Üniversiteler ne zaman açılacak? Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan flaş açıklama

AA |  15 Ekim 2020 Perşembe - 14:48 | Son Güncelleme : 15 10 2020 - 16:47

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen 2020-2021 Yükseköğretim Akademik Yılı Açılış Töreni'nde konuştu. Erdoğan, "İnşallah mümkün olan en kısa sürede, diğer eğitim öğretim kademelerinde olduğu gibi yükseköğretimde de yüz yüze eğitim öğretimi başlatmayı hedefliyoruz." diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Seçim 2023'ün haziranında yapılacaktır. Onu öne almak söz konusu değildir. Dünyanın hangi gelişmiş ülkesinde belirlenen zamanın dışında bir seçime gidilir? Bunlar, kabile devletlerinin yaptığı iştir" dedi.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "En kısa  sürede diğer eğitim öğretim kademelerinde olduğu gibi yükseköğretimde de yüz yüze  eğitim öğretimi başlatmayı hedefliyoruz." dedi. 
 
Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen  2020-2021 Yükseköğretim Akademik Yılı Açılış Töreni'nde konuştu.
 
Üniversitelerin yeni akademik yılının, hayırlara vesile olmasını  dileyen Erdoğan, koronavirüs salgını sebebiyle bir hayli zor şartlarda  yürütülüyor olsa da akademik eğitimin kesintisiz devam etmesinin önemini  vurguladı.
 
Uzaktan eğitim tecrübesinin değerli olduğunu ancak örgün eğitimin  yerini tutmayacağını belirten Erdoğan, "İnşallah mümkün olan en kısa sürede,  diğer eğitim öğretim kademelerinde olduğu gibi yükseköğretimde de yüz yüze eğitim  öğretimi başlatmayı hedefliyoruz." diye konuştu.
 
Yeni akademik yılda, hocalara ve öğrencilere başarılar dileyen  Erdoğan, Yükseköğretim Kurulunun 2020 üstün başarı ödüllerinin takdim edileceği,  akademisyenler Melikşah Arslan, Ece Ekşin ve Ayşe Nur Oktay ile Atatürk, Ankara  ve İstanbul Teknik üniversitelerini de tebrik etti.
 
"Sözümüzü tuttuk"
Türkiye'nin, uzun yıllar boyunca, eğitimin her kademesiyle birlikte,  yükseköğretimde de sıkıntılar yaşadığını aktaran Erdoğan, sözlerini şöyle  sürdürdü:
"Gençlerimiz ve aileleri, sadece belli şehirlerimizde bulunan  üniversitelere ulaşabilmek için gerçekten büyük fedakarlıklara katlanıyorlardı.   Halbuki ülkemizin potansiyeli ve ihtiyacı, mevcut kapasitenin çok üzerindeydi.   Buna rağmen, belki gafletten, belki kasıttan kaynaklanan sebeplerle,  üniversitelerin yaygınlaştırılmasına, gençlerimizin yükseköğretime erişiminin  kolaylaştırılmasına engel olunuyordu. Hatta mesleki eğitimin önü kesilerek, bu  çarpıklık daha aşağı kademelere doğru genişletiliyordu.  Hükümete geldiğimizde,  ülkemizin her şehrinde üniversite kurma sözü verdik.  Bu adımı attığımızda,  birilerinin nasıl tepki gösterdiğini, nasıl telaşlandığını dün gibi hatırlıyorum.   Milletimizin desteği ve Meclisimizin gayretiyle, sözümüzü tuttuk ve Türkiye'nin  81 ilinin tamamında üniversite kurulmasını sağladık."
 
Bugün ülkede faaliyet gösteren toplam 207 kamu ve vakıf  üniversitesinin, 176 bin akademik personeliyle, 8 milyon 267 bin öğrenciye  eğitim-öğretim verdiğini bildiren Erdoğan, üniversitelerin kontenjanlarının  artmasının, giriş sınavlarındaki yığılmanın önüne geçtiğini dile getirdi. Bunun  yanında, kendi nesli dahil ülkede çok uzun yıllar boyunca gençlerin en büyük  itiraz konusu olan harçları da kaldırdıklarını anlatan Erdoğan, ücretsiz eğitim  hayalini gerçeğe dönüştürdüklerinin altını çizdi.
 
Erdoğan, "Türkiye, kamunun tamamen ücretsiz yükseköğretim hizmeti  verdiği dünyadaki nadir ülkeler arasındadır." ifadesini kullandı.
 
