Umut edelim 15 yıl daha beklesin...

16 Ağustos 2018 Perşembe - 2:30 | Son Güncelleme : 16 08 2018 - 2:30

Kandilli Rasathanesi Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener: Marmara Denizi’ndeki depremin büyüklüğü de 7’nin üstünde olacak. Bir ihtimal 7,2 olabilir. Her yıl 500 bin bina dönüştürüldüğünde ancak 15 yılda tamamlanacaktır. Ümit ediyoruz deprem 15 yıl bekleyebilir ama bunun bir garantisi yok.


Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener, Marmara Denizi’ndeki depremin büyüklüğünün 7’nin üstünde olmasının beklendiğini ifade ederek, “Vatandaşların deprem gerçeğine uygun hareket etmeleri lazım. Satın alacakları, oturdukları binaların deprem güvenli olup olmadığını araştırmaları gerekir” dedi. 
17 Ağustos 1999’daki Marmara depreminin 19. yılı nedeniyle açıklama yapan Haluk Özener, Türkiye’ye yayılmış bir sensör ağıyla deprem aktivitelerinin incelendiğini belirterek, bilim insanlarının 1999’dan sonra işaret ettiği Marmara Denizi’nin içinden geçen Kuzey Anadolu Fayı’nda beklenen deprem olduğu için bu bölgede yoğunlaştıklarını söyledi.
 
44 bin bina yıkılıyor 30 bin can kaybı
 
AFAD Deprem Dairesi Başkanı Murat Nurlu, AFAD’ın İstanbul için hazırladığı depremle ilgili acil durum senaryosundan bahsederek şunları anlattı: Bir senaryo çalışması yaptık. Yapmış olduğumuz senaryoya göre İstanbul’da Marmara Denizi’nde Kuzey Anadolu fayının ortasında meydana gelebilecek 7.5 büyüklüğündeki bir deprem sonucu İstanbul kent merkezinde yaklaşık 26 ile 30 bin arasında vatandaşımız hayatını kaybediyor. Yaklaşık 50 bin vatandaşımız ağır yaralı olacak 44 bin 802 binamız yıkılacak. Açıkta kalacak insan sayısı 2 milyon 374 bin. Biz en kötüye göre hazırlıyoruz. Bunlar İstanbul için verdiğim değerler. Marmara Bölgesi’nde olacağı için genelde 28 bin, 30 bine yakın bir can kaybımız söz konusu. Yaklaşık 2 milyon 6 yüz bin vatandaşımız açıkta kalmış olacak. Deprem sonrası olacak tsunami etkileri de olacaktır. Nurlu, “Biz toplanma ve barınma alanlarını belirlemiş durumdayız. Bunların yerleri belli. Deprem anında, bir afet anında bu toplanma alanları ve barınma alanları hemen devreye girecek şekilde planlamıştır. Toplanma alanlarında İstanbul kent merkezi için toplam 3 bin 60 adet, 150 bin adette geçici barınma alanları planlandı. Hazırlıklar yapılıyor” dedi. 
 
Gözümüz kulağımız Marmara’da
 
Marmara’da hem kara hem de deniz tabanında 80 civarında istasyon bulunduğu dile getiren Özener, şöyle devam etti:
Denizin içine 5 istasyonla başladık. Kaçak, trolle avlanmadan dolayı deniz tabanındaki fiber optik kablolarımız zarar görse dahi biz yılmadan bu çalışmalara devam ediyoruz. Türk-Japon projesiyle de 15 ilave sensörle Marmara Denizi’nin kalbini dinliyoruz. 0.2 büyüklüğündeki depremleri bile kaydediyoruz. Yani fayın tek, iki, üç parça kırılıp kırılmayacağı üzerinde senaryolar geliştiriyor. Fayın farklı yerlerinin farklı özelliklerde olduğunu anlıyoruz. Fayın bazı parçaları sismik olarak çok aktif. Bazı yerleri çok suskun, bazıları ise akma hareketi yapıyor.
 
7’nin üstünde olacağı kesin
 
Özener, bir laboratuvar olan Marmara Denizi’nde sadece Türk bilim insanlarının değil dünyanın dört bir yanından, özellikle deniz altı çalışmaları yapan Fransız, İtalyan ve Alman gruplar ile Amerika ve Japonya’dan gelen bilim insanlarının da araştırma yaptığını kaydetti.
Vatandaşın bilmesi gerekenin depremin yaşanacağı gerçeği olduğunu vurgulayan Özener, “Bilimsel olarak bundan kaçma şansımız yok. Depremin büyüklüğü de 7’nin üstünde olacak. Bir ihtimal 7,2 olabilir. Vatandaşların satın alacakları, oturdukları binaların deprem güvenli olup olmadığını araştırmaları gerekir” diye konuştu.
 
7.5 milyon sorunlu ev dönüştürülmeli
 
Prof. Dr. Haluk Özener, eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin 7 milyon 500 bin problemli bağımsız bölüm olduğu ve yılda 500 bin dönüşüm hedeflendiğini söylediğini anlatarak, depreme hazırlığın deprem güvenli binalarla sağlanacağını dile getirdi.
Her yıl 500 bin bina dönüştürüldüğünde dönüşümün ancak 15 yılda tamamlanacağını ifade eden Özener, “Ümit ediyoruz deprem 15 yıl bekleyebilir ama bunun bir garantisi yok. Bugün de yarın da olabilir. Bugün olacakmış gibi hazır olmalıyız, küsmemeliyiz, ‘geç kaldık’ dememeliyiz. Sarf edilen çabaların artarak ilerlemesi lazım” dedi.
 

ETİKETLER