Türkiye'den Doğu Akdeniz resti!

AA |  10 Temmuz 2019 Çarşamba - 15:45 | Son Güncelleme : 10 07 2019 - 18:22

Kıbrıs ve Doğu Akdeniz gerilimi ile ilgili konuşan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu "Garantör ülkeler dışındaki ülkelerin açıklamalarını tamamen yersiz buluyoruz" dedi.


Çavuşoğlu, Dışişleri Bakanlığında düzenlediği basın toplantısında  gündemdeki konulara ilişkin açıklamalarda bulundu.
 
Türkiye'nin kıta sahanlığında yaptığı sondaj faaliyetleri hakkında  değerlendirmelerde bulunan Çavuşoğlu, "Bu konuda herhangi bir ülkenin ya da  uluslararası kurumun yorum yapma hakkı yoktur. Bu konuda ne yapmak istediğine, ne  yapabileceğine ancak Türkiye karar verir." şeklinde konuştu.
 
Çavuşoğlu, söz konusu meselede adımlarını her zaman uluslararası  hukuka uygun şekilde attıklarına vurgu yaparak şöyle devam etti:
 
"Türkiye, kıta sahanlığında sondaj çalışmalarını bugüne kadar olduğu  gibi bundan sonra da sürdürecektir. Daha önce Barbaros Hayrettin Paşa ile sismik  araştırmalar yapıyorduk. Şimdi Fatih gemimizden sonra Yavuz gemimiz de bölgeye  gitti ve bu bölgede sondaj çalışmaları yapacak."
 
Bakan Çavuşoğlu, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz konusunda "Garantör ülkeler  dışındaki ülkelerin açıklamalarını tamamen yersiz buluyoruz." ifadesini kullandı.
 
"Ya zenginlikler hakça paylaşılır, ortak çözüm bulunur ya da Türkiye  olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) haklarını savunmaya devam  edeceğiz." diyen Çavuşoğlu, "Avrupa Birliği'nin (AB) bize yönelik attığı adımın  faydası olmaz, ters teper." diye konuştu.
 
 Bakan Çavuşoğlu, Irak Dışişleri Bakanı Muhammed Ali el-Hekim, Savunma  Bakanı Necah eş-Şammari ve Ulusal İstihbarat Başkanı Mustafa el-Kazimi'nin dahil  olduğu üst düzey heyetle görüşmesinin ardından Dışişleri Bakanlığı'nda basın  toplantısı düzenledi.
 
Konuşmasında, Doğu Akdeniz konusunda sürecin bu noktaya nasıl  geldiğini özetleyen Çavuşoğlu, garantör ülkelere ve AB'ye, Rum tarafı tek taraflı  sondaj ve sismik araştırma çalışmalarına başladığında, Rumların tek taraflı  çalışma yapmasının doğru olmadığını söylediklerini hatırlattı. Çavuşoğlu, Rum  tarafına bu çalışmaları yapmaması ya da durdurması gerektiğini söylemediklerini,  buna karşılık Türk tarafının haklarının garanti altına alınması gerektiğini  aktardıklarını anımsattı.
 
Bakan Çavuşoğlu, 2011'de dönemin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)  Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'nun Birleşmiş Milletler (BM) çatısı altında bir  komisyon kurulması teklifinde bulunduğunu ve bu ortak komisyon içerisinde  müşterek çalışmalar yapıldıktan sonra sondaj ya da diğer faaliyetlerin devam  etmesi gerektiğini anlattı.
 
KKTC'nin bu teklifinin bugüne kadar masada olduğunu ve hiçbir zaman  geri çekilmediğini söyleyen Çavuşoğlu, "Biz düşüncemizi herkesle paylaşırken,  hiçbir kurum, AB, BM ya da Kıbrıs ile yakından ilgilenen garantör ülkeler ve AB  bu konuda adım atmamıştır." dedi.
 