Hiçbir öğrencinin maddi imkansızlıklar sebebiyle yükseköğretimden  mahrum kalmaması için yurtların kapasitesini artırmakta geç kalmadıklarını ve  isteyen herkese burs veya kredi vermeye kadar pek çok yeniliğe imza attıklarını  vurgulayan Erdoğan, bugün yurtların kapasitesinin 700 bine, burs ve kredi alan  öğrenci sayısının da 1 milyon 600 bine yaklaştığını belirtti.
 
Daha önce aylık 45 lira olan lisans öğrencisi burs veya kredi  ödemesini aylık 550 liraya çıkardıklarını, bu rakamın yüksek lisans  öğrencilerinde 1100 lira, doktora öğrencilerinde ise 1650 lira olduğunu aktaran  Erdoğan, şöyle devam etti:
"Artık rekabet, herhangi bir üniversiteye girmekte değil, hedeflenen  üniversiteye girmekte yaşanıyor.  Bu rekabet dünyanın her yerinde vardır ve  olması da gayet tabiidir. Burada asıl üzerinde durulması gereken husus, isteyen  her gencimize yükseköğretim yolunun açılmış olmasıdır.  Kendi şehrinde ve evine  en yakın yerdeki üniversiteye girebilen gençlerimizden, gayreti ve kabiliyeti  olanların önü, yatay ve dikey geçişlerle zaten açıktır.  Bu konuda hem  Yükseköğretim Kurulumuz, hem de üniversitelerimiz her türlü kolaylığı gösteriyor.   Kemiyet meselesini böylece çözdükten sonra, tüm gücümüzü ve imkanlarımızı  keyfiyet noktasına hasrettik.  İhtisaslaşma başta olmak üzere, üniversitelerimizi  belirli alanlarda marka yapmaya yönelik çok sayıda programı hayata geçirdik. En  büyük özlemimiz de bu."
 
 
"Üniversitelerimizin akademik cazibesini artıracak çalışmaları  hızlandırıyoruz"
Üniversiteleri, araştırma üniversiteleri, bölgesel kalkınma odaklı  üniversiteler, mesleki uygulama ağırlıklı üniversiteler gibi farklı misyonlar  üstlenen yapılar halinde geliştirmeye çalıştıklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı  Erdoğan, böylece, illerdeki üniversitelerin, tek tip eğitim yapmak yerine,  şehirlerinin, bölgelerinin ve ülkenin ihtiyacına göre farklı alanlarda gelişen  bir yapıya kavuşma yolunda ilerlemeye başladığını söyledi.
 
Erdoğan, bugün 2006'dan sonra kurulmuş üniversiteler arasında, dünyada  ilk 800 arasına girmeyi başaranlar olduğunu belirterek, "Demek ki doğru  stratejilerle doğru adımlar atıldığında, bırakınız Türkiye'yi, dünya çapında  neticeler elde edilebiliyor.  Dünyanın pek çok yerinde yabancı öğrenci sayısı  azalırken, ülkemizde bu rakamın şu an itibarıyla 200 bini aşmış olması,  Türkiye'ye duyulan güvenin ifadesidir. Biz de bundan gerçekten mutluluk  duyuyoruz. Bu güveni boşa çıkarmamak için üniversitelerimizin akademik cazibesini  artıracak çalışmaları hızlandırıyoruz.   Özellikle Anadolu'nun dört bir yanında,  birer gurur abidesi olarak yükselen üniversitelerimizin gelişimine daha çok önem  veriyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
 
Bu çerçevede Yükseköğretim Kurulu tarafından hazırlanan yeni bir  projenin müjdesini paylaşmak istediğini ifade eden Erdoğan, "YÖK Anadolu Projesi  adıyla başlatılan bu çalışma, Anadolu'daki yeni gelişen üniversiteleri nispeten  daha gelişmiş üniversitelerle eşleştirerek, eksiklerin hızla giderilmesini  hedefliyor.  Böylece, gelişmiş üniversitelerimizin altyapısı, yetişmiş akademik  kadrosu ve birikimi, Anadolu'daki henüz yolun başında olan üniversitelerimizin  istifadesine açılmış olacaktır.  Aynı şekilde, eşleşme yapılan üniversitenin  öğrencileri diğer üniversitenin programlarına iştirak edebilecektir.  İnşallah bu  programı, bu akademik yılın ikinci döneminden itibaren hayata geçiriyoruz." diye  konuştu.
 
