Uzay gemisinde olmak oldukça havalıydı

Eda Solmaz |  22 Nisan 2018 Pazar - 2:30 | Son Güncelleme : 22 04 2018 - 2:30

Netflix’in uzayda bile olsanız aile olmanın önemine vurgu yapan 60’lardan günümüze uyarladığı bilim kurgu dizisi Lost in Space’in başrollerinden diziyi dinledik


Netflix izleme alışkanlıklarını çok daha bireysel hala getirirken, bazı yapımları ile de aileyi bir araya getirmeyi çok iyi başarıyor. Son dönem dizilerinden biri olan Lost in Space ise bunu başarabilen yapımlardan biri. Dünyadan kaçıp uzayda kolonileşmeyi anlatırken Robinson ailesinin sorunlarıyla yüzleşmemizi sağlayan Netflix’in 60’lardan bugüne uyarladığı yeni yapımı Lost in Space’in genç başrol oyuncuları ile Dubai’de bir araya geldim. İşte, dünya tatlısı Maxwell Jenkins, Taylor Russell ve Mina Sundwall’in oyunculuğa bakışları...
 
Robinson ailesini nasıl tanımlarsınız?
 
Maxwell Jenkins: Şu anda Robinson ailesinin tekrar uyarlanmış versiyonunu izliyorsunuz. Açıkça aile içindeki bazı karakterler arasında iletişim sorunu var. Dizide babamız olan John’un duvarları var. Aslında aile fark ediyor ki bir arada olmak zorundalar. 
Mina Sundwall: İlk sezonun başında özellikle aile arasındaki kopukluğu belirgin bir şekilde hissediyorsunuz. Penny ergenlik döneminde. Sezon ilerledikçe aralarındaki problemleri çözmeye başlıyorlar. Ama tüm bunları bağlayıcı buluyorum çünkü tüm bu olanlar sayesinde siz de kendinizi ailenin içinde hissediyorsunuz. 
 
Maxwell: Ben bu aileyi Voltran’a benzetiyorum. Tüm bu sorunlarla uğraşırken Voltran gibi bir araya geliyorlar. 
 
Setteki en eğlenceli anınız neydi?
 
Mina: Büyük bir uzay gemisinin içinde olmak harika bir deneyimdi zaten. Açık konuşmak gerekirse birçok sahne yeşil ekran önünde çekildi. Beni olduğumdan daha havalı gösterdiler. Büyük uzay gemisinin içinde geçirdiğimiz her sahne büyüleyiciydi. 
 
Maxwell: Robot ile ilk tanışma anım. Değişik birçok yerde çekim yaptık, çekimler esnasında ev özlemi çektim. Hayatımdaki en büyük tecrübe ailemden uzak kalmak oldu. Kız kardeşimi ve annemi çok özlüyordum. Ben sadece orta okula gidiyordum ama şimdi evden uzakta olmam gerekiyordu. Hayatımın altı yılı bu rolü almak için bekledim. Hep robot olmayı da beklemiştim. Uzay deneyimi inanılmazdı. 
Taylor Russell: Bunu bir dizi serisinden daha çok film senaryosu olarak gördük. Duygusal bölümlerim vardı ve yayınlanmadan bana izlettiler. Benim için inanılmaz bir deneyimdi. Yeşil ekranda oynadığımız için bazen anlamıyorsunuz, ama post prodüksiyonu yapıldıktan sonra izlediğimde çok daha içten olduğunu fark ettim.
 
Rolün duygusunu tüm dünyaya hissettirmelisiniz
 
Molly Parker ve Toby Stephens ile oynamak nasıl bir tecrübeydi?
Maxwell: Molly Parker beni her zaman sakinleştirdi. Her zaman neye ihtiyacı olduğunu çok iyi biliyordu. Sahnelerde vakti çok iyi kullanıyor. Ben çok heyecanlıyım o beni ise kontrol altına alıyordu. Toby Stephens ise ağır ve heyecanı yüksek sahnelerde ne yapmak istediğini çok iyi biliyor. Toby ile çalışmak çok eğlenceliydi.
 
Mina: Yedi aylık bir çekim sürecimiz vardı. Molly için söylenecek ilk şey nasıl oyunculuk yapmasını çok iyi biliyor. Onun rolden çıkıp kendisi oluşunu izlemek enteresandı. Rolüne çok hızlı adapte olabilen biri. Toby ile çalışmak çok rahattı. Rolüne odaklanan bir adam. Asla unutmayacağım; bir gün bir sahneyi beraber oynuyorduk, uzaylı saldırası oluyordu. Ben rolümün duygusunu verebilmek adına çok strese girmiştim ve bu sebepten ağlıyordum. Toby’e baktığım sırada o ise sadece akşam yemeğinin keyfini çıkarıyordu. Bana baktı ve dedi ki ‘Çok stresli gözüküyorsun, biraz konuşmak ister misin?’ Daha sonra onunla konuştuktan sonra çok rahatladım ve tüm sorunlar kaybolmuş gibiydi. Tamamen dengelendim ve set daha eğlenceli hale geldi. 
 
Maxwell: Aktör olmak istememin en belirgin sebebi bunu eğlenceli bir iş olarak görmem. 
Taylor: Molly yazarlar, yönetmelere hep soru soruyordu. En çok ondan etkilendiğim kısım her zaman soru sorup kendisinin olmadığı sahneleri bile anlamaya çalışmasıydı. Bu ilham vericiydi, ne yaptığını çok önemsiyordu. Yaptığınız rolü tüm dünyaya hissettirebilmeniz gerek. Molly bunun farkında bu yüzden tamamen yapımı anlamaya çalışıyor. O hayattaki tecrübelerini de saklamayıp bize öğreten biri. Toby ise yaptığı şeyi normal görüyor ve bu ona çok rahatlık kazandırıyor. 
 
Bu diziyi ailenizle izlemelisiniz!
 
Diğer dizilerden farklı olarak aile odaklısınız. Bir aile dizisinin bu kadar popüler olmasını neye bağlıyorsunuz? Siz dizileri ailenizle mi izliyorsunuz?
 
Taylor: Aslında dizide her karakterin kendine ait bir durumu var. Bu dinamiğin nasıl çalıştığı ile alakalı. Kendinizi bağdaştıracağınız bir karakter mutlaka var. Bence bu diziyi aileyle beraber izlemek çok daha önemli. 
 
Maxwell: Şikago’da kız kardeşim Friends, Glamour Girls’ü izliyor. Ben onun iPad’inden bunları izlerken güldüğünü duyuyorum. Ama Lost in Space’in farkı tüm aileyi aynı anda ağlatıp güldürecek bir dizi. Tüm aileye hitap ediyor. Ben ailemle bu diziyi izlerken, dokunaklı kısımlarını çok sevdiklerini söylediler. 
 
Mina: Patlamış mısırlarımızı hazırlayıp aile ile izleyebileceğimiz bir dizi. Ben bunu daha sıcak buluyorum.
 

ETİKETLER