"Kıbrıs Türk halkının burada hakkı olduğunu herkes teslim ediyor"
 
Çavuşoğlu, Rum kesimi ve Yunanistan'ın Türkiye'ye yönelik bazı  kararlar aldırmaya çalıştığını bildiklerini vurgulayarak, birçok toplantı ve  zirvede bu yönde çabalarının olduğunun altını çizdi.
 
AB'nin attığı adımların faydası olmayacağını söyleyen Çavuşoğlu,  sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"AB sırf dayanışma uğruna yanlış adımlar atmaya devam ederse, bu  konuya bir çözüm getiremeyiz. Sorunu çözmek için yapıcı yaklaşım içinde olursak,  biz zaten varız. Esneklik gösteriyoruz. Yeter ki Kıbrıs Türk halkının hakları  garanti altına alınsın. Bir mekanizma kurulabilir, komisyon kurulabilir. AB  üzerinden olabilir, BM üzerinden olabilir. İki taraf üzerinden olabilir. Biz  hepsine varız. Kıbrıs Türk halkının burada hakkı olduğunu herkes teslim ediyor.  Rumlar da teslim ediyor. (GKRY lideri) Anastasiadis'e sorduğum zaman 'Evet,  Kıbrıs Türk halkının hakkı var.' Neden peki bunu garanti altına almıyorsun diye  sorduğumda 'Şimdi yapamam.' diyor. Ne zaman yapacaksın, satmaya başladığın zaman.  Şimdi yapamıyorsan satmaya başladığın zaman yapacağının garantisi nerede? Burada  herhangi bir doğal gaz çıktığında, satmaya başladığında sen olacak mısın?  Dolayısıyla olayın başında bu işleri bizim mutabakata bağlamamız lazım."
 
"Söz hakları yok"
 
Sondaj çalışmalarına başlayıncaya kadar hiçbir kurumun adım atmadığına  değinen Çavuşoğlu, "Garantör ülkeler dışındaki ülkelerin burada söz hakkı yoktur,  garantör değillerdir. Dolayısıyla konuşacaklarsa da dengeli konuşmaları gerekir.  Taraf tutmamaları gerekiyor. Biz Kıbrıs meselesinin çözümünde her zaman AB'yi  gözlemci olarak, bazen yan odada tuttuk. Crans-Montana'da aynı odaya dahil ettik.  Kenarda bir masada oturdular. Dayanışma adına tamamen Rum yanlısı bir tutum  sergiliyorlar. Dayanışmada AB standartları esas alınmalıdır." değerlendirmesinde  bulundu.
 
Çavuşoğlu, AB'nin söz konusu çifte standarda sıkça düştüğüne dikkati  çekerek, "İnsan hakları ve diğer konularda da AB'nin aynı yanlışın içine  düştüğünü görüyoruz. Biz bu dayanışmayı doğru bulmuyoruz. Dayanışma, hakkı ve  haklı savununca güzel oluyor." şeklinde konuştu.
 
Bu Avrupa ülkelerinin Rum kesimini hukuka aykırı şekilde AB'ye kabul  ettiğini anımsatan Çavuşoğlu, "Rum kesimini mutlu edecek açıklamalar yerine bizim  sürekli gündeme getirdiğimiz teklifi değerlendirerek, ortak çözüm bulma yoluna  gitmeliler. Biz buna varız." diye konuştu.
 
Çavuşoğlu, konuya ilişkin en son AB Dış İlişkiler ve Güvenlik  Politikası Yüksek Temsilcisi Mogherini ile görüştüğü bilgisini paylaşarak, şöyle  konuştu:
 
"KKTC ve Kıbrıs Türk halkının hakkını garanti altına alacak bir formül  için her türlü esnekliği gösteriyoruz. Buna yanaşmazlarsa, dayanışma uğruna taraf  tutarak Rum kesiminin yanında olmaya devam ederlerse hata yaparlar. O zaman da  şunu söylemek isteriz: Türkiye, KKTC'nin ve Kıbrıs Türk halkının hakkını sonuna  kadar korumaya kararlıdır. Bundan sonra da buna benzer adımlarımızı atmaya devam  edeceğiz. Ya bu kaynaklar hakça paylaşılır ya da Türkiye olarak hakkımızı ve  Kıbrıs Türk halkının hakkını savunmaya devam edeceğiz."
 