Salgın döneminde kıymeti daha iyi anlaşılan bir başka önemli adımın da  "YÖK Sanal Laboratuvar Projesi" olduğunu vurgulayan Recep Tayyip Erdoğan, şunları  kaydetti:
"Bu projeyle fen, mühendislik, eczacılık gibi fakültelerin  programlarında yer alan genel kimya ve fizik laboratuvarı dersleri sanal ortamda  verilebilecektir.  İlk olarak Dijital Dönüşüm Projesinde yer alan 24 üniversitede  başlayacak bu çalışmadan 15 bin öğrenci faydalanabilecek.  Tüm bu yeniliklerin  şimdiden ülkemize, milletimize, özellikle de üniversitelerimize hayırlı olmasını  diliyorum."
 
Erdoğan, Türkiye'nin 20 yıl önceki ülke olmadığını, siyasetten  ekonomiye, altyapıdan güvenliğe kadar her alanda küresel bir güç haline gelen  veya gelme yolunda emin adımlarla ilerleyen bir Türkiye gerçeği olduğuna işaret  etti.
 
Türkiye'nin en büyük ihtiyacının her alanda yetişmiş insan gücü  olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Özellikle kalkınmamızda kritik  öneme sahip teknolojilerin geliştirilmesi ve kullanılması kabiliyetine sahip  insan kaynağında ciddi açığımız bulunuyor." diye konuştu.
 
Üniversiteler başta olmak üzere, çeşitli kurumların bu doğrultudaki  gayretlerini yakından takip ve takdir ettiğini söyleyen Erdoğan, Sanayi ve  Teknoloji Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığının bu  doğrultuda çeşitli çalışmaları bulunduğunu belirtti.
 
 
"Hep birlikte seferberlik anlayışıyla çalışmamız gerekiyor"
Tüm bunlara rağmen henüz arzu ettikleri yere gelemediklerini belirten  Erdoğan, şöyle devam etti:
"Çocuklarımızın ve gençlerimizin becerilerini, zekalarını,  heyecanlarını, heveslerini doğru mecralara yönlendirmemiz şarttır. Hangi  evladımızın hangi alanda yürümesi gerektiğini kademe kademe tespit ederek,  kendisine gereken imkanı ve desteği sağlamalıyız. Bunun için de üniversitelerden  liselere, ortaokullara, ilkokullara, hatta ana sınıflarına kadar inen sağlam,  etkin, işler bir sistem kurmalıyız. Geleceğimizi güvenle emanet edeceğimiz  nesiller yetiştirmek için toplum olarak hep birlikte seferberlik anlayışıyla  çalışmamız gerekiyor."
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, tam bu noktada gözden asla kaçırmamaları  gereken hayati bir husus bulunduğuna işaret ederek, "Tüm dikkatimizi, vaktimizi,  çocuklarımızı geleceğe en iyi şekilde hazırlamak için verirken onların gönül  dünyalarını zenginleştirmeyi de ihmal etmemeliyiz. Sadece maddi bilgilerle  donanmış, manevi değerlerden yoksun bir nesil milletçe en büyük felaketimiz  olur." ifadelerini kullandı.
 
Dünyada maddi zenginlikte çok ileriye gittiği halde manevi çöküş  sebebiyle geleceğinden ümidi kesmek üzere olan toplumların bulunduğunu dile  getiren Erdoğan, Türkiye'yi böyle bir tehlikeyle yüz yüze bırakmayacaklarını  kaydetti.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İnsanlık tarihinin en kadim topraklarında yaşayan bir millet olarak  maziden atiye kurduğumuz köprünün zenginliklerinin tamamına sahip çıkacak böyle  bir nesiller silsilesi yetiştirmek istiyoruz. Bu topraklarda doğup büyüyen her  evladımız medeniyetini, tarihini, kültürünü, bizi biz yapan değerleri en iyi  şekilde bilmeli ve hayatına uygulamalıdır. Bu toprakları ve üzerinde kurduğumuz  medeniyeti tıpkı Malazgirt'te, Niğbolu'da, Mercidabık'ta, Çanakkale'de, İstiklal  Harbi'nde, 15 Temmuz'da olduğu gibi gerektiğinde canı pahasına savunacak şuurda  nesillere sahip olmadıkça geleceğimize güvenle bakamayız.
 
