "Özel üniversite kavramı tartışılmalı"
 
 Türk yükseköğretim sistemi için vakıf üniversitelerinin çok önemli  olduğunu söyleyen Saraç, bu alanda Türkiye'nin medarıiftiharı olan vakıf  yükseköğretim kurumları bulunduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Bazı vakıf yükseköğretim  kurumlarının ticarethaneye dönüştüğü" yönündeki sözlerini hatırlatan Saraç, bu  uyarıdan sonra bu üniversitelerin toplumun beklentisi istikametinde gerekli  düzenlemeleri yapmaları gerektiğini vurguladı. Bazı vakıf üniversitelerinin yetersiz kaldığını ve algılarının  gittikçe kötülendiğini ve Türkiye'nin medarıiftiharı olan vakıf üniversitelerini  töhmet altında bıraktığını dile getiren Saraç, bundan dolayı vakıf üniversite  sisteminin yeniden düzenlenmesi gerektiğine işaret etti.
 
  "Bir de yükseköğretim sistemine özel üniversitenin getirilmesi lazım."  diyen Saraç, şöyle devam etti:  "Şahsi kanaatim, özel üniversite kavramını Türkiye'nin tartışmasıdır.  Bu bir anayasa değişikliği gerektirir. Türkiye'nin artık özel üniversiteyi  tartışması gerektiğini düşünüyoruz. Özel üniversiteden elde edilecek verginin de  yüksek tahsilinde maddi açıdan zor durumda olan çocuklara harcanması gerekir.  'Yükseköğretim özelleştiriliyor.' söyleminden uzak kalmak için özel üniversiteden  elde edilen bu gelirin bu çocuklara harcanması lazım. Biz yükseköğretimin  özelleştirilmesinden yana değiliz. Eğitimde esas yolun kamusal eğitim olarak  kalması lazım. Bu özel üniversitelerde 70'li yılların tecrübesinden hareket  ederek güvence fonlarının oluşturularak mali bakımdan Maliye tarafından, akademik  olarak da YÖK tarafından denetlenmesi gerekir."
 Özel üniversitelerin kurulabilmesine yönelik yasal düzenleme konusunda  siyasilerle görüşmelerinin olup olmadığının sorulması üzerine Saraç, kendisinin  hiçbir zaman hayallerden söz etmediğini söyledi. Saraç, yurt dışındaki üniversitelerin Türkiye'de kampüs açmasına  ilişkin bir soru üzerine, bunun anayasa değişikliği gerektirdiğine işaret ederek  şunları kaydetti: "Yasaklarla değil, kontrol edilebilir ve şeffaf süreçlerle bunları  yönetmek lazım. Yurt dışından üniversitenin Türkiye'de kampüsü madem yasak  getirilirse dolanılarak yapılabiliyorsa, o zaman 'Times ya da QS'de ilk 100 veya  ilk 200'deki üniversiteler burada kampüs kurabilir.' denilebilirse sistem arka  kapıdan dolanılarak delinmemiş olur."