Münhasır Ekonomik Bölge
 
Münhasır ekonomik bölge ilanı hakkında çalışma olup olmadığına yönelik  soruyu yanıtlayan Çavuşoğlu, şunları söyledi:
 
"Bu konularda Dışişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı olarak  arkadaşlarımız çalışmaları yapıyorlar. Bu anlaşmalar nasıl olur, nasıl olmaz,  artısı ne, eksisi ne, atılması gereken adımlar nedir. Denizin altındaki  zenginlikler, yani doğal gaz ve petrol kaynaklarının değerlendirilmesi bakımından  kıta sahanlığı esastır. Münhasır ekonomik bölgeyle beraber balıkçılık dahil,  deniz içinde deniz suyundan ya da rüzgar gibi enerji elde etmek, hatta artık  solar (güneş enerjisi) da deniz üzerinde kurulacak çünkü teknoloji gelişiyor, bu  bakımdan münhasır ekonomik bölgenin avantajları var. Buna mukabil orada alınması  gereken tedbirler nedir, neler yapılacak? Bunları Milli Savunma Bakanlığımızla  birlikte ortak bir çalışma grubu oluşturduk, çalışıyorlar. O görüşmelerden sonra  Sayın Cumhurbaşkanımıza arz edeceğiz. Ondan sonra gereken kararlar verilir."
 
Çavuşoğlu, Yunanistan'da yeni hükümetin göreve başlamasına ilişkin,  yeni Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis'i yakından tanıdıklarını söyledi.  Bakan Çavuşoğlu, Miçotakis'in Yunanistan için iyi işler yapacağına olan inancını  ifade ederek, Yunanistan ile ilişkileri sağlıklı şekilde yürütmek istediklerini  anlattı.
 
Ege'de Yunanistan ile gerginlikleri tırmandırma yerine istikşafi  görüşmelerle sorunları samimi şekilde çözüme kavuşturmak için çalışmak  istediklerini ifade eden Çavuşoğlu, "(Yunanistan'daki yeni hükümet) Gerek ikili  ilişkiler, gerekse Ege ve Doğu Akdeniz konularında daha yapıcı bir şekilde  ilişkilerimizi götürmemize vesile olur." dedi.
 
"Askerlerimizin bileceği iş"
 
Çavuşoğlu, Türkiye'nin S-400 alımı ve nereye konuşlandırılacağıyla  ilgili bir soru üzerine, "O askerlerimizin bileceği iş." dedi. S-400'lerin  teslimatı hakkında gerekli hazırlıkların yapıldığı bilgisini veren Çavuşoğlu,  Milli Savunma Bakanlığının gerekli teknik ayrıntıları gelecek günlerde  paylaşacağını söyledi.
 
  
Iraklı heyetle görüşme
 
Çavuşoğlu, Irak Dışişleri Bakanı Muhammed Ali el-Hekim, Savunma Bakanı  Necah eş-Şammari ve Ulusal İstihbarat Başkanı Mustafa el-Kazimi ve Milli Savunma  Bakanı Hulusi Akar, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Hakan Fidan ile  heyetlerarası bir toplantı gerçekleştirdiklerini kaydetti.
 
Toplantının amacının Irak Başbakanı Adil Abdülmehdi'nin 15 Mayıs  2019'da Türkiye'ye yaptığı ziyarette, iki ülke arasında askeri ve güvenlik iş  birliği alanında ortak belge imzalanması için çalışmalara başlanması hususunda  verilen talimatların yerine getirilmesi olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, bu konuda  Irak tarafına taslak bir metin ulaştırıldığını ve söz konusu metin üzerinden her  iki tarafın hassasiyetlerini dikkate alarak görüştüklerini belirtti.
 