Hedeflerimize ancak bilimin ve teknolojinin tüm dallarında en ileri  seviyeye ulaşmak için çalışan ama aynı zamanda inancının, tarihinin ve kültürünün  temel bilgilerine vakıf nesillerle ulaşabiliriz. İnsan maddi birikimi ve manevi  zenginliği ile bir bütündür. Ruhsuz bir beden ceset, manevi zenginlikten yoksun  bir zihin de robot hükmündedir. Biz robot değil insan, daha doğrusu insan-ı kamil  yetiştirmenin peşinde olmalıyız. Bunun yolu da bizatihi kendi varlığından  başlayarak her şeyi sorgulayan, araştıran, tefekkür ve tezekkür ederek en doğruyu  bulmaya çalışan nesiller yetiştirmekten geçiyor."
 
"Onlar vagon biz lokomotif önde gideceğiz"
Hem aile eğitimi hem de mektep eğitimi bağlamında bu konuda ciddi  eksikliklerin olduğuna inandığını söyleyen Erdoğan, "Önümüzdeki dönemde öncelikle  ele almamız ve süratle çözmemiz gereken yolumuz, yollarımız, gereken bütün bu  konuların başında işte bu husus geliyor. Üniversitelerimizden bu hususta da  öncülük ve destek bekliyoruz. Onun için başta rektörlerimize çok büyük görev  düşüyor, dekanlarımıza, hocalarımıza çok büyük görevler düşüyor. Sizler, adeta  Mimar Sinan neyse, siz de bütün bu gençlerimizin ruhlarını dokuyacak Mimar  Sinanlarısınız. Öyle yetiştirecek, öyle dokuyacaksınız ki bu nesli inşallah biz  Batıyla yarışta geri değil, onlar vagon biz lokomotif önde gideceğiz."  değerlendirmesinde bulundu.
 
Türkiye Cumhuriyeti'nin uzun bir demokrasi ve kalkınma mücadelesinin  ardından bugün bulunduğu yere geldiğini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:
"Sahip olduğumuz her kazanımın gerisinde çok büyük acılar, çok büyük  mücadeleler, çok büyük bedeller vardır. İstiklal Harbi'mizin ardından kurduğumuz  Cumhuriyetimizi yaşatmak ve büyütmek için attığımız her adımda içeride ve  dışarıda ayakları olan engellerle karşılaştık. Özellikle son yıllarda ardı ardına  yaşadığımız saldırıların her biri aynı senaryonun farklı aktörlerle sahnelenen  bölümlerinden ibarettir. Meseleye bu şekilde baktığımızda en büyük gücümüzün  devlet ve millet olarak kendi içimizde birliğimizi, beraberliğimizi sağlam  tutmamız olduğunu görüyoruz."
 
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçişin Cumhuriyetin kuruluşunun  ardından doğrudan milletimizin iradesiyle gerçekleştirilen en büyük yönetim  reformu olduğuna vurgu yapan Erdoğan, "Demokrasimiz ve kalkınmamız bakımından  ağır maliyetleri olan uzun darbe ve vesayet dönemlerinin ardından böyle bir  değişimi tamamlamış olmamız çok büyük bir başarıdır. Ülkemizdeki her kişi ve  kurumun bu kıymetli kazanıma sahip çıkması gerekiyor." dedi.
 
Türkiye'yi yeniden siyasi ve kurumsal iç mücadeleler bataklığına  sürüklemek isteyenlere bekledikleri fırsatı vermeyeceklerini söyleyen Erdoğan,  sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bütün bunlara rağmen ülkemizi rayından çıkartamamış olmanın hırsıyla  yeni arayışlara girenlere göz kırpmak için çırpınanlar olduğunu görüyoruz. Bugüne  kadar hep yaptığımız gibi milletten alamadığı gücü başka yerlerden devşirmeye  çalışanların heveslerini kursaklarında bırakacağız. Hamdolsun ülkemizde şeksiz,  şüphesiz bir şekilde milletin iradesini temsil eden bir Meclise sahibiz. Aynı  şekilde yine hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde milletin desteğiyle  işbaşına gelmiş bir cumhurbaşkanı ve onun kurduğu hükümet ülkeyi yönetiyor.  Güçler ayrılığı erkinin üçüncü ayağı olan  yargı, ilk derece mahkemelerinden en  yüksek organlarına kadar tüm unsurlarıyla adaletin tesisine hizmet ediyor.  Geçmişte adı darbelerle ve cuntalarla anılan ordumuz, sınırlarımız boyunca ve  sınırlarımız ötesinde destanlar yazıyor. Kurumlarımızın her biri kendi alanında  Cumhuriyet tarihinde yapılanların tamamını 5'e, 10'a katlayan icraatlar  gerçekleştiriyor."
 
