Gazetevatan.com » Yazarlar » O ziyaretin arkasındaki gerçekler!

O ziyaretin arkasındaki gerçekler!

06 Aralık 2013 Cuma


2010'daki Mavi Marmara baskının ardından İsraille gerilen ilişkilerde Tel Aviv'den gelen özürün ardından ilk resmi temas dün yaşandı. İsrail Çevre Bakanı Amir Peretz THY'nin tarifeli uçağına bindi ve İstanbul'daki Uluslararası Konferensta ülkesini temsil etti. Bu, özürden sonra iki ülke arsındaki ilk üst düzey temas oldu.

Geçtiğimiz ay özürden sonra İsrail'e ilk basın ziyaretini gerçekleştiren gazeteci heyeti içinde yer almıştım. İsrail'de kiminle konuşssak Türkiye ile ilişkilerin mutlaka ama mutlaka normalleştirilmesi gerektiğini, bunun İsrail'in güvenliği açısından kritik öneme sahip olduğunu söylüyordu. Ancak Ankara'dan beklenen karşılığın alınamadığını, Türk hükümetinin bu konuda gönülsüz olduğunu, 'İsrail'i dizlerinin üzerine çöktürüp özür dilettik, bu bize yeter' görüşünün hakim olduğunu sandıklarını söylüyordu. Buna rağmen İsrailli bakanın Türkiye'ye gelerek, 'Benim umudum şu. Çok yakın gelecekte Türkiye ile İsrail arasındaki sorunları da çözebileceğimize inanıyorum. İsrail'in yurttaşları ve Türkiye'nin yurttaşları, kendi hükümetlerinden biran önce uzlaşmalarını bekliyorlar' demesi çok önemli.

Hem Çevre Bakanı deyip de geçmeyin. Amir Peretz, öyle sıradan bir siyasetçi değil. İsrail'de Savunma Bakanlığı, Başbakan Yardımcılığı ve ana muhalefet liderliği yapmış bir isim. Peki İsrail neden Türkiye ile ilişkileri düzeltmeye bu kadar istekli?

İşte gerekçeler

* ABD-İRAN YAKINLAŞMASI: Nükleer anlaşmayla birlikte belki de Şah zamanından sonra ilk kez Washington ile Tahran arasında köprüler kuruldu. Hatta geçtiğimiz günlerde Obama'nın 2014 yılında İran'a bir resmi ziyaret yapabileceği bile iddia edildi. ABD, İsrail'in 1 numaralı müttefiki. İran ise 1 numaralı düşmanı. İsrailliler, Ahmedinecad'ın, 'Yahudi devleti haritadan silinmeli' sözlerini asla unutamıyor. İran'ın nükleer krizden bu kadar kolay kurtulmuş olmasını hazmedemiyorlar. Tel Aviv yönetimi perde arkasında İran'ın atom bombası programı yürüteceğine emin. Ama kimseyi ikna edemiyor ve İran politikası konusunda kendisine bir müttefik arıyor. Ankara da bölgede İran'ın değil kendisinin etki sahibi olmasını istiyor

* SURİYE'DEKİ KEŞMEKEŞ: İran anlaşmasından en çok rahatsız olan ülkelerden biri de Suudi Arabistan. Bunun Suriye başta olmak üzere bölgede Şii etkisinin sürmesi sonucunu doğuracağını düşünüyorlar. Yine geçen hafta İsrail basınında çıkan haberlerde İsrail uçaklarının Suudi Arabistan'daki hava üslerini kullanarak İran'ı vurmak yönünde bir askeri plan hazırladığı iddia ediliyordu. MOSSAD ile Suudi istihbaratının yakın çalıştığını artık sağır sultan bile duydu. Ama Suudiler'in Suriye'de İsrail karşıtı El Kaide gruplarına verdiği destek İsrail için bu ülkeyi çok da güvenilir bir müttefik yapmıyor. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün açıklamaları gösteriyor ki Türkiye de radikal grupların Suriye'de hakim konuma gelmesinden son derece rahatsız. Bu da Suriye konusunda Ankara ve Kudüs'ü doğal müttefik yapıyor.