Çavuşoğlu, Irak'la askeri iş birliğinin önemine değinerek,  "Kurumsallaşmaya ve yeniden inşası için adımlar atmaya çalışan Irak'a her alanda  olduğu gibi askeri iş birliği alanında da eğitim ve diğer alanlarda da  desteğimizi sürdüreceğiz." dedi.
 
"Irak'ta bir PKK gerçeği var"
 
Iraklı heyetle terörle mücadele konusunu da ele aldıklarını anlatan  Çavuşoğlu, "Bugüne kadar DEAŞ'la mücadelede hep Irak'ın yanında olduk. Ama  Irak'ta bir PKK gerçeği vardır. Sadece Kandil bölgesinde değil Sincar bölgesinde  de konuşlanmış bir PKK vardır." ifadelerini kullandı.
 
Irak'tan PKK'nın temizlenmesi gerektiğinin altını çizen Çavuşoğlu, öte  yandan, DEAŞ terör örgütünün herhangi bir sahayı kontrol etmese de son zamanlarda  Irak'ta ve Suriye'de tekrar canlanmaya çalıştığına dikkati çekti.
 
Çavuşoğlu, Başika hususunu da değerlendirme fırsatı bulduklarını  belirterek, söz konusu meselelerin detaylarını görüşmek için ortak bir komite  kurma kararı aldıklarını bildirdi. Bakan Çavuşoğlu, bu komitenin karşılıklı  Dışişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve MİT Yardımcıları düzeyinde  olacağını söyledi.
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu yılın son çeyreğinde Irak'ı  ziyaret edeceğini hatırlatan Çavuşoğlu, bu ziyaret kapsamında Yüksek Düzeyli  Stratejik İşbirliği Toplantısı'nın gerçekleştirileceğini kaydetti.
 
Çavuşoğlu, "Irak'ta yeni bir kamp olacak mı? Türkiye askeri anlamda  bir destek sağlayacak mı?" sorusuna şu yanıtı verdi:
 
"Güvenlik iş birliği anlaşması çerçevesinde birlikte burada neler  yapabiliriz, her iki tarafın da hassasiyetini dikkate alarak bir mutabakat  çerçevesinde neler yapabileceğimizi teknik düzeyde arkadaşlarımız daha detaylı  konuşacaklar."
 
Çavuşoğlu, "Sadece Sincar'da değil, PKK'nın tüm Irak'tan temizlenmesi  konusunda mutabıkız." dedi.
 
Bu kapsamda sadece Bağdat'ın rol üstlenmesinin yeterli olmayacağını  vurgulayan Çavuşoğlu, "Bölgesel yönetimin de Erbil'in, Süleymaniye'nin de işin  içinde olması gerekiyor." şeklinde konuştu.
 
Çavuşoğlu, Erbil tarafından bu konuyla ilgili yapılan açıklamada,  Türkiye'nin bölgede yaptığı harekatların sorumlusunun PKK olduğunu ve PKK'nın  Irak'ı terk etmesi gerektiğini güçlü bir şekilde vurguladıklarını anımsattı.
 
Bu terör örgütlerinin her yerde en çok Kürt halkına zarar verdiğinin  altını çizen Çavuşoğlu, Sincar'da ise Yezidilere baskı yaptıklarına dikkati  çekti. Çavuşoğlu, bu terör örgütlerinin ayrıca bulundukları bölgelerde siyasi  partilere baskı yaptıklarını söyledi.
 
Çavuşoğlu, "PKK'nın oradan temizlenmesi Irak halkının da Irak'ın  istikrarı ve güvenliği bakımından da son derece hassas önemlidir. Zaten bu konuda  bir görüş ayrılığımız yok." ifadelerini kullandı. Çavuşoğlu, bu konuda  görüşmelerin devam edeceğini sözlerine ekledi.

ETİKETLER