Nerede bir zulüm varsa Türkiye'nin orada olduğunu belirten  Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bize bazıları akıl da veriyor, onu da söyleyeyim. Ne  diyorlar? 'Bu kadar yayılmayın.' diyorlar. Zulüm var. Bir tarafta Libya'da zulüm  var, sessiz kalamayız. Suriye'de, 910 kilometre sınırımız boyu zulüm var. Ne  yapalım? Sessiz mi kalalım? Öbür tarafta Somali'de zulüm var, seyir mi edelim?  Azerbaycan'da bakıyorsunuz Ermenilerin zulmü var. Bunlar bizim kardeşlerimiz,  seyir mi edelim? Biz duramayız, tarih boyunca ecdadımızın bize yıktığı bir  mesuliyet var. Onun için biz durmaz ve oralarda da görevimizi yerine getirmenin  gayreti içerisinde oluruz." ifadelerini kullandı.
 
Erdoğan, Türkiye'nin bölgesel ve küresel düzeyde hak ettiği yere  gelmenin gayreti içinde olduğuna işaret ederek "Bu iklimde devletin çalışma  ahengini, milletin huzurunu bozacak hiçbir beyanı, tutumu, davranışı iyi niyetle  bağdaştırmak mümkün değildir." dedi.
 
"2023'ün Haziranı'nda seçim yapılacaktır"
CHP Genel Bakanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun erken seçim talebine de  değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
"Çıkıyorlar, 'Erken seçim.' Ne erken seçimi? Dünyanın hangi gelişmiş  ülkesinde belirlenen zamanın dışında bir seçime gidilir? Bunlar kabile  devletlerinin yaptığı iştir. Bakarsanız 3 ayda bir, 6 ayda bir, senede bir seçime  giderler. Gelişmiş bir ülkede, gelişmekte olan bir ülkede böyle bir şey  göremezsiniz. Amerika'da, Batı'da böyle bir şeyi görür müsünüz? Hayır. Türkiye  artık eski Türkiye değil, yeni Türkiye'de belirlenen zaman neyse ilan edilen  zaman neyse şimdi de 2023'ün Haziranı'dır ve 2023'ün Haziranı'nda seçim  yapılacaktır. Onu öne almak söz konusu değildir. Bunu bilmeleri lazım. Siyasi ve  ekonomik bakımdan küresel bir yeniden yapılanma sürecinde bulunduğumuz şu dönemde  hep birlikte gücümüzün, enerjimizin, vaktimizin tamamını hedeflerimize ulaşmak  için kullanmalıyız. Dönem ne bireysel ne kurumsal taassup dönemi değildir. Hele  hele siyaset dışı aktörlerin, siyaseti yönlendirme gayretine girişmeleri gibi  eski devir alışkanlıklarına milletimizin hiç tahammülü yoktur."
 
"Önümüze bakmaya devam edeceğiz"
Erdoğan, son günlerde bu çerçevede ortaya çıkan tatsız tartışmaları  üzüntüyle karşıladığını ifade ederek "Ülkemizin sorunlarının çözümüne,  milletimizin beklentilerinin karşılanmasına hiçbir katkısı olmayan bu tür  çıkışları ve polemiklerin takdirini milletimize bırakıyorum. Biz önümüze bakmaya,  taahhütlerimizi yerine getirmeye, hedeflerimize ulaşmak için adım adım  ilerlemeye, mücadeleyi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz." dedi.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
"İnşallah 2023 yılında büyük ve güçlü Türkiye'nin inşası yolunda  önemli bir aşamayı da geride bırakmış olacağız. Bir taraftan sismik araştırmalar  yapıyoruz, bir taraftan sondaj çalışmalarını yapıyoruz. İnşallah cumartesi günü  sondaj gemimiz de yapılan çalışmaları bizzat gemide ilgili arkadaşlarımla beraber  takip edeceğim. Temenni ederim ki yeni müjdeler oradan tespit eder ve açıklarız.  Türkiye demokraside ve ekonomide ilerledikçe bu tür meseleler giderek küçülecek  nihayetinde tümüyle gündeminizden çıkacaktır. Rabb'im bu kutlu ve tarihi  mücadelede hepimizin yar ve yardımcısı olsun diyorum."
 
Notlar
Törene TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat  Oktay, Gençlik ve  Spor Bakanı Mehmet Kasapoğlu, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca,  Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı  Fahrettin Altun ve Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş da katıldı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından YÖK 2020 Üstün Başarı  Ödüllerini sahiplerine sundu.
 
Programda, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Türk Müziği Devlet  Konservatuvarı Senfoni Orkestrası konser